
YDH- El-Khanadeq gazetesi, Beyrut’taki Başbakan Nevaf Selam liderliğindeki hükümeti ülkeyi Siyonist işgal planlarına karşı savunmasız bırakacak modern bir "Vichy Hükümeti" projesi olarak tanımlıyor.
Uluslararası ilişkilerde "Vichy" terimi, İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi işgaline boyun eğen Fransız yönetimini simgeler; bu bağlamda el-Khanadeq, Lübnan’ın egemenlik haklarını İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarına kurban eden işlevsel bir teslimiyet mekanizmasının inşa edildiği uyarısında bulunuyor.
Gazeteye göre "Barış Hükümeti" isminin seçilmesi tesadüfi değil. Aksine ulusal egemenliğin yıkıntıları üzerinde düşmanla uzlaşmayı amaçlayan bir misyonun ilanı.
1940 yılında Mareşal Pétain liderliğinde kurulan Vichy modelinin çarpık bir taklidine tanık olunduğunu vurgulayan yayın organı, teslimiyetin "gerçekçilik" maskesiyle gizlenerek halka yüksek çıkarların kalkanı gibi pazarlandığını ifade ediyor.
Habere göre bu diplomatik mühendislik, direnişin kırk yıllık kazanımlarını tasfiye etmeyi ve bölgesel bir gücün inşasını, fiyatı uluslararası köle pazarında belirlenen geçici bir "savaş" objesine dönüştürmeyi hedefliyor.
"Lübnan'ın gücü, zayıflığındadır" şeklindeki tarihsel işlevsizlik doktrininin yeniden canlandırıldığına dikkat çeken gazete; "gözün bıza (delici alete) karşı koyamayacağı" yönündeki teslimiyetçi retoriğin, aslında Hizbullah'ın işgal varlığı üzerinde kurduğu asimetrik caydırıcılığı tasfiye etmek için bir kılıf olarak kullanıldığını vurguluyor.
El-Khanadeq, karşımızdaki tabloyu Reuven Ehrlich’in tarif ettiği "Lübnan Labirenti" olarak tanımlarken; Lübnan’ı Batı Asya’nın sağlam kalesinden İbrahim Anlaşmaları satranç tahtasındaki kaybeden bir piyona dönüştürmeyi amaçlayan tutarlı bir Siyonist stratejiye dikkat çekiyor.
Gazete Bakanlar Kurulu'nun mevcut deklarasyonuna ve ulusal uzlaşma zeminine yönelik siyasi bir darbe yapıldığını savunuyor.
Bu hamleyle Lübnan devletinin egemen bir "sınır muhafızı" olma vasfını yitirerek, Siyonist rejim lehine çalışan bir "teknik güvenlik görevlisi" statüsüne indirgendiği vurgulanıyor. Habere göre bu süreç, direnişin on yıllardır verdiği kanlı fedakarlıkları hiçe sayarak, Lübnan’ı onurdan yoksun bir "ekonomik barış" projesine eklemlemeyi hedefleyen bir teslimiyet mühendisliğidir.
Bu "labirentin" izlerinin Litani Nehri kıyılarını aşarak Siyonist rejimin coğrafya ve su üzerindeki kalıcı emellerini ifşa ettiğini aktaran gazete, Fransa’nın sömürgeci reflekslerinden asla vazgeçmediğini hatırlatarak sunulan "iyiliksever anne" imajının bir yanılsama olduğunu dile getiriyor.
İşgal başbakanı Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler’de sergilediği ve egemen sınırları silen haritanın bu projenin zirvesi olduğu belirtilirken, Lübnan’ın ulusal kimliğini parçalayan Siyonist "lütuf alanı"na ilhak edilmek istendiği uyarısı yapılıyor.
1918'de su yollarına hakimiyet planıyla başlayan bu hırsın bugün Smotrich gibi bakanların resmi söylemine dönüştüğüne işaret eden gazete; hükümetin silahsızlandırılmış bölgeyi Sayda eteklerine kadar genişletme ısrarıyla, Siyonist hareketin askeri maliyete katlanmadan stratejik bir tampon bölge oluşturma rüyasına köprü vazifesi gördüğünü yazıyor.
Gazete haberini şu sonla noktalıyor:
''Zilleti bir kurtuluş reçetesi gibi sunanların bugünkü hali, tarihin Mareşal Pétain’in o meşum akıbetine vurduğu mühürle aynıdır. Fransa’yı Nazilerin ayakları altına serip diz çöktürerek himaye edeceğini vehmeden o mareşal; vatanına ihanetten idama mahkum edilmiş, askeri şerefi ve madalyaları elinden alınarak rüsva edilmiştir. Kuşkusuz, "zamanımızın Vichy ruhu" da bundan nasibini alacak. Tarih; Litani’den Avali’ye kadar bu kutsal toprağı savunan direnişin keskin dişlerini söküp, onun yerine işgalcinin nizamına hizmet edecek o "yasal eldivenleri" giydirmeye yeltenenleri asla bağışlamayacaktır. Bir halkın çelikten iradesinin, bir bızın önünde eğileceğine bel bağlayanlar, ancak nefislerine yenik düşmüş bedbahtlardır. Bugün bu millet, kaçınılmaz bir şer’i ve tarihi ikilemle karşı karşıyadır: Ya kalenin izzetine sarılıp onurunu muhafaza edecek ya da Pétain zihniyetine sığınanlarla birlikte, milleti müstekbirlerin satranç tahtasında bir piyon kılanların atıldığı o tarihin esfel-i safilinine, çöplüğüne terk edilecektir.''