NYT: İran'da Ocak ayındaki ayaklanmaların arkasında MOSSAD vardı

23 Mart 2026

NYT’ye göre İsrail-ABD, İran’da savaşın ilk günlerinde ayaklanma çıkacağı varsayımına bel bağladı; ancak üç hafta geçmesine rağmen bu senaryo gerçekleşmedi.

YDH- New York Times’ın aktardığına göre, Mossad Başkanı David Barnea, İran’la olası bir savaşın ilk günlerinde İran içindeki muhalefetin harekete geçirilerek ayaklanmalar yoluyla yönetimin çökertilmesini öngören bir planı Benyamin Netanyahu ve Donald Trump rejimlerine sundu.

═══════════════════════════════
İsrail'in, İran'daki teröristlere silah sağladığı içeriden doğrulandı
═══════════════════════════════

Habere göre Barnea, savaşın başlamasından birkaç gün sonra yaptığı değerlendirmede, Mossad’ın İran’daki muhalif ağları harekete geçirerek isyanlar ve çeşitli ayaklanma eylemleri tetikleyebileceğini ve bunun İran hükümetinin çöküşüne kadar uzanabilecek bir süreç başlatabileceğini savundu.

Barnea’nın söz konusu öneriyi Ocak ayı ortasında Washington’a yaptığı ziyaret sırasında Donald Trump yönetiminin üst düzey yetkililerine de ilettiği belirtiliyor.

New York Times'a göre, Netanyahu bu planı benimsedi, ancak bazı üst düzey Amerikalı yetkililer ile İsrail’in diğer istihbarat kurumlarında görev yapan bazı isimler 'planın uygulanabilirliği' konusunda şüpheler dile getirdi.

Buna rağmen hem Netanyahu’nun hem de Trump’ın daha iyimser bir değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Ayrıca çatışmanın ilk aşamasında İranlı üst düzey liderleri hedef alan suikastların ardından rejim değişikliğini teşvik edecek istihbarat operasyonlarının kitlesel bir ayaklanmayı tetikleyerek savaşı kısa sürede sona erdirebileceğini düşündükleri ifade edildi.

Trump da savaşın başlangıcında “Hükümetinizi ele geçirin; onu ele geçirmek sizin işiniz olacak!” ifadelerini kullanmıştı.

 

“Havadan devrim yapamazsınız”

Savaşın başlamasının üzerinden üç hafta geçmesine rağmen İran’da beklenen bir ayaklanma ortaya çıkmadı. 

NYT, ''Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail istihbaratının son değerlendirmelerinin, teokratik İran yönetiminin ciddi biçimde baskı altında olsa da ayakta kaldığını gösterdiğini'' vurguladı.

Değerlendirmelere göre, ''güvenlik aygıtının yarattığı yaygın korku ortamı hem ülke içinde yeni bir isyanın doğma ihtimalini hem de İran dışındaki etnik milislerin sınır ötesi saldırılar başlatma olasılığını'' sınırlıyor.

NYT'ye göre, İsrail ve ABD rejimleri, savaş hazırlıkları sırasında İran’da geniş çaplı bir ayaklanmanın tetiklenebileceği varsayımına önemli ölçüde bel bağladı. 

Ancak bu beklenti sahada karşılık bulmadı. İran yönetimi içeriden çözülmek yerine askeri ve siyasi direncini sürdürdü; çatışma da giderek bölgesel bir tırmanışa dönüştü. 

Taraflar Fars Körfezi çevresindeki askeri üsleri, şehirleri, gemileri ve savunmasız petrol ile doğalgaz tesislerini hedef alan karşılıklı saldırılarla gerilimi yükseltti.

New York Times’ın haberine göre bu değerlendirmeler, savaş boyunca ulusal güvenlik ve istihbarat başlıklarını görüşmek üzere kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan bir düzineden fazla mevcut ve eski Amerikalı, İsrailli ve diğer yabancı yetkiliyle yapılan görüşmelere dayanıyor.

Gazete, İran’da olası bir ayaklanmanın gerçekleşme ihtimali konusunda farklı görüşlere sahip yetkililerle de temas kurdu.

Trump’ın savaşın ilk günlerinde yaptığı konuşmanın ardından Amerikan yetkililer, İran’da olası bir iç ayaklanma ihtimali hakkında kamuoyuna açık değerlendirmeler yapmaktan büyük ölçüde geri çekildi. Buna rağmen bazı yetkililer, böyle bir senaryonun hâlâ mümkün olduğu görüşünü koruyor.

Netanyahu ise daha temkinli bir söylem benimsemiş olsa da askeri baskının artırılabileceğini vurguluyor. Netanyahu, Amerikan ve İsrail hava operasyonlarının gerektiğinde kara unsurlarıyla desteklenebileceğini dile getirdi.

Perşembe günü düzenlediği basın toplantısında konuşan Netanyahu, “Havadan devrim yapamazsınız” dedi ve ekledi:

“Bir yer unsuru da gerekir. Bu yer unsurunun nasıl şekilleneceğine dair birçok olasılık var ve bunların hepsini sizinle paylaşmak zorunda değilim.”

Netanyahu ayrıca, “İran halkının oluşturduğumuz koşulları kullanarak sokaklara çıkıp çıkmayacağını söylemek için henüz erken. Umarım bunu yaparlar. Bu yönde çalışıyoruz, ancak nihayetinde karar İran halkına ait olacak” ifadelerini kullandı.

═══════════════════════════════
Arakçi: Teröristlere karşı savaştık, göstericilere karşı değil
═══════════════════════════════

Ancak perde arkasında, Netanyahu, Mossad'ın İran'da isyanı kışkırtma vaatlerinin gerçekleşmemesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. 

Savaşın başlamasından günler sonra yapılan bir güvenlik toplantısında işgal başbakanı, Trump'ın savaşı her an sona erdirmeye karar verebileceğini ve Mossad'ın operasyonlarının henüz sonuç vermediğini belirtti.

 

Washington geri adım attı: Kürt vekil gücü fikri zayıfladı

Mossad'ın planlarının ayrıntılarının çoğu gizli kalırken, planın bir unsuru da Kuzey Irak'ta konuşlanmış İranlı Kürt milis gruplarının işgalini desteklemekti.

Trump yönetiminin İran müzakere ekibinde yer alan Nate Swanson, İran politikası üzerinde çalıştığı uzun yıllar boyunca ABD hükümeti içinde İran'da bir ayaklanmayı teşvik etmeye yönelik "ciddi bir plan" hiç görmediğini söyledi.

═══════════════════════════════
Kürtlerden ABD'ye rest: Biz kiralık silah değiliz
═══════════════════════════════

New York Times'a göre, Mossad'ın Kürt gruplarla uzun süredir devam eden bağları var ve Amerikalı   yetkililer, hem CIA'nın hem de Mossad'ın son yıllarda Kürt güçlerine silah ve diğer destekler sağladığını belirtti. 

CIA'in İranlı Kürt savaşçıları destekleme konusunda mevcut yetkileri vardı ve mevcut savaştan çok önce de silah ve danışmanlık hizmeti vermişti.

NYT, savaşın ilk günlerinde, İsrail jetleri ve bombardıman uçaklarının, Kürt güçlerinin ilerlemesine zemin hazırlamak amacıyla, İran'ın kuzeybatısındaki askeri ve polis hedeflerini bombaladığını aktardı.

İsrailli Sözcü Yarbay Nadav Şoşani, "Operasyon özgürlüğü yaratmak için batı İran'da çok yoğun operasyonlar yürütüyoruz. Oradaki odak noktamız bu oldu." dedi.

New York Times haberine şu ifadelerle devam etti:

''Ancak Amerikalı yetkililer, savaştan çok önce benimsedikleri Kürtleri vekil güç olarak kullanma fikrine artık eskisi kadar hevesli değiller; bu durum İsrailli mevkidaşlarıyla gerginliğe yol açtı.''

 

'İsrailliler hala umutlu'

Mossad Başkanı David Barnea’nın selefi Yossi Cohen, İran içinde isyan çıkarmaya çalışmanın zaman kaybı olacağı sonucuna vararak bu alana ayrılan kaynakların en aza indirilmesini emretmişti.

2021’de sona eren görev süresi boyunca Mossad, İran’da protestolara katılması gereken kişi sayısını hesaplamış ve bu tahminleri 1979 Devrimi’nden bu yana gerçekleşen gösterilerin büyüklüğüyle karşılaştırmıştı.

Cohen, 2018’de yaptığı bir değerlendirmede, “Bu açığı kapatıp kapatamayacağımızı sorguladık ve bunun mümkün olmadığı sonucuna vardık,” demişti.

Bunun yerine Mossad’ın o dönemdeki stratejisi; ağır ekonomik yaptırımların yanı sıra İranlı nükleer bilim insanları ve askeri liderlere yönelik suikastlar ile nükleer tesislere yönelik sabotaj operasyonlarını bir arada kullanarak Tahran yönetimini İsrail ve ABD’nin taleplerine boyun eğmeye zorlamaya dayanıyordu.

Geçtiğimiz yıl boyunca, İsrail'in İran'a karşı askeri harekât düzenleme olasılığı artarken, Barnea Mossad'ın yaklaşımını tersine çevirerek, teşkilatın kaynaklarını savaş durumunda Tahran'daki hükümeti devirebilecek planlara yönlendirdi.

Yetkililere göre, son aylarda Barnea, İsrail ve Amerika'nın yoğun hava saldırıları ve üst düzey İranlı liderlerin suikastından sonra Mossad'ın İran genelinde ayaklanmaları kışkırtmaya başlayabileceğine inanmaya başladı.

Savaşın ilk günlerinde yaşanan grevler ve suikastlardan sonra ayaklanma gerçekleşmedi. 

NYT'ye göre, İsrailli yetkililer ''henüz umutlarını kaybetmediklerini'' söylüyorlar.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, Pazar günü CNN'de savaşın nasıl sona ereceğine dair bir soruya şöyle yanıt verdi: 

"Bence karaya askerler göndermemiz gerekiyor, ama bunlar İran askerleri olmalı. Ve bence geliyorlar."

 

İran’daki Ocak olaylarının arkasında rejim değişikliği planı

The Grayzone platformunun kurucusu ABD'li gazeteci Max Blumenthal,  New York Times'ın bu haberinde 8 ve 9 Ocak’ta İran’da yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği ve Batı’da “demokrasi yanlısı protestolar” olarak pazarlanan şiddet olaylarının rejim değişikliği amacı taşıdığını ve bu süreçte İsrail’in rol oynadığını fiilen doğrulamış olduğuna dikkat çekti. 

Blumenthal'a göre, Mossad açısından bakıldığında, bu olayların Trump’ı askeri bir müdahaleye yöneltecek bir zemin yaratacağı zaten öngörülüyordu.

İsrail istihbaratı için yapılması gereken tek şey, zihinsel olarak kolay yönlendirilebilen başkanı; üst düzey komuta kademesini hedef alan bir dizi “baş kesme” saldırısının İran’da geniş çaplı bir ayaklanmayı tetikleyeceğine ve İslam Cumhuriyeti’ni hızla devireceğine ikna etmekti. 

Ocak ayındaki olaylar, Trump’a yaklaşan sürecin bir “ön gösterimi” olarak sunuldu.

Blumenthal, The Guardian ve The New York Times dahil olmak üzere Batı medyasının, İsrail’in bu yanıltıcı anlatısını meşrulaştırmada merkezi bir rol oynadığını vurguladı.

Blumenthal'a göre, şiddet içeren rejim değişikliği kalkışması “sıradan protestolar” gibi gösterildi; ölü sayıları abartıldı ve hayatını kaybedenlerin önemli bir bölümünün İsrail destekli gruplar tarafından öldürüldüğü gerçeği gizlendi.

ABD'li gazeteci değerlendirmesini şöyle sonlandırdı:

Batı medyasının tamamı ve Batı merkezli insan hakları ağları, söz konusu olayların gerçek niteliğini bilinçli biçimde çarpıttı. Ancak ABD ve İsrail’in kışkırtılmasında rol oynadıkları savaş sahada istedikleri gibi gitmeyince, aynı medya kuruluşları şimdi gerçeğin bazı kırıntılarını ortaya koymakta daha serbest davranabiliyor.