Rızai: 'Göze göz' dönemi bitti

24 Mart 2026

Devrim Muhafızları Tümgenerali Muhsin Rızai, ABD ve İsrail’e sert uyarıda bulunarak İran’ın altyapısına yönelik saldırıların sürmesi halinde verilecek karşılığın “göze göz” seviyesinde kalmayacağını söyledi.

YDH- Tesnim'in aktardığına göre; Devrim Muhafızları Tümgenerali Muhsin Rızai, verdiği özel mülakatta ülkesini hedef alan saldırgan ABD-İsrail rejimlerine sert uyarılarda bulundu. 

Rızai, "Altyapımıza saldırırsanız, vereceğimiz karşılık artık 'göze göz' seviyesinde kalmayacak; bir göze karşılık bir baş alacağız. Felç olup Fars Körfezi'nin sularında boğulacaksınız." ifadelerini kullandı.

Bugün İran'ın karşısında konumlanan güçlerin tam 47 yıldır bu ülkenin yeminli düşmanı olduğunu belirten Rızai, Saddam Hüseyin'in İran'a karşı yürüttüğü sekiz yıllık kanlı savaşın da bizzat ABD ve İsrail'in yönlendirmesiyle tezgâhlandığını vurguladı.

Savaşın sona erme şartlarına dair net çizgiler çeken Tümgeneral Rızai şunları kaydetti: 

"Uğradığımız tüm zararlar telafi edilene, ekonomik yaptırımların tamamı kaldırılana ve Amerika'nın İran'ın iç işlerine bir daha asla müdahale etmeyeceğine dair kesin bir garanti alınana dek bu savaş sürecektir. Bu; milletimizin, liderliğimizin ve silahlı kuvvetlerimizin ortak kararıdır."

Rızai, Washington ve Tel Aviv hattında yaşanacak olası kırılmalara da değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Yakın gelecekte ABD ile İsrail arasında, tıpkı İran-Irak Savaşı'nın sonunda ABD ile Saddam arasında yaşanan o derin kopuşa benzer ciddi bir ayrılık ortaya çıkacaktır. Geçmişte MacFarlane'in elinde bir İncil ve bir pasta ile Mehrabad Havalimanı'na nasıl gizlice geldiğini hatırlayın."

Mevcut çatışmanın doğasını tanımlarken, "Bu savaş sıradan bir kan davası veya intikam meselesi değil; altında yatan anlamlar söylenenlerden çok daha derin." diyen Rızai, düşmanın 47 yıldır İran ekonomisini bombaladığını ve ülkenin ilerleyişini sekteye uğrattığını ifade etti. 

Rızai, "2001 yılından önce sahaya yalnızca piyonlarını sürüyorlardı; ancak bugün asıl aktörler, yani bizzat Amerikalılar ön plana çıkmış durumda." şeklinde konuştu.

Karşı tarafın asıl niyetine dair çarpıcı iddialarda bulunan eski DMO Komutanı, asıl hedefin İran'ı işgal edip parçalamak olduğunu öne sürdü. Rızai'ye göre ABD-İsrail, İran'ı beş ayrı bölgeye bölmeyi; Buşehr, Huzistan ve İlam gibi petrol zengini eyaletleri tıpkı Venezuela modelinde olduğu gibi doğrudan Amerikan kontrolüne vermeyi planlıyor.

Bu stratejinin kökenlerini Amerikan iç siyasetindeki dönüşümlere bağlayan Rızai, oğul Bush döneminden sonra filizlenen ve Trump yönetimi altında olgunluğa erişen yeni bir "Amerikan-Siyonist" siyasi hareketin doğduğuna dikkat çekti. 

Bu yapının kısmen Amerikan kapitalistlerine, kısmen de ırkçı Siyonist sermayedarlara dayandığını belirten Rızai, Bush döneminde İsrail'in Afganistan'a müdahil olmasına dahi izin verilmezken, bugün gelinen noktada İsrail'in bizzat Amerika'yı ve Trump'ı kendi peşinden sürüklediğini savundu.

Rızai ayrıca, İsrail'de "Büyük İsrail"i kurmayı, Irak ile Suriye'yi ele geçirmeyi ve nihayetinde İran'ın yok edilişini kutlamayı hedefleyen aşırı dinci bir "Tapınak" hareketinin varlığına işaret etti.

Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkileri "ayrı kolları ve bacakları olan, ancak gövdeleri birbirine yapışmış ikizlere" benzeten Rızai, buna rağmen İsrail'in askerî ajandasının Trump'ınkinden farklılaştığını öne sürdü. 

Sahada inisiyatifin Trump'ta değil Netanyahu'da olduğuna dikkat çeken Rızai, "ABD Terörle Mücadele Servisi direktörünün istifası, Trump ile Netanyahu'nun stratejileri arasında derin bir çelişki olduğunu gösteriyor; aksi takdirde Trump'ın ayın 12'sinde ateşkes ilan etmesi gerekirdi." değerlendirmesinde bulundu.

Amerika'nın İran ile olan savaşta mutlak bir zafer umduğunu ifade eden Rızai, açıklamalarına şöyle devam etti:

"İran'ı ele geçirmeyi hırslarının zirve noktası olarak görüyorlar. Bunu başardıkları takdirde İran üzerinden Fars Körfezi'ni tamamen kontrol altına alabileceklerine ve Amerika'nın yeniden küresel bir hegemon olabileceğine inanıyorlar.Hatta Kanada'yı, Arap ülkelerini, Suriye'yi ve Irak'ı dahi tahakküm altına alıp kendi sistemlerine bağlayabilecekleri zehabına kapılmış durumdalar."

Bölgesel aktörlere de seslenen Rızai, "Arap ülkeleri kurgulanan bu planın gerçek derinliğini kavrayabilselerdi, Amerika ve İsrail'in arkasında saf tutmak yerine bize destek verirlerdi. Zira bu hareket yeni bir düzen inşa etmiyor, aksine küresel bir kaos arzuluyor; yepyeni bir Birleşmiş Milletler kurup tüm kuralları baştan yazmak istiyorlar." ifadelerini kullandı.

Çatışmaların patlak verme nedenini düşmanın yanlış istihbaratına bağlayan deneyimli komutan, süreci şu sözlerle özetledi: 

"İran'ın Suriye'de Beşşar Esed'i destekleme kapasitesini yitirerek zayıfladığını, Seyyid Hasan Nasrullah'ın mağlup olduğunu, büyük İranlı general Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle sarsıldığımızı ve içeride halkın bir ayaklanmaya hazırlandığını zannettiler. 'Savaş istemeyen bu ülke artık savaşa hazır değil' yanılgısıyla bize saldırdılar ve 12 Günlük Savaş'ı işte tam da bu temelsiz gerekçelerle başlattılar."

Trump ve Netanyahu arasındaki iç çatlaklara bir kez daha değinen Rızai, "Sizce onların askerî planı gerçekten sadece 12 günlük bir savaştan mı ibaretti? Netanyahu sahada İran'ın kapasitesiyle yüzleşince bizzat kendisi ateşkes çağrısında bulundu. Birkaç gün sonra ise Trump, sırf iplerin Netanyahu'nun elinde olduğu söylenmesin diye çıkarak 'Savaşı ben yönettim' açıklaması yaptı." dedi.

Rızai, açıklamalarını savaşın aşamalandırılmasına yönelik stratejik bir tespitle tamamladı: 

"12 Günlük Savaş, kurgulanan bu planın yalnızca ilk aşamasıydı; Ramazan Savaşı ise ikinci aşamasını oluşturuyor. Uluslararası Siyonist lobi, Trump döneminde 'İran'ın işini kalıcı olarak bitirmeliyiz' dayatmasında bulundu. Trump yönetimi başlangıçta buna yanaşmadığı için, onu İran'ı tamamen yok etmeyi hedefleyen bu çok aşamalı askerî planın içine kasten sürüklediler."