
YDH - ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı zor kullanarak açık tutma yönündeki çıkışı uluslararası karşılık bulmadı.
İran’ın boğazdaki deniz kabiliyetini ortadan kaldırma iddiasıyla başlayan ve Amerikan donanmasının geçiş güvenliğini sağlayacağı yönündeki açıklamalarla devam eden süreç, Washington’un diğer ülkelerden yardım istemesiyle yeni bir aşamaya girdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Trump’ın çok uluslu bir deniz koalisyonu kurulacağı yönündeki sözlerine alaycı ifadelerle yanıt verdi.
Arakçi, ABD’nin Çin dahil çeşitli ülkelerden yardım istediğini ancak temasa geçilen beş ülkeden hiçbirinden güvence alınmadığını belirtti.
Trump daha önce Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık başta olmak üzere Hürmüz üzerinden petrol ithal eden ülkeleri bölgeye savaş gemisi göndermeye çağırmıştı.
ABD Başkanı bu çağrıyı, İran’ın artık ciddi askeri kabiliyet taşımadığı yönündeki değerlendirmelerle birlikte dile getirdi.
Trump, İran’ın askeri gücünün “yüzde 100 yok edildiğini” söyledi ve mevcut risklerin en fazla birkaç insansız hava aracı, kısa menzilli füze ya da deniz mayınından ibaret olduğunu ifade etti.
Buna karşın birçok gözlemci ve bazı hükümet yetkilileri Washington’un müttefiklerden yardım istemesini farklı yorumladı. Trump yönetiminin daha önce ortaya koyduğu askeri ve siyasi planların çıkmaza girdiği görüşü yaygınlaştı.
CNN’e konuşan konuya aşina kaynaklar, Pentagon ile ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimalini planlama sürecinde ciddi biçimde küçümsediğini söyledi.
Aynı kaynaklar, Trump’ın ulusal güvenlik ekibinin bazı yetkililerin “en kötü senaryo” olarak nitelendirdiği olası sonuçlar hakkında yönetimi yeterince bilgilendiremediğini aktardı.
Söz konusu analizlerin, karar alma sürecinde temel unsur olması gerekirken ikinci planda değerlendirildiği de ifade edildi.
Kaynaklar ayrıca Hazine Bakanı Scott Bessent ile Enerji Bakanı Chris Wright’ın çatışmanın planlama ve uygulama aşamalarında etkili isimler olduğunu belirtti.
Fakat Trump’ın dar bir danışman grubuna dayanmayı tercih etmesi, hükümet kurumları arasında ekonomik sonuçlara ilişkin kapsamlı tartışmaların sınırlı kalmasına yol açtı.
ABD’li yetkililer CNN’e yaptıkları açıklamada, boğazın kapanmasının küresel ekonomi üzerindeki etkilerini hafifletmeye yönelik adımların sonuç vermesinin haftalar alabileceğini kaydetti. Pentagon’un değerlendirmesine göre petrol tankerlerine askeri refakat sağlanması ise şu aşamada son derece yüksek risk taşıyor.
Trump enerji piyasalarındaki dalgalanmayı küçümseyen açıklamalar yapmayı sürdürüyor. Fox News’e konuşan ABD Başkanı, tanker mürettebatlarının “biraz cesaret göstermesi ve boğazdan geçmesi gerektiğini” söyledi.
Ancak sahadaki tablo, Amerikalı diplomatlar, enerji piyasası uzmanları ve petrol şirketlerinin yöneticileri arasında ciddi bir belirsizlik yarattı.
CNN’e konuşan eski bir ABD yetkilisi, bu senaryonun engellenmesinin onlarca yıldır Amerikan ulusal güvenlik politikasının temel önceliklerinden biri olduğunu hatırlattı ve mevcut durum karşısında şaşkınlık duyduğunu ifade etti.
Enerji şirketlerinin yöneticileri son dönemde ABD donanmasından tankerler için askeri refakat talep etti. Ancak bu taleplerin tamamı reddedildi.
Bölgedeki sanayi temsilcilerine düzenli brifingler veren Amerikan askeri yetkililer, herhangi bir refakat operasyonu için emir almadıklarını ve ABD varlıklarının risk altında olduğunu belirtti.
Trump’ın çağrısına müttefiklerden gelen tepkiler ise sınırlı kaldı.
Birleşik Krallık, HMS Dragon adlı savaş gemisini salı günü Akdeniz’e gönderdi. Ancak bu hamle Londra’nın Washington’un talep ettiği kapsamlı saldırı planına katıldığı anlamına gelmiyor.
İngiltere daha çok savunma odaklı bir yaklaşım benimsiyor ve özellikle Kıbrıs’taki Akrotiri üssünün güvenliğini öncelik sayıyor. Söz konusu üs geçen hafta İran insansız hava araçlarının saldırısına uğramıştı.
Londra ayrıca Hürmüz çevresinde deniz mayınlarını tespit etmek için insansız sistemler kullanma seçeneğini değerlendiriyor. Sunday Times’a göre Kraliyet Donanması’nın Ortadoğu’daki unsurları arasında mayın avlama görevleri için kullanılabilecek insansız araçlar bulunuyor.
Sunday Telegraph ise Ukrayna için geliştirilen İngiliz üretimi önleyici insansız sistemlerin İran yapımı Şahid İHA’larına karşı da kullanılabileceğini yazdı.
Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin ise France 24’e verdiği röportajda ülkesinin şu aşamada Hürmüz Boğazı’na savaş gemisi göndermeyi planlamadığını söyledi.
Trump’ın isim vererek çağrı yaptığı ülkelerden biri olan Japonya daha hassas bir diplomatik dengeyle karşı karşıya.
Başbakan Sanae Takaichi’nin 19 martta Washington’da Trump ile görüşmesi planlanıyor. Dört gün sürecek ziyaret sırasında ABD tarafının Tokyo’dan doğrudan askeri katkı talep etmesi bekleniyor.
Takaichi perşembe günü yaptığı açıklamada Japonya’nın barışçıl anayasasının savaş sonrası dönemde Hürmüz çevresinde mayın temizleme faaliyetlerine katılmasına engel olmayacağını belirtti.
Ancak Tokyo yönetimi şu aşamada bölgeye mayın tarama gemisi gönderme planı bulunmadığını açıkladı.
NHK daha önce Japonya Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayanarak Tokyo’nun dış politika kararlarını kendi değerlendirmelerine göre aldığını ve yalnızca Trump’ın talebi üzerine savaş gemisi göndermeyeceğini aktarmıştı.
Washington’un yardım istediği ülkeler arasında yer alan Çin açısından da tablo sıra dışı görünüyor. İranlı yetkililer, Pekin ile enerji ticaretine yönelik alternatif düzenlemeler üzerinde çalışıldığını belirtti.
İran’ın değerlendirdiği seçenekler arasında bazı petrol tankerlerinin boğazdan geçmesine sınırlı izin verilmesi ve bu sevkiyatlarda ödemenin dolar yerine Çin yuanı üzerinden yapılması yer alıyor.