Amerikalı emekli albay Davis: İran'da hedeflerimizin hiçbirine ulaşamadık

21 Mart 2026

ABD Ordusu’ndan emekli yarbay ve analist Daniel Davis, gazeteci Scott Horton’a verdiği mülakatta İran ile yaşanan çatışmanın askeri ve stratejik sonuçlarını değerlendirdi.

YDH - ABD Ordusu’ndan emekli yarbay ve askeri analist Daniel Davis, gazeteci Scott Horton’un programında yaptığı değerlendirmede, İran ile yaşanan askeri gerilimin mevcut aşamasını “felaket” olarak tanımladı.

Davis, İran’ın yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı bir tehdit oluşturmadığını, Fars Körfezi’nin tamamında etkili bir caydırıcılık kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

Davis, “İranlılar sadece boğazı değil, Körfez’in tamamını kontrol edebileceklerini gösterdi. İstedikleri herhangi bir noktada gemileri hedef alabilirler ve buna karşı bizim yapabileceğimiz çok az şey var” ifadelerini kullandı.

Bu değerlendirme, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına rağmen operasyonel üstünlüğünün sınırlı kaldığına işaret etti.

Bu kapsamda Davis, ABD’nin uzun süredir bilinen risklere rağmen çatışmayı tırmandırdığını vurguladı. “Yıllardır bu senaryonun neden gerçekleşmemesi gerektiğini anlatıyoruz” diyen Davis, ABD askeri planlamasında İran’a karşı “tırmanma üstünlüğü” sağlanamayacağının daha önce de dile getirildiğini aktardı.

“17 üs vuruldu, güç projeksiyonu sınırlandı”

Davis, İran’ın ABD hedeflerine yönelik saldırılarının kapsamına ilişkin somut veriler sundu. “Yayımlanan raporlara göre toplam 17 üs ve tesis farklı düzeylerde vuruldu” diyen Davis, bazı üslerin ciddi ölçüde işlevsiz hale geldiğini ifade etti.

Davis, “Bazıları tamamen haritadan silinmiş değil, ancak operasyonel kapasite ciddi şekilde zayıfladı. Bu nedenle birliklerimizi bölgeden çekmek ve gemilerimizi İran füzelerinin menzili dışına taşımak zorunda kaldık” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Davis, İran’ın bu saldırılarla ABD’nin askeri hareket kabiliyetini sınırladığını belirtti. “Çok etkili oldular. Gücümüzü projekte etme kapasitemizi ciddi biçimde kısıtladılar” diyen Davis, çatışmanın tek taraflı bir üstünlük üretmediğini vurguladı.

Aynı dönemde ABD’nin kayıplarına da değinen Davis, “Bugün bir F-35 kaybettik. İran hava sahasına giren ilk uçaktı. Ayrıca birden fazla MQ-9 Reaper insansız hava aracını da kaybettik” ifadelerini kullandı.

Davis, bu gelişmelerin resmi söylemle çeliştiğini belirterek, “Bu durum, operasyonun söylendiği gibi kesin bir başarı olmadığını gösteriyor” dedi.

“F-35 anlatıldığı gibi değil”

Mülakatta ABD’nin ileri teknoloji silah sistemleri de tartışma konusu oldu. Davis, F-35 savaş uçaklarının performansına ilişkin eleştirilerin uzun süredir dile getirildiğini belirtti.

Davis, “Yıllardır F-35’in üstün olduğu söylendi. Hatta ‘asla yakın muharebeye girmeyecek, uzaktan herkesi vuracak’ denildi. Bunu defalarca duyduk. Ama şimdi gördük ki durum böyle değil” ifadelerini kullandı.

Bu kapsamda Davis, stealth yani görünmezlik teknolojisinin mutlak bir avantaj sağlamadığını belirtti. “Uzun dalga radarlar ve modern sistemler bu uçakları tespit edebiliyor” diyen Davis, mevcut kaybın bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdığını vurguladı.

“Hedeflerin hiçbiri gerçekleşmedi”

ABD yönetiminin açıkladığı askeri hedeflere de değinen Davis, sahadaki durum ile resmi söylem arasında belirgin bir uyumsuzluk olduğunu ifade etti. ABD Savunma Bakanlığı’nın hedeflerini hatırlatan Davis, “Füzeleri yok etmek, savunma sanayisini çökertmek, donanmayı ortadan kaldırmak ve nükleer programı engellemek” şeklindeki hedeflerin hiçbirinin tam anlamıyla gerçekleşmediğini söyledi.

Davis, “Görünen donanmayı vurduk, bazı tesisleri imha ettik. Ancak İran’ın asıl gücü füze kapasitesi ve yer altındaki unsurlarında. Bunlar hâlâ duruyor” dedi.

Ayrıca İran’ın nükleer kapasitesine de dikkat çeken Davis, “400 kilogramdan fazla zenginleştirilmiş materyalleri var ve nerede olduğunu bilmiyoruz. Muhtemelen farklı noktalara dağıtıldı” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede Davis, çatışmanın 20’nci gününde ABD’nin mühimmat stoklarının da kritik seviyelere gerilediğini belirtti. “Önleyici füzelerde ve bazı uzun menzilli sistemlerde ciddi azalma var” diyen Davis, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını kaydetti.

“Avrupalılara çağrı zayıflık göstergesi”

Davis, ABD yönetiminin Avrupa müttefiklerine yönelik çağrılarını da eleştirdi. ABD’nin Avrupa ülkelerini bölgeye askeri katkı sağlamaya davet etmesini değerlendiren Davis, bu yaklaşımın stratejik tutarsızlık içerdiğini ifade etti.

Davis, “Bir yandan müttefikleri eleştirip küçümsüyorsunuz, diğer yandan gelip sizin için savaşmalarını istiyorsunuz. Bu ciddi bir çelişki” dedi. Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’na gemi göndermeme kararını da rasyonel bulduğunu belirtti.

Bu kapsamda Davis, “Onlar da gemilerinin batırılabileceğini biliyor. Bu nedenle risk almıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan ABD’nin Çin’i dahi sürece dahil etmeye çalışmasını “anlaşılması güç” olarak nitelendiren Davis, “Bu durum koordineli bir strateji değil, daha çok çaresizlik göstergesi gibi görünüyor” dedi.

Mülakatın ilerleyen bölümünde Davis, çatışmanın olası çıkış yollarına da değindi. Askeri çözümün sınırlı sonuçlar ürettiğini belirten Davis, diplomatik kanalların yeniden devreye alınması gerektiğini ifade etti.

Davis, “Bu çatışmayı askeri olarak sonlandırmanın net bir yolu yok. Rejim değişikliği mümkün değil. İran sistemini yeniden üretir” dedi.

Bu kapsamda Davis, geçmişteki nükleer anlaşma sürecine atıf yaparak, “Daha önce bir denge vardı. İran nükleer silah üretmiyordu, ABD de saldırmıyordu. Bu denge bozuldu” ifadelerini kullandı.

İran’ın mevcut pozisyonuna da değinen Davis, Tahran yönetiminin müzakereye temkinli yaklaştığını belirtti. “Onlara göre ABD sözünü tutmuyor. Bu nedenle daha fazla baskı oluşturarak dengeyi değiştirmek istiyorlar” dedi.

“Ekonomik baskı belirleyici olacak”

Davis, çatışmanın ekonomik boyutuna da dikkat çekti. Petrol fiyatlarındaki artışın ABD iç politikasını etkileyebileceğini belirten Davis, bu durumun Washington üzerindeki baskıyı artırabileceğini ifade etti.

Davis, “İran, ekonomik baskının ABD için daha zorlayıcı olacağını düşünüyor. Petrol fiyatları yükselirse bu doğrudan iç politikaya yansır” dedi.

Bu çerçevede Davis, çatışmanın uzaması halinde tarafların maliyetlerinin artacağını ve bunun siyasi sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Mülakatın sonunda Davis, mevcut askeri ve siyasi tabloyu değerlendirerek net bir çözüm perspektifinin bulunmadığını ifade etti. Davis, “Bu sürecin nasıl biteceğine dair net bir yol yok. Taraflar geri adım atmazsa daha fazla maliyet ortaya çıkacak” dedi.