Seyyid el-Husi: Askeri seçeneklerin tamamı masada

20 Mart 2026

Ensarullah lideri Seyyid el-Husi, Yemen’in İran, Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılar karşısında İsrail’e karşı ilkeli ve sarsılmaz bir tutum benimsediğini belirterek Sana yönetiminin tüm senaryolara karşı tam hazırlık içinde olduğunu söyledi.

YDH- Ensarullah Hareketi lideri Seyyid Abdulmelik el-Husi, Yemen’in İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik saldırılar ile kutsal mekanların ihlali konusundaki tavrının, İsrail’e karşı sarsılmaz ve ilkeli bir duruş olduğunu teyit etti. 

═══════════════════════════════
El-Husi: ABD, omurgasız Arap liderleri 'süt inekleri' olarak görüyor
═══════════════════════════════

Bölgesel gelişmelere kayıtsız kalmanın veya tarafsızlık arayışının hiçbir ülkeyi hedef olmaktan kurtarmayacağını savunan Seyyid el-Husi, sorumluluktan kaçan kesimleri sert bir dille eleştirdi.

Olayların kendi seyrinde çözülmesini beklemenin "korkunç bir cehalet" olduğunu ifade eden lider, edilgen tutumun bedelleri konusunda uyarılarda bulundu.

Seyyid el-Husi konuşmasında, Kur'an'ın bütününe bakıldığında, Müslümanlara pasif bir kabulleniş değil, aksine aktif bir direnç ve farkındalık emredildiği gerçeğine dikkat çekti:

"Teslimiyet seçeneği, olan biteni görmezden gelmek ve sorumluluktan kaçmak; Kur'an-ı Kerim'e açıkça, doğrudan ve kesin bir şekilde aykırı olan kör bir tercihtir. Eğer ümmetimizin kurtuluşu ve hayrı bu yolda olsaydı; Kur'an-ı Kerim'deki tüm cihat ayetlerinin yerini; teslimiyete, sorumluluğu terk etmeye ve kayıtsızlığa çağıran ayetler alırdı. Kur'an-ı Kerim'de şu anlamda, şu içerikte pek çok ayet olurdu: 'Ey iman edenler! Yahudiler size saldırdığında teslim olun, boyun eğin, uyuyun ve gaflete dalın...' Eğer teslimiyet, sorumluluktan kaçış ve bu düşmanlardan gelecek tehlikeyi görmezden gelmek en doğru, en isabetli ve ümmetin izlemesi gereken en sağlıklı yol olsaydı; Allah bizi buna yönlendirir, bunu teşvik eder, bunu bize sevdirir ve bunun sizin için hayırlı olduğunu söylerdi. Peki Allah Kur'an-ı Kerim'de bize ne buyurdu? "Hoşunuza gitmediği hâlde savaş size farz kılındı. Sizin için hayırlı olduğu hâlde bir şeyi sevmemiş olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu hâlde bir şeyi sevmiş de olabilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.''

Sana’a yönetiminin sahadaki tüm gelişmelere ve olasılıklara karşı tam kapasite hazır olduğunu vurgulayan Seyyid el-Husi, ''askeri seçeneklerin tamamının masada olduğunun'' altını çizdi.

''Bölgedeki düşmanların saldırganlığı yayma yolunu seçtiğini'' belirten Seyyid el-Husi, Yemen halkını her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuzda olmaya çağırdı. 

İç cephenin sarsılmaz birliğini ve istikrarını korumanın önemine dikkat çeken lider, önceki askeri tecrübelerden ders çıkararak hazırlıkların tahkim edilmesi gerektiğini ifade etti. 

═══════════════════════════════
El-Husi: Eylemsizlik İsrail'i cesaretlendiriyor
═══════════════════════════════

Yemen’in "hassasiyetinin ve hayati öneminin farkında olunması gereken" kritik bir eşikte olduğunu hatırlatan Seyyid el-Husi, ''Siyonist odakların ve Batılı destekçilerinin (başta ABD olmak üzere) İslam dünyasına karşı yürüttüğü çatışmanın zirve noktasına ulaştığını'' belirtti.

İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığının temel motivasyonunun Ortadoğu haritasını değiştirmek ve "Büyük İsrail" projesini hayata geçirmek olduğunu öne süren Seyyid el-Husi, ABD’nin bu süreçteki rolüne dikkat çekti. 

Washington’ın İran’a yönelik operasyonlarında bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan askeri üslerinden güç aldığını belirten lider, bazı Arap ve İslam ülkelerinin ABD saldırganlığına zemin hazırladığını iddia etti.

Yemenli lider, şu anki Müslüman toplumunun çoğunluğunun "dost-düşman" ayrımı yapamamasına dikkat çekerek, bu durumu "hayvanların bile gerisine düşmek" olarak nitelendirdi:

Düşmanın kim olduğunu teşhis etme konusunda bu ümmetin içine düştüğü kafa karışıklığı, 'Furkan' olan Kur'an'dan uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu uzaklaşma öyle bir boyuta ulaştı ki, en bariz meseleler bile belirsizleşti. Durum, İsrailoğullarının "İnekler bize birbirine benzer geldi" dediği durumdan daha kötü bir hale evrildi. Ümmetin pek çok ferdi için dostla düşmanı ayırt etmek bile zorlaştı. Oysa hayvanlar bile, Allah'ın onlara bahşettiği fıtrat gereği, dostuyla düşmanını asla karıştırmazlar. Kendisine zarar verebilecek, onu avlayabilecek veya öldürebilecek bir düşmanı, Allah'ın içine nakşettiği o içgüdüyle tanır ve ona göre hareket ederler. Ancak İslam ümmetine baktığımızda; birçok hükümetin, liderin, seçkinlerin, siyasi yapıların, partilerin ve şahsiyetlerin; bu ümmetin en azılı, en kötü düşmanları olan Yahudileri hâlâ 'dost' olarak gördüğünü görüyoruz. Onlara göre mesele sadece bir 'yanlış anlaşılma'dan ibaret; güya çözümlerle, yarım yamalak hamlelerle, bir şekilde İslam topraklarının bir kısmını onlara vererek bu sorun çözülebilir, sular durulabilir ve mesele ortaklığa, barış konseyine ve 'olumlu ilişkilere' dönüşebilirmiş... Bu tam bir ahmaklıktır! Bu, apaçık ve vahim bir sapkınlıktır! 

Bu yüzden Allah şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah öyle bir topluluk getirecektir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı ise vakurludurlar; Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.'' Ve yine buyurur ki: "Sizin dostunuz ancak Allah’tır, O’nun resulüdür ve namazı kılan, rükû halindeyken zekâtı veren müminlerdir. Kim Allah’ı, O’nun resulünü ve müminleri dost edinirse bilsin ki, galip gelecek olanlar ancak Allah’ın taraftarlarıdır." İşte bu ümmetin kurtuluşunu sağlayacak olan, yüce esaslar ve ilkeler üzerine kurulu doğru yol budur. Eğitimden terbiyeye, bilinçlenmeden pratik gelişime kadar her alanda üzerine inşa edilmesi gereken doğrultu budur. Ümmete gerçekten fayda sağlayacak olan tek yol budur. Bunun dışındaki tüm yollar ise kayboluşun ve apaçık hüsranın yollarıdır."

Seyyid el-Husi konuşmasının devamında, Ortadoğu’daki saflaşmayı "ahlaki bir savaş" olarak betimlerek ABD-İsrail ekseni ve onlarla iş birliği yapanları şantaj ve ahlaki yozlaşma ile suçladı.

Seyyid el-Husi, İran’a yönelik saldırganlık sürecinin arka planında cinsel suçlu Jeffrey Epstein’a dair belgelerin ve skandalların bir "kırbaç" gibi kullanıldığını savundu. 

Bu yolla İsrail ile iş birliğinin teşvik edildiğini öne süren lider, Trump yönetimindeki Savaş Bakanı dahil resmi kadroların tamamen "Siyonist bir yapıdan" oluştuğunu açıkladı.

İran’ın sergilediği duruşun hem kendisini hem de İslam ümmetini savunmaya yönelik meşru bir girişim olduğunu ifade eden Seyyid el-Husi, bu tutumun insani, dini ve ahlaki bir görev olarak takdir edilmesi gerektiğini vurguladı. 

İran’ı "boyun eğmeyen özgür bir İslami medeniyet modeli" olarak tanımlayan Ensarullah lideri, bazı bölge medyalarının bu tabloyu çarpıtmaya yönelik dezenformasyon faaliyetlerini eleştirdi.

═══════════════════════════════
El-Husi: İran, Filistin’e desteği nedeniyle hedef alınıyor
═══════════════════════════════

Son olarak Hizbullah’ın Lübnan’da 15 aydır süren İsrail saldırılarına karşı yürüttüğü direnişe değinen Seyyid el-Husi, örgüte yönelik şüphe uyandırma çabalarını kınadı. 

Alınan kararların milleti hedef alan büyük tehlikeleri bertaraf etmek adına stratejik bir zorunluluk olduğunu belirterek konuşmasını noktaladı.