Stratfor: Hürmüz’de kriz derinleşiyor

18 Mart 2026

Hürmüz Boğazı’nda ticari gemi trafiği yüzde 90’dan fazla düşerken, ABD öncülüğünde planlanan deniz koalisyonunun hayata geçmesinin İran’la gerilimin azalmasına bağlı olduğu belirtildi.

YDH- Stratejik istihbarat kuruluşu Stratfor'un analizinde bildirildiğine göre, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemileri korumak için ABD öncülüğünde oluşturulması planlanan uluslararası deniz görevinin hayata geçmesi, İran ile çatışmaların yoğunluğunun azalmasına bağlı.

Analiz, böyle bir misyonun organize edilmesinin haftalar alacağını ve kapsamlı bir gerilimi düşürme anlaşması olmadığı takdirde, gemi trafiğinin ancak “sınırlı ölçüde” yeniden başlayabileceğini ortaya koyuyor.

Uluslararası deniz koalisyonu çağrısı ve tepkiler

Stratfor'un aktardığına göre, 28 Şubat'ta ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırganlığının başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği “%90'dan fazla” düştü.

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Mart'ta Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve "diğerlerini" Ortadoğu'ya savaş gemisi göndermeye çağırdı. Ertesi gün ise NATO üyelerinin boğazdan geçen ticari gemileri korumaya yardım etmemesinin "NATO'nun geleceği için çok kötü olacağını" söyledi.

Ancak analizde belirtildiği üzere, Trump'ın "çok sayıda ülkenin" bölgeye gemi gönderdiği yönündeki açıklamalarına rağmen, uluslararası deniz koalisyonu önerisi “şüpheyle” karşılanıyor.

ABD'nin müttefikleri ve ortakları (özellikle Avrupalılar) deniz varlığı gönderme konusunda isteklilik ifade etseler de yetkililer Hürmüz Boğazı'yla doğrudan ilgili herhangi bir görevin kapsamı ve zamanlaması konusunda büyük ölçüde “muğlak” konuşuyor. Çin de herhangi bir koalisyona katılma konusunda isteksiz davranıyor.

İran'ın koşulları ve sınırlı geçişler

Savaşın başlangıcından bu yana İran, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş yapmasına izin verdiği ticari gemilerin sayısını sınırlı tutuyor.

Stratfor'a göre, geçiş yapabilen gemilerin çoğu ya İran malları taşıyor ya da Çin, Pakistan veya Hindistan'a gidiyor ve bu geçişler İran'la muhtemelen duruma göre müzakere ediliyor.

Analizde vurgulandığı üzere, İranlı yetkililer, gemilerin İran'a kayıt yaptırmaları, mallarının ABD veya İsrail'e gitmeyeceğini garanti etmeleri ve enerji ürünleri için ABD doları yerine yuan ile ödeme yapmaları halinde boğazdan geçişlerine izin verilebileceğini dile getirdi. Ancak çok az gemi bu koşulları karşılayabiliyor.

Avrupa'nın isteksizliği ve Kıbrıs'ın korunması önceliği

Stratfor'un analizinde belirtildiği gibi, İran savaşı Avrupa'da son derece popüler değil ve birçok kişi krizi ABD'nin yarattığı ve dolayısıyla çözme sorumluluğunun ABD'ye ait olduğu bir durum olarak görüyor.

Analize göre, bu nedenle, şubat ayında savaş patlak verdiğinden beri bölgeye gönderilen Avrupa gemilerinin çoğu Hürmüz Boğazı'nı güvence altına almaya değil, mart ayı başlarında İngiliz askeri varlığına yönelik İran İHA saldırılarının ardından AB üyesi Kıbrıs'ı daha fazla İran saldırısından korumaya odaklanmış durumda.

Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin korunması gerektiği konusunda “en şahin” Avrupalı lider olarak görünen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bile, görevin "çatışmanın en yoğun dönemi sona erdikten sonra" başlaması gerektiğini söyledi.

Analizde bu ihtiyatın nedeni şöyle açıklanıyor: "İran, ABD'ye ait herhangi bir Batılı savunma ortağını -İran'a karşı ABD askeri eylemlerini desteklemiyor olsa bile- ticari trafiği korumak için gemi gönderdiğinde muhtemelen savaşan taraf olarak görecek ve bu gemileri İran saldırılarına maruz bırakabilecektir."

İngiltere'nin, insansız hava aracı yetenekleriyle Hürmüz Boğazı'nda mayın karşıtı önlemlere yardımcı olmayı düşündüğü, ancak Başbakan Keir Starmer'ın ülkesinin "daha geniş bir İran savaşına çekilmeyeceğini" vurguladığı belirtiliyor.

Askeri zorluklar: İran'ın caydırıcı kapasitesi

Stratfor'un analizinde bildirildiğine göre, İran'ın geniş insansız hava aracı, mayın ve füze yetenekleri göz önüne alındığında, Hürmüz Boğazı'nda daha fazla geçişe olanak sağlayacak bir deniz görevinin organize edilmesi “çeşitli taktik zorluklar” doğuracak.

Böyle bir görevin ilk adımı, ABD'nin İran'ın Hürmüz Boğazı çevresindeki (Bender Abbas ve Keşm Adası gibi) Anti-Access/Area Denial (A2/AD) yeteneklerini önemli ölçüde zayıflatmayı hedefleyen askeri eylemlerinin devamı olacak.

Ancak analizde bu görevin “zorluğuna” dikkat çekiliyor. Analize göre, İran'ın sabit deniz varlıkları, radar istasyonları ve liman altyapısı “nispeten” kolay tespit edilip yok edilebilirken, İHA'lar ve kısa menzilli gemisavar füzelerin bir kısmı mobil olduğu için ABD'nin bunları tespit edip vurması “çok daha zor.” İran'ın güney kıyı şeridindeki engebeli dağlık arazi bu operasyonları daha da zorlaştırıyor.

Mayın tehdidi ve temizlik operasyonları

Stratfor'un aktardığına göre, İran'ın A2/AD yetenekleri bastırıldıktan sonra bile, konvoy eskortunu düşünmeden önce ABD ve müttefiklerinin Hürmüz Boğazı ve çevresindeki sulara döşenmiş mayınları temizlemesi gerekecek. İran'ın 6.000 ila 8.000 arasında deniz mayınına sahip olduğu düşünülüyor.

Analizde belirtildiği üzere, mayın temizleme gemileri genellikle küçüktür ve sağlam savunmalardan yoksundur; bu nedenle, ya İran'ın saldırı yeteneklerinin zayıflatılmasıyla ya da daha büyük olasılıkla muhripler ve fırkateynler tarafından korunmaları gerekecek.

Sınırlı kapasite ve ekonomik etkiler

Stratfor'un analizinde vurgulandığı gibi, temizlenmiş bir koridor oluşturulduktan sonra bile, her bir kruvazör, muhrip veya fırkateynin yalnızca bir avuç ticari gemiyi koruyabilmesi muhtemel. Bu düşük ticari gemi-askeri gemi oranı, gemi hacminin çatışma öncesi seviyenin oldukça altında kalacağı anlamına geliyor.

Analizde şu önemli noktaya dikkat çekiliyor: Konvoylar organize edilse bile, yüksek sigorta maliyetleri ve savaş riski primleri, yüksek hacimli deniz ticaretinin yeniden başlamasının önünde önemli bir engel olmaya devam edecek.

Ayrıca, bu konvoylar tarafından korunan gemiler, özellikle de ABD savaş gemileri tarafından korunanlar, ABD güçleriyle işbirliği yaptıkları için İran tarafından doğrudan hedef alınabilir.

Stratfor'a göre, ABD'nin bölgede ciddi bir deniz varlığı artışı veya İran'la çatışmanın daha geniş kapsamlı bir şekilde geriliminin düşürülmesi olmaksızın, Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri İran saldırılarından korumakta zorlanacağı belirtiliyor.

ABD Donanması'nın kapasitesi ve lojistik sorunlar

Analizde bildirildiğine göre, ABD Donanması'nın bölgede iki uçak gemisi grubu, bağımsız konuşlandırılmış muhripler ve destek gemileri bulunuyor. Ancak uçak gemilerini korumakla görevli muhripler, konvoylar düzenlense bile öncelikle bu gemilere katmanlı savunma sağlamaya odaklanmış durumda kalacak. Bu, ABD'nin eskort görevleri için yalnızca 10 kadar gemiye sahip olabileceği anlamına geliyor.

Stratfor'un haberine göre, ABD'nin Bahreyn'de mayın karşıtı önlem paketleriyle donatılmış üç kıyı savaş gemisi bulunuyor. Fakat bunlardan ikisinin mart ortasında Malezya'da görülmesi, üç geminin de çatışmadan önce İran saldırılarından korumak için Fars Körfezi'nden çıkarılmış olabileceğini gösteriyor.

ABD'nin mayın karşıtı önlem kapasitesi, İran'ın çok sayıda mayın döşemesi halinde “yetersiz” kalabilir.

USS George H. W. Bush uçak gemisi grubunun mart ayı başlarında konuşlandırma öncesi eğitimini tamamladığı ve Ortadoğu'ya gönderilebileceği, ancak bunun iki ila üç hafta süreceği belirtiliyor.

Jeopolitik gerilimler ve ekonomik sonuçlar

Stratfor'un analizinde son olarak şu değerlendirme yapılıyor: ABD ile Avrupalı ve Asyalı müttefikleri arasında, Washington'un gemi trafiğini koruma talepleri nedeniyle “gerilimler” artacak.

Konvoylar gerçekleşse bile, gemi hacmi çok sınırlı kalacak ve daha fazla deniz ticaretine izin verecek daha geniş bir anlaşma olmadığı sürece çatışmanın küresel ekonomik etkisi yüksek olmaya devam edecek.

Analizde vurgulandığı üzere, İsrailli ve ABD'li yetkililerin İran'a karşı saldırıların birkaç hafta daha sürebileceğini söylemesiyle, Avrupalı ve Asyalı ülkeler, İran'ın İHA ve füze saldırılarını üzerine çekme korkusuyla ABD'yle somut bir konvoy görevine hızla katılma konusunda “isteksiz” davranacak. Bu durumun, ABD'nin diğer konularda “misilleme tehdidinde” bulunmasına yol açabileceği belirtiliyor.

Nitekim Trump'ın, Çin'in konvoy organizasyonuna yardım etmemesi halinde zirveyi ertelemekle tehdit etmesinin ardından, Çin ziyaretini erteleyeceğini duyurduğu hatırlatılıyor.

Analize göre, Ham petrol sevkiyatlarının yeniden başlaması, hacimler yeterli olursa fiyatların istikrar kazanmasına yardımcı olabilir, ancak tankerlere yönelik kalıcı İran saldırısı tehdidi, fiyatlardaki risk primini muhtemelen varil başına 10 doların üzerinde tutacak. Bir tankere veya konvoyu koruyan bir savaş gemisine yönelik herhangi bir başarılı İran saldırısı, sevkiyatların aniden durmasına yol açabilir.