
YDH - ABD istihbarat teşkilatlarının yıllık tehdit değerlendirmesine göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus ordusunun Ukrayna’da toprak kazanmaya devam ettiğine inanıyor ve bu nedenle savaşı durdurmayı düşünmüyor. Rapor, Moskova’nın sahada üstünlük sağlayarak kendi şartlarında bir anlaşma dayatabileceği kanaatini koruduğunu belirtiyor.
Bu yaklaşım, savaşın süresini doğrudan etkiliyor. ABD’li yetkililer, Rusya’nın askeri ilerleme algısı sürdükçe çatışmayı sonlandırma yönünde güçlü bir teşvik görmediğini kaydediyor.
Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin değerlendirmesine göre Rus ordusu geçen yıl Ukrayna’da son yüz yılı aşan dönemin en düşük hızında ilerledi. Buna rağmen sahadaki denge Moskova lehine kalmayı sürdürdü.
ABD istihbaratı bu tabloyu, “toprak kazanımı sürdükçe savaşın durdurulması için belirgin neden görülmediği” şeklinde yorumluyor. Bu durum, askeri başarının mutlak olmamasına rağmen siyasi kararlılığı besliyor.
Rapor, Ukrayna’daki savaşın veya başka bir gerilimin “tırmanan bir süreç” içinde ABD ile doğrudan çatışmaya dönüşebileceği uyarısını içeriyor. Bu senaryoda nükleer silah kullanımına kadar uzanan riskler bulunuyor.
ABD istihbaratına göre bu ihtimal, Rusya’nın Washington açısından oluşturduğu en ciddi güvenlik tehdidi. Çatışmanın kontrolsüz şekilde genişlemesi Avrupa kıtasını doğrudan savaş alanına çevirebilir.
Moskova’nın nükleer silah kullanımına ilişkin tekrar eden açıklamaları ve Ukrayna’da çift kullanımlı orta menzilli balistik füzeleri devreye alması, bölgesel çatışmanın küresel güvenlik tehdidine dönüşme ihtimalini güçlendiriyor.
ABD değerlendirmesine göre bu gelişmeler, yalnızca askeri dengeyi değil, stratejik caydırıcılık mimarisini de aşındırıyor.
ABD istihbaratı, Rusya’nın savaşta geri adım atmamasının arkasındaki önemli unsurlardan birinin Çin’den gelen ekonomik ve teknolojik destek olduğunu belirtiyor. Çift kullanımlı ürünler ve teknoloji transferi, Rusya’nın silah üretim kapasitesini korumasını sağlıyor.
Rapora göre Rusya, artan bütçe açığı ve sivil ekonomide yetersiz yatırım pahasına yaptırımlara direnebiliyor. Bu durum uzun vadede ekonomik durgunluk riskini büyütüyor.
Ekonomik performanstaki gerileme özellikle uzay sektöründe belirginleşti. Çin, finansman sorunları, kalite kontrol eksikleri ve yaptırımlar nedeniyle zayıflayan Rusya’yı geride bırakarak ABD’nin başlıca rakibi konumuna yerleşti.
ABD istihbaratı, Rusya’nın diğer uydulara karşı nükleer silah kullanabilecek yeni bir uydu sistemi geliştirdiğini bildiriyor. Uzayda gerçekleşecek nükleer patlama, yalnızca askeri hedefleri değil, ticari uyduları ve küresel altyapıyı da etkileyebilir.