
YDH - Reuters’a konuşan Körfez kaynakları, aralarında hükümet pozisyonuna aşina üç yetkilinin de bulunduğu isimler üzerinden, bölge ülkelerinin ABD’den İran’la savaşa girmesini talep etmediğini aktardı.
Aynı kaynaklar, Washington’un operasyonları İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tehdit edebilecek kapasitesini koruyacağı noktada sonlandırmaması gerektiğini vurguladı. Hürmüz, Körfez petrol akışının ve bölge ekonomilerinin ana hattı.
Reuters’a konuşan beş Batılı ve Arap diplomat, ABD’nin Körfez ülkelerine Amerikan-İsrail askeri hattına katılmaları yönünde baskı yaptığını bildirdi.
Aynı diplomatik kaynaklar, Başkan Donald Trump’ın bu süreçte uluslararası meşruiyeti güçlendirmek ve iç kamuoyunda destek üretmek için bölgesel destek görüntüsü aradığını ifade etti.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth geçen hafta yaptığı açıklamada, Körfez ortaklarının “çabalarını yoğunlaştırdığını” ve “saldırıya hazır” olduğunu söyledi.
Hegseth, bu ülkelerin halihazırda Washington ile entegre ve kolektif hava savunması üzerinde çalıştığını belirtti.
Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdülaziz Sagr, Reuters’a verdiği demeçte İran’ın “kırmızı çizgileri aşması” halinde Riyad’ın karşılık verebileceğini söyledi.
Sagr, özellikle petrol tesislerine, su arıtma altyapısına yönelik saldırılar veya can kaybı yaratacak eylemlerin bu kapsamda değerlendirileceğini belirtti.
Sagr, “Bu durumda Suudi Arabistan’ın müdahale dışında seçeneği kalmaz” dedi. Riyad’ın buna rağmen tepkisini kontrol altında tutarak daha geniş bir çatışmayı tetiklemekten kaçınacağını da ekledi.
Sagr, “Amerikalılar görev tamamlanmadan çekilirse İran’la tek başımıza kalırız” ifadelerini kullandı.
Başka bir Körfez kaynağı, bölge liderleri arasında hakim görüşün net olduğunu aktardı: Trump yönetimi İran’ın askeri kabiliyetlerini kapsamlı şekilde zayıflatmalı. Aynı kaynak, aksi senaryonun kalıcı tehdit altında yaşamak anlamına geldiğini söyledi.
Reuters’a konuşan üst düzey BAE yetkilisi, ülkesinin itidal politikası izlediğini belirtti. Yetkili, egemenliği, ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğünü koruma hakkını vurguladı.
Tüm bu mesajlara rağmen Körfez ülkeleri doğrudan askeri angajmana girmekten uzak duruyor. Başkentler, İran’ın etkisini sınırlayan girişimleri desteklerken geniş çaplı bir çatışmaya sürüklenmemeyi öncelik kabul ediyor. İran’ın olası misillemelerinin kendi topraklarını hedef alabileceği ve bunun kontrol dışı bölgesel gerilim üretebileceği kaygısı belirleyici.