Şeyh Naim Kasım: Teslimiyet yerine sınır tanımayan direnişi seçtik

26 Mart 2026

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, ABD ve İsrail'in Fırat'tan Nil'e uzanan "Büyük İsrail" projesine karşı Lübnan'ın teslimiyet yerine tavizsiz bir direniş hattını seçtiğini ilan etti.

YDH- Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Hizbullah'ın teslimiyet yerine topyekûn bir yüzleşme yolunu seçtiğini belirterek; savaşçılarının, ülkeyi ABD ve İsrail'in ortaklaşa yürüttüğü "Büyük İsrail" projesine karşı savunmak uğruna "sınırsız" bir fedakârlıkla savaşmaya hazır olduğunu ilan etti.

Çarşamba günü yaptığı kapsamlı açıklamada Lübnan'ın karşı karşıya kaldığı varoluşsal tehditlerin altını çizen Hizbullah Genel Sekreteri, Direniş Cephesi'nin bu savaştaki sarsılmaz kararlılığını teyit etti.

Şeyh Kasım, ülkeyi boyunduruk altına almayı hedefleyen ABD-İsrail ortak saldırganlığına karşı tüm siyasi ve toplumsal kesimleri ulusal birlik şemsiyesi altında toplanmaya çağırdı.

Lübnan'ın önünde son derece net iki seçenek bulunduğunu vurgulayan Şeyh Kasım, "Ya teslim olup toprağımızdan, onurumuzdan, egemenliğimizden ve gelecek nesillerimizin istikbalinden vazgeçeceğiz; ya da kaçınılmaz bir yüzleşmeye girerek işgalcilerin hedeflerine ulaşmasını engellemek için direneceğiz." ifadelerini kullandı.

Direnişin, saldırganlığa yanıt vermek için seçtiği zamanlamanın "İsrail düşmanının elindeki sürpriz unsurunu yok ettiğini, Lübnan'ı izole etme planlarını çökerttiğini ve tüm bahanelerini boşa çıkardığını" belirtti.

Hizbullah savaşçılarının sahadaki performansından övgüyle söz eden Genel Sekreter, onların "kahramanlık, onur, vatanseverlik ve haysiyetin en muazzam destanlarını yazdığını" dile getirdi.

Şeyh Kasım, "Onlar sınır tanımadan yola devam etmeye kararlılar, sonsuz fedakârlıklara hazırlar ve şu an milliyetçiliğin parlayan bir sembolü, yaklaşan kurtuluşun ise deniz feneri olarak hizmet ediyorlar." şeklinde konuştu.

Lübnan halkının direnişe verdiği desteğe de değinen Şeyh Naim, "Halkımız bu cihat yoluna katkıda bulunmak için kendi yurtlarından göç etti; direnişçiler ve fedakârlar olarak dimdik ayakta kaldı. Vatanları ve insanları için özgür, onurlu bir gelecek inşa etmek uğruna evlerinden ve normal hayatlarından çok uzakta acı çekerek, çocuklarını gururla ve kendi iradeleriyle feda ettiler." dedi.

Şeyh Kasım, Lübnan'ı da içine alan, Fırat'tan Nil'e kadar uzanan bir işgal ve genişleme stratejisi üzerine kurulu son derece tehlikeli bir ABD-İsrail projesi olan "Büyük İsrail" tehlikesine karşı uyarılarda bulundu.

ABD-İsrail ekseninin Lübnan'a yönelik saldırganlığının 27 Kasım 2024'ten bu yana hiç durmadığını hatırlatan Şeyh Naim, İsrail düşmanının ateşkes anlaşmalarını sürekli olarak ihlal ettiğini vurguladı.

Hizbullah Genel Sekreteri, tüm kesimleri tek bir sancak altında, "toprakları ve insanları özgürleştirmek için saldırganlığı durdurma" gayesi etrafında kenetlenmeye çağırdı.

Siyasi ihtilaflar da dâhil olmak üzere diğer tüm meselelerin savaşın ardından çözülebileceğini belirten Genel Sekreter, "Ulusal birlik, düşmanımızın ülkemizi işgal etme hevesini kursağında bırakır. Dayanışma ve işbirliği, bu acı verici dönemi atlatmamızı sağlar ve ülkemizi hep birlikte yeniden inşa etmemize yardımcı olur." dedi.

Lübnan hükûmetine, direnişi kriminalize eden kararlarını derhâl geri alma çağrısında bulunan Şeyh Kasım, iç siyasetteki silahsızlanma tartışmalarına yönelik sert bir uyarıda bulundu:

"İşgal ve saldırganlık tüm şiddetiyle devam ederken, sırf İsrail'in arzularını yerine getirmek için silahların tekelleştirilmesi talep edildiğinde; bu adım, Lübnan'ın çöküşüne ve 'Büyük İsrail' projesinin gerçekleşmesine giden yolu açmaktan başka bir işe yaramaz."

Düşmanlıklar sürdüğü müddetçe İsrail ile herhangi bir müzakere masasına oturmayı kesin bir dille reddeden Hizbullah Genel Sekreteri, "Ateş altında İsrail düşmanıyla müzakere etmek, zorunlu bir teslimiyet ve Lübnan'ın tüm kapasitesinden mahrum bırakılması anlamına gelir. Topraklarımızı işgal eden ve her gün bize saldıran bir düşmanla masaya oturmak kesinlikle kabul edilemez." ifadelerini kullandı.

Şeyh Kasım konuşmasında, İran'ın ABD ve İsrail ile olan yüzleşmesine de dikkati çekerek bu durumu "üzerine düşünülmesi gereken tarihî bir ders" olarak nitelendirdi.

"İran İslam Cumhuriyeti'nin küresel Amerikan-İsrail saldırganlığına karşı sergilediği duruş, ibretlik bir derstir. İran, yeryüzündeki en güçlü ve en acımasız suçlulara karşı dimdik ayakta durdu ve inşallah galip de gelecektir. Şunu bilin ki, Amerika ve İsrail'e karşı kazanılan her zafer, tüm insanlığa iyilik getirir." diyen Kasım, sözlerini "Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tandır." ayetiyle destekledi.

Mevcut askerî operasyonların bütünüyle bir vatan savunması olduğunun altını çizen Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, durumu şu sözlerle özetledi:

"Bizler, Lübnan ve vatandaşları için salt bir savunma savaşı veriyoruz. Şehit düşenler bizim erkeklerimiz, gençlerimiz, kadınlarımız ve çocuklarımızdır. Özgürleştirdiğimiz yer ise bizzat kendi anavatanımız olan Lübnan topraklarıdır. Lübnan'a yönelik saldırganlığa karşı durmak, herkesin omuzlaması gereken ulusal bir sorumluluktur."