
YDH - ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard ile CIA Direktörü John Ratcliffe, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik savaş planlaması ve Tahran’a düzenlenen hava saldırıları öncesinde hangi senaryolar hakkında ne ölçüde bilgilendirildiğine ilişkin sorulara net yanıt vermedi.
Senato’daki oturumda vekiller, genişleyen İran'a yönelik haydutluk eyleminin kapsamı hakkında üst düzey yetkililerden açıklama almaya çalıştı.
Bugün Senato İstihbarat Komisyonu’nun “Küresel tehditler” başlıklı oturumunda senatörler, İran’ın ABD için “yakın nükleer tehdit” oluşturup oluşturmadığını doğrudan sordu. Bu ifade, Trump ve Cumhuriyetçi isimlerin İran’a saldırı kararını gerekçelendirirken başvurduğu temel çerçeveydi.
Georgia Senatörü Jon Ossoff, Gabbard’a istihbarat topluluğunun İran'ı “yakın nükleer tehdit” olarak değerlendirip değerlendirmediğini sordu.
Gabbard, istihbarat değerlendirmesinin İran’ın “nükleer zenginleştirme kabiliyetini yeniden inşa etme ve büyütme niyetini koruduğu” yönünde olduğunu söyledi. Aynı sorunun tekrarlanması üzerine Gabbard, bir tehdidin “yakın” sayılıp sayılmayacağına yalnızca başkanın karar verebileceğini ifade etti.
Ossoff, “Sorun şu: ABD için neyin tehdit oluşturduğunu belirlemek sizin doğrudan sorumluluğunuz” diyerek tepki gösterdi.
Maine Senatörü Angus King, 28 Şubat’ta İran’a saldırı kararı alınırken Gabbard ve Ratcliffe’in Trump ile aynı odada bulunup bulunmadığını sordu.
Ratcliffe, saldırılar öncesinde başkanla “onlarca” brifing yaptığını, ancak tek bir toplantıda tek bir anda alınmış net bir karar anı hatırlamadığını söyledi. Gabbard da bu görüşmelerde bulunduğunu doğruladı.
Trump hafta başında yaptığı açıklamada, İran’ın Körfez ülkelerine misilleme yapabileceği konusunda kendisine önceden bilgi verilmediğini söyledi. Oysa uzmanlar daha önce Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali dahil çeşitli senaryoları kamuoyunda dile getirmişti.
Trump, “Kimse, kimse böyle bir şey olacağını düşünmedi. Büyük uzmanlar bile bunu öngörmedi. Dost demem ama tarafsız ülkelerdi, yıllarca birlikte yaşadılar” dedi.
King bu sözleri hatırlattığında Ratcliffe, açıklamayı duymadığını belirtti. Ardından İran’ın Ortadoğu genelinde “enerji tesislerini hedef alan” somut planları bulunduğunu, bu nedenle Savaş Bakanlığı (Pentagon) ile Dışişleri Bakanlığı’nın Epic Fury harekatı öncesinde personel ve kuvvet koruma tedbirleri aldığını söyledi.
Komisyondaki en kıdemli Demokrat Mark Warner, Gabbard’a İran’a karşı savaş başlatılması halinde Tahran’ın Körfez ülkelerine saldırabileceği ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği yönünde başkanı bilgilendirip bilgilendirmediğini sordu.
Gabbard, “İç görüşmeleri açıklamam” dedi ve istihbarat topluluğunun başkana “kararlarını şekillendirmesi için en iyi nesnel istihbaratı sunduğunu” ekledi.
Ratcliffe ise Trump’a haftada ortalama 10 ila 15 kez istihbarat brifingi verdiğini söyleyerek “Bazen saatler süren oturumlar oluyor, bazen belirli konular için günde üç ya da dört kez bilgilendiriyorum” ifadelerini kullandı.
Gabbard, ABD’nin haziranda İran’daki üç ana nükleer tesise düzenlediği saldırıların ardından İran’ın uranyum zenginleştirme programının “tamamen yok edildiği” yönünde bir değerlendirme yapıldığını ve o tarihten sonra yeniden inşa girişimi tespit edilmediğini söyledi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi ise aynı gün yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer programının yalnızca askeri yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağını ifade etti.
Grossi, “Bu çok geniş bir program. On yıllara yayılan bir çabanın ürünü ve birçok farklı noktaya dağılmış durumda” dedi.
Ratcliffe, İran’ın uzun menzilli füze geliştirme alanında daha güçlü itki teknolojileri üzerinde ilerleme kaydettiğini belirtti.
3 bin kilometre menzile ulaşan sistemlere işaret eden Ratcliffe, bu sürecin engellenmemesi halinde Tahran’ın ABD ana karasını hedef alabilecek kapasiteye ulaşabileceğini söyledi.
Bu nedenle saldırı kapsamında İran’ın füze üretim kabiliyetinin zayıflatılmasının ulusal güvenlik açısından kritik olduğunu ifade etti.
Oturum, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nün 34 sayfalık yıllık tehdit değerlendirmesini yayımladığı gün yapıldı.
Aynı zamanda Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in İran savaşı nedeniyle istifa etmesinin ertesi gününe denk geldi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Fox News’e verdiği mülakatta Trump’ın Gabbard’a tam güven duyduğunu söyledi.
Gabbard, Georgia eyaletine bağlı Fulton County’de yılın başında bir FBI operasyonunda bulunmasına ilişkin sorulara, kolluk faaliyetlerine katılmadığını ve yalnızca gözlemci olarak bulunduğunu belirtti. Operasyonun 2020 seçimlerine ait seçmen kayıtlarının ele geçirilmesine yönelik olduğunu söyledi.
Kent’in istifası oturumda sınırlı biçimde gündeme geldi. Ratcliffe, istifa mektubunda İran’ın ABD için yakın tehdit oluşturmadığını yazan eski terörle mücadele direktörüyle aynı görüşte olmadığını kaydetti.
Ratcliffe, Teksas Senatörü John Cornyn’e yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer hedeflerinden ve balistik füze geliştirme planlarından vazgeçtiğine dair hiçbir işaret bulunmadığını söyledi. “İstihbarat bunun tersini gösteriyor” dedi.
Gabbard, yoğun saldırılara rağmen İran hükümetinin “ayakta ancak zayıflatılmış” olduğunu iddia etti.
Ayrıca İran’ın daha önce uzay fırlatma teknolojileri dahil çeşitli alanlarda ilerleme kaydettiğini, bu kabiliyetlerin 2035’ten önce askeri açıdan kullanılabilir kıtalararası balistik füze geliştirme yolunu açabileceğini ifade etti.
Güney Dakota Senatörü Mike Rounds’un sorusu üzerine Ratcliffe, İran’ın haziran ayındaki saldırının ardından kısa ve orta menzilli balistik füzeler üretmeye devam ettiğini doğruladı ve üretim hızının “kaygı verici” düzeyde olduğunu söyledi.
Ratcliffe ayrıca İran’ın Rusya, Çin ve diğer ABD rakiplerinden istihbarat desteği talep ettiğini belirtti.
Yektili, söz konusu ülkelerin fiilen yardım sağlayıp sağlamadığı konusunun ise oturumun gizli bölümünde ele alınacağını ifade etti.