
YDH - Bölgedeki hız kesme belirtisi göstermeksizin üçüncü haftasına girerken; Cumhuriyetçiler, Başkan Trump'ın İran topraklarına ABD askerlerini konuşlandırma ihtimaline karşı hazırlık yapıyor.
ABD rejiminin, petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişini sağlamak ve İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ını gerçekleştirdiği Basra Körfezi'ndeki sanayi merkezi Harg Adası'nı ele geçirmek için operasyon planlarını değerlendirdiği bildiriliyor.
Başkan Trump'ın ek insani güç gönderilmeyeceğine dair yalanlamalarına rağmen, Pentagon'un ABD Merkez Komutanlığı (Centcom) bölgesine binlerce ek deniz piyadesi ve denizcinin sevkiyatını hızlandırması, kara harekatı endişelerini tetikledi.
Trump, Perşembe günü Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hayır, hiçbir yere asker göndermiyorum" dedi. Başkan, "Eğer gönderiyor olsaydım da bunu kesinlikle size söylemezdim" ifadelerini kullandı.
ABD'nin askeri tahkimatı genişlemeye devam ediyor. En az 2 bin 200 deniz piyadesinden oluşan 11. Deniz Piyadesi Sefer Birliği, USS Boxer amfibi hücum gemisiyle San Diego'dan ayrıldı.
Bu birlik, ABD Hint-Pasifik Komutanlığı'ndan katılması emredilen bir diğer birimin ardından Ortadoğu'ya yönelecek. Kara harekatı ihtimali, Cumhuriyetçileri Trump'ın askeri hedeflerini destekleyerek kamuoyunda giderek desteğini yitiren savaşın risklerini dengelemek zorunda bırakan hassas bir noktaya taşıdı.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Joni Ernst, Cuma sabahı yaptığı açıklamada, Centcom'a gönderilen binlerce deniz piyadesinin yönetim için "büyük bir koz" sağladığını belirtti.
Trump'ın gazetecileri "tetikte tutmayı" sevdiğini vurgulayan Ernst, Fox Business kanalına verdiği mülakatta, "İnsanlara ne yapacağımızı ve ne zaman yapacağımızı söylememeliyiz. İnanın bana, Başkan Donald J. Trump ABD'nin çıkarlarını gözetiyor ve üniformalı personelimizi seviyor; onları gereksiz yere riske atmayacaktır" dedi.
Bazı Cumhuriyetçi hukukçular, Trump'ın değerlendirdiği misyonları "kara harekatı" kapsamı dışına çıkarmak için bu kavramı yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Haridopolos, Harg Adası'na asker gönderilmesinin kara harekatı olup olmadığı sorusuna, bunun "hayati bir ekonomik çıkarın işgali" olarak görüleceği yanıtını verdi.
C-SPAN'a konuşan Haridopolos, "Bir tarih öğretmeni olarak kara harekatını, İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya'da yaptığımız gibi bir ülkenin tamamının işgal edilmesi olarak gördüm" dedi.
Haridopolos, Irak'ta yaşananların hafızalarda kötü bir iz bıraktığını ve mevcut liderliğin bundan ders çıkardığına emin olduğunu ekledi.
Heritage Vakfı bünyesindeki Allison Ulusal Güvenlik Merkezi'nde kıdemli deniz harp araştırmacısı olan Brent Sadler, Pentagon'un sevkiyatları ve Trump'ın Hark Adası tartışmalarının İran rejimini belirsizlikte bırakma amacı taşıdığını ifade etti.
Sadler, The Hill'e verdiği mülakatta, "Bu açıklamaların hedefi Tahran'daki mollalardır. Şimdi bir işgali nasıl püskürteceklerini düşünmeye başladılar; Trump ise tamamen farklı bir hamle yaparak onları şaşırtabilir" dedi.
Sadler, deniz piyadelerinin bu denkleme dahil edilmesinin İran'ın daha fazla seçenekle uğraşmak zorunda kalmasını sağladığını belirtti.
Savaş Bakanlığı'ndan bir yetkilinin Cuma günü aktardığı verilere göre, savaşta şu ana kadar 232 ABD personeli yaralandı; bunların büyük çoğunluğu hafif yaralanmalar olup 200'den fazlası görevine döndü. Pentagon, çatışmalarda daha önce 13 ABD personelinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Öte yandan Pentagon bölgeye üç savaş gemisi daha gönderiyor ve Japonya merkezli USS Tripoli'de bulunan 31. Deniz Piyadesi Sefer Birliği'ne de Centcom bölgesine intikal emri verildiği bildirildi.
Eski bir deniz piyadesi ve Irak gazisi olan Mike Jernigan, F-35 savaş uçakları ve Cobra tipi saldırı helikopterlerine sahip bu birliklerin, elçilik tahliyesinden petrol rafinerilerinin ele geçirilmesine kadar geniş bir görev yelpazesinde "muazzam esneklik" sunduğunu kaydetti.
Jernigan, önümüzdeki haftalarda kıyı roket bataryalarına yönelik amfibi baskınlar ve Hürmüz Boğazı'ndaki İran otonom araç filolarının bulunduğu hangarların hedef alınabileceğini öngördüğünü belirtti.
Temsilciler Meclisi Üyesi Pete Sessions, hafta başında CNN'de yaptığı açıklamada, Hark Adası'na asker gönderilmesinin ülkede bir "kara harekatı" sayılmayacağını savundu.
Sessions, "Bu 2 bin 500 deniz piyadesi muhtemelen adanın güvenliğini sağlamak için orada olacak. Benim görüşüme göre adada bulunmak muharebe şartlarında bir kara harekatı değil, tesisi güvence altına almaktır" ifadelerini kullandı.
Reuters/Ipsos tarafından Perşembe günü yayımlanan ankete göre, Amerikan halkının yüzde 65'i Trump'ın İran'da geniş çaplı bir kara savaşı emri vereceğine inanıyor.
Fakat bu yöndeki bir hamleyi destekleyenlerin oranı sadece yüzde 7'de kaldı. Katılımcıların yüzde 55'i herhangi bir kara birliği sevk edilmesine karşı çıkarken, yüzde 34'lük bir kesim sınırlı sayıda özel kuvvetler birliğinin gönderilmesine destek verebileceğini belirtti.
İsrail Başbakanı einyamin Netanyahu, Perşembe günü yaptığı basın toplantısında, İran'daki rejim değişikliğinin devrimle birlikte bir "kara unsuru" gerektirdiğini savundu.
Netanyahu, "Devrimlerin sadece havadan yapılamayacağı söylenir, bu doğrudur. Havadan çok şey yapabiliriz ve yapıyoruz da; ancak mutlaka bir kara bileşeni de olmalı" dedi.
Trump ise İran ile ateşkes ihtimalini şimdilik dışlayarak, "Karşı tarafı yerle bir ederken ateşkes yapmazsınız. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok" dedi.