İran'dan kesintisiz savaş taahhüdü

22 Mart 2026

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telai, düşmanın tam teslimiyetine kadar kesintisiz savaşın sürdürüleceğini açıkladı.

YDH - İran Savunma Bakanlığı ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Destek Kurumu Sözcüsü Tuğgeneral Rıza Telai, televizyon röportajında, silahlı kuvvetlerin ve bakanlığın halkın talepleri, komuta kademesinin vurguları ve şehit ailelerinin beklentileri doğrultusunda “düşmanın tamamen durdurulması ve teslimine kadar” kesintisiz askeri hattı güçle sürdüreceğini ifade etti.

Telai, sahadaki verilerin de bu yaklaşımı doğruladığını belirtti.

Bu kapsamda Telai, İran İslam Cumhuriyeti Lideri’nin Nevruz mesajına atıfla, “ulusal savunma ile eşgüdümlü yaşamın yükseltilmesi” ekseninde belirlenen stratejinin ekonomi, savunma ve güvenlik arasında bütünleşik ilişki kurduğunu aktardı.

Liderin yeni yılı “ulusal birlik ve ulusal güvenlik gölgesinde direniş ekonomisi” olarak adlandırdığını ifade eden Telai, bu çerçevenin teorik ve pratik düzlemde üç alanın birbirini tamamladığını gösterdiğini söyledi.

Öte yandan Telai, geçen yılki toplumsal dayanıklılığın bu yılı “zafer ve başarı yılına” dönüştürebileceğini belirtti. Bu doğrultuda yönetim, kurumlar ve halk katılımının yaşamın sürdürülmesi ve güçlendirilmesi yönünde faaliyet göstermesi gerektiğini, buna paralel olarak ulusal savunmanın ve sahadaki askeri faaliyetlerin devam etmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Talai, savaşın seyrinin üç başlıkta incelenmesi gerektiğini belirtti: savunmanın meşruiyeti, askeri güç ve savaşın sonucu. Meşruiyet açısından, çatışmanın başlangıcının İsrail ve ABD’ye atfedildiğini, bunun İran’a karşı “dayatılmış savaş” niteliği taşıdığını ifade etti.

Bu iki aktörün savaş kurallarını ihlal ettiğini ve çok sayıda suç işlediğini belirten Telai, küresel kamuoyunda ABD ve İsrail politikalarına karşı tepkinin arttığını söyledi.

Buna karşın Telai, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi ile dini, ulusal ve insani temellere dayanarak İran’ın meşru savunma hakkına sahip olduğunu ifade etti.

Aynı dönemde Telai, İran’ın savunma gücünü üç temel unsur üzerinden tanımladı. İlk olarak, cepheyi destekleyen toplumsal bütünlük vurgulandı; halkın savaşın sürdürülmesini talep ettiğini belirtti.

İkinci olarak, komuta yapısının bütünlüğünün korunduğunu ve üst düzey komutan kayıplarına rağmen sahadaki yönetimin güçlendiğini ifade etti.

Üçüncü unsur olarak ise füze ve insansız hava aracı kapasitesinin sahada somut şekilde kullanıldığını ve İsrail kontrolündeki tüm bölgelerin bu kapasitenin menzilinde bulunduğunu söyledi.

Telai, İran’ın askeri kapasitesinin zayıfladığı yönündeki iddialara karşılık, Devrim Muhafızları ve İran ordusunun onlarca operasyon dalgası yürüttüğünü ve silah kapasitesinin azalmadığını ifade etti. Stratejik stoklar ve yerli üretim sayesinde operasyonların sürdüğünü belirtti.

Buna karşın Telai, son haftalarda karşı tarafın hava savunma sistemlerinde “kademeli çözülme” yaşandığını ve bunun İran’ın füze, İHA ve seyir füzesi saldırılarında isabet ve etkinliği artırdığını söyledi.

Bu kapasitenin, son yirmi yılda savunma sanayine yapılan yatırımlar, Savunma Bakanlığı, Devrim Muhafızları ve özel sektör ile bilgi temelli şirketlerin katkılarıyla geliştirildiğini ifade etti.

Öte yandan Telai, savunma üretiminde çeşitlilik ve üretim hacminin arttığını, özel sektörün de sürece dahil olduğunu belirtti. İran ordusunun “Ariş” tipi İHA üretimiyle savunma kapasitesine katkı sunduğunu ifade etti.

Telai, sahadaki mevcut durumun İran lehine operasyonel üstünlüğe işaret ettiğini belirtti. Füze saldırıları, ordunun İHA faaliyetleri ve deniz birliklerinin kıyıdan, platformlardan ve kara içlerinden seyir füzesi kullanımıyla operasyon çeşitliliğinin ve yıkıcı etkinin arttığını söyledi.

Bu kapsamda Telai, deniz alanında karşı tarafın fiilen sahadan çekildiğini ve Fars Körfezi ile Umman Denizi’nde varlık göstermediğini ifade etti. Bu durumu, söz konusu alandaki “tam çözülme” olarak nitelendirdi.

Buna karşın Telai, Hürmüz Boğazı konusunda ABD’nin psikolojik operasyon yürüttüğünü, ancak fiili güvenlik kontrolünün İran silahlı kuvvetlerinde bulunduğunu belirtti.

Telai, İran’ın tehdit kaynaklarını coğrafi sınırların ötesinde hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti. Bu durumun savunma ve saldırı unsurlarının birleşik yapısını gösterdiğini söyledi.

Aynı dönemde Telai, devletin tüm kurumlarının, hükümetin, meclisin ve güvenlik birimlerinin koordinasyon içinde hareket ettiğini, iç güvenliğin korunarak savaşın sürdürüldüğünü belirtti. Emniyet güçleri, Besic ve istihbarat unsurlarının iç tehditleri etkisiz hale getirdiğini ifade etti.

Son olarak Telai, savaşın sonucunun tarafların iradesine bağlı olduğunu söyledi. İran’da halk, askeri unsurlar ve yönetim arasında “saldırganın cezalandırılması, zararların telafisi ve gelecekte caydırıcılığın sağlanması” yönünde ortak irade bulunduğunu ifade etti.

Lojistik ve üretim altyapısının uzun süreli savaşı desteklediğini, buna karşın karşı tarafta lojistik ve psikolojik zayıflama işaretleri görüldüğünü belirtti. Bu çerçevede Telai, savaşın seyrinin İran ve müttefikleri lehine ilerlediğini ifade etti.