
YDH - ABD ulusal borcu, çarşamba günü yayımlanan resmi verilere göre 38 trilyon dolar eşiğini aşmasından sadece beş ay sonra 39 trilyon dolar sınırını geçerek yeni bir tarihi zirveye ulaştı.
Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan günlük mali tabloda ortaya koyulan bu tablo, İran'a karşı haftalardır devam eden ve maliyeti giderek artan savaşların yaşandığı bir dönemde kaydedildi.
Kâr amacı gütmeyen Peter G. Peterson Vakfı CEO'su Michael Peterson, ulaşılan bu yeni eşikle birlikte "endişe verici büyüme hızının ve gelecek nesillere yüklenen ağır finansal yükün kabul edilmesi" gerektiğini belirtti.
Mevcut büyüme hızıyla ulusal borcun bu sonbaharda yapılacak seçimlerden önce 40 trilyon dolar gibi sarsıcı bir seviyeye ulaşacağını ifade eden Peterson, yaptığı açıklamada, "Herhangi bir plan olmaksızın, bu hızla trilyon üzerine trilyon borçlanmak, sürdürülemezliğin tanımıdır" dedi.
Hazine Bakanlığı'nın mali verileri, şubat ayında hükümet harcamalarının 672 milyar dolara ulaştığını gösterdi. Bu rakam, ocak ve aralık aylarına göre hafif bir düşüşe işaret etse de hükümetin elindeki nakit rezervi geçen ay itibarıyla 799 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.
Savaşlar, geniş kapsamlı pandemi harcamaları ve vergi kesintileri, ulusal borcun artmasındaki temel etkenler arasında yer alıyor. Ulusal Ekonomi Konseyi Başkanı Kevin Hassett pazar günü yaptığı açıklamada, İran ile yaşanan çatışmanın ABD'ye şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu ve askeri harekatın sona ereceğine dair net bir belirti bulunmadığını kaydetti.
CNBC'de yayımlanan "Squawk Box" programında Becky Quick'in sorularını yanıtlayan Hassett, çatışmanın Amerikalı tüketiciler üzerindeki etkisiyle akaryakıt fiyatlarının yükselmesinin "şu anki en son endişeleri" olduğunu ifade ederek ABD ekonomisinin "sağlam" olduğunu belirtti.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, Başkan Trump'ın göreve gelmesinin ardından geçen yıl federal bütçe açığında yaşanan düşüşe dikkat çekti.
The Hill gazetesine konuşan Desai, "Bu dikkat çekici düşüş, yönetimin bireysel vergi gelirlerini artıran büyüme yanlısı politikalarını, federal istihdamı 1966'dan bu yana en düşük seviyeye indiren kamuda küçülme hamlesini ve federal refah yolsuzluklarına yönelik sert müdahalesini yansıtmaktadır" dedi.
Desai, bu ve diğer girişimlerin etkisi sürdükçe Amerika'nın bütçe açığı ve borç-GSYH oranlarının doğru yönde ilerlemeye devam edeceğini vurguladı.
Öte yandan Peterson, kasım ayındaki ara seçimlere gidilirken seçmenlerin ulusal borç ile enflasyon ve hayat pahalılığı arasındaki bağlantı konusunda "haklı bir endişe" içinde olduğu uyarısında bulundu.
Vakfının geçen ay yayımladığı ankete atıfta bulunan Peterson, her 10 Amerikalıdan dokuzunun artan borcun yaşam maliyetlerini ve borçlanma faizlerini yükseltmesinden korktuğunu belirtti.
Peterson, "Farklı siyasi görüşlerden seçmenler, adaylara borç sorununun çözülmesi için çağrıda bulunuyor" diye konuştu.