
YDH- Türkiye, Middle East Eye’a konuşan kaynaklara göre, İran’a yönelik savaşın sona erdirilmesi için bir “çıkış yolu” arayışında.
Türkiye’nin, ABD ve İran ile eş zamanlı temaslar yürüterek olası bir anlaşma için müzakerelerin başlatılmasına zemin hazırlamaya çalıştığı belirtildi.
Türk Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, pazar günü Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, İran, Mısır ve Avrupa’daki mevkidaşlarıyla çatışmanın sona erdirilmesine yönelik adımları görüşmek üzere bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi.
Aynı gün Fidan’ın, ABD’li üst düzey yetkililerle de görüştüğü, bu isimler arasında Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın da bulunabileceği ifade edildi.
Fidan’ın daha sonra Suudi Arabistan, Katar, Irak ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla da görüşerek çatışmayı durdurmaya yönelik girişimleri “değerlendirdiği” aktarıldı.
“Kısa ateşkes” ve müzakere zemini arayışı
Türkiye’ye yakın kaynaklara göre Ankara, taraflar arasında müzakereler için alan açacak “kısa süreli” bir ateşkes seçeneğini gündeme getiriyor.
Aynı kaynaklar, Fidan’ın böyle bir ateşkesin, görüşmeler başarısız olursa taraflara yeniden çatışmaya dönme imkânı sağlayabileceğini ifade ettiğini aktardı.
Fidan’ın ayrıca, İsrail’in savaşı uzatma ve İran’a daha fazla zarar verme yönünde bir politika izleyebileceğini söylediği, bu bağlamda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun süreci sabote edebilecek bir aktör olarak öne çıkabileceğine dikkat çektiği belirtildi.
Fidan, “Böyle bir yaklaşım karşısında ABD’nin tutumu belirleyici olacaktır. İsrail, askeri ve endüstriyel hedeflerini ortadan kaldırmadan durmayacağı izlenimi veriyor. Sorun şu ki İsrail barış istemiyor.” dedi.
Bölgesel girişimler ve İran’a yönelik baskılar
Türk bir kaynak, Ankara’nın Avrupa, Körfez ve diğer bölgesel aktörlerle birlikte İsrail etkisini dengeleyecek “birleşik bir müzakere cephesi” oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Aynı kaynak, İran’ın Körfez enerji altyapılarına ve deniz suyu arıtma tesislerine yönelik tehditlerinin bölge ülkelerini endişelendirdiğini ve bunun mevcut durumu yeniden değerlendirmek için bir fırsat oluşturduğunu belirtti.
Sürecin temel zorluğunun, her iki tarafı da tatmin edecek bir yol bulunması olduğu ifade edildi.
Bazı Körfez ülkelerinin, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve daha sınırlı ölçüde Suudi Arabistan’ın, İran’ın gelecekte Hürmüz Boğazı üzerinde “boğucu bir etki” kurmaması gerektiğinde ısrar ettiği aktarıldı.
Fidan’ın değerlendirmesine göre, savaş sonrası Körfez ülkeleri İran’a yönelik beklentilerini açıkça ortaya koyabilir ve belirli koşullar sağlanırsa odağın ekonomik işbirliğine kayması mümkün olabilir.
Fidan, “İran da Körfez’deki ABD üslerine ilişkin taleplerini gündeme getirebilir.” dedi.
İran’ın beklentileri ve olası diplomatik çerçeve
Ankara merkezli İran Araştırmaları Merkezi (IRAM) Başkanı Serhan Afacan, İran’ın inandırıcı bir müzakere sürecini kabul etme ihtimalinin yüksek olduğunu, çünkü savaş nedeniyle hem siyasi hem ekonomik açıdan ciddi baskı altında bulunduğunu iddia etti.
Afacan, ABD-İsrail saldırılarının İran’ın enerji altyapısını hedef alması halinde uzun vadeli istikrarın daha da belirsizleşeceğini ileri sürdü.
Türk kaynağa göre, İran’ın iki “temel” talebi bulunuyor: gelecekte saldırılara karşı garanti verilmesi ve uğradığı kayıpların telafi edilmesi.
Olası çözümlerden birinin, İran’ın petrol ticaretinden elde edilen fonlara erişiminin sağlanması olabileceği, bunun da Hürmüz Boğazı üzerinden kaynak akışının güvence altına alınmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Trump rejiminin kısa süre önce İran petrolüne yönelik bazı yaptırımları kaldırarak yaklaşık 14 milyar dolarlık ticaretin önünü açtığı aktarıldı.
Afacan’a göre, İran açısından finansal konulardan daha önemli olan unsur, ABD’nin gelecekte saldırı gerçekleştirmeyeceğine dair güvence vermesi.
Engeller, İsrail pozisyonu ve Rusya ihtimali
Buna rağmen Ankara’daki kaynaklar, kalıcı bir anlaşma ihtimaline ilişkin “iyimser olmadıklarını” belirtiyor. İsrail’in uzun vadeli saldırı taahhüdünden vazgeçmeyeceği yönünde güçlü bir kanaat olduğu ifade ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulması yönündeki talebinin de sürecin önündeki ana engellerden biri olduğu kaydedildi.
Kaynaklar, İsrail’in “çimleri biçme” olarak bilinen ve İran’ın askeri kapasitesini dönemsel saldırılarla zayıflatmayı öngören stratejiye destek verdiğine dikkat çekti.
Olası bir çözüm olarak Trump’ın, İran nükleer müzakerelerinde Rusya’yı garantör olarak dahil etme önerisinin gündeme gelebileceği, Washington’un artık Umman’ı uygun bir müzakere zemini olarak görmediği ifade edildi.
Rusya’nın hem İran hem İsrail ile olan ilişkileri ve Körfez ülkeleriyle diplomatik bağları nedeniyle arabulucu rolü üstlenebileceği belirtildi.
Bir Türk kaynak süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Trump istediği an zafer ilan edebilir. Ancak İsrailliler saldırıları sürdürme konusunda kararlı görünüyor.”