
YDH - New York Times gazetesinde yayımlanan söyleşide üç Amerikalı gazeteci, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın stratejik ve siyasi sonuçlarını değerlendirdi.
Söyleşiyi radyo sunucusu ve gazeteci Robert Siegel yönetti; tartışmaya liberal eğilimli yazar E.J. Dionne Jr. ile muhafazakar yorumcu Mona Charen katıldı.
İki yorumcu, ABD’nin mevcut savaş nedeniyle ilerleyen dönemde ciddi bir bedel ödeyeceği görüşünde birleşti. Katılımcılar, bu sonucun yalnızca askeri düzlemle sınırlı kalmayacağını, ülkenin küresel rolü ve iç dengeleri üzerinde kalıcı etkiler yaratacağını ifade etti.
Tartışmada Washington’ın uluslararası sistemdeki konumunun değiştiği ve müttefiklerle ilişkilerin zedelendiği yönündeki değerlendirmeler öne çıktı. Bu çerçevede söyleşi, ABD dış politikasının yönü ve kurumsal yapısı hakkında geniş bir tartışma zemini sundu.
E.J. Dionne, tartışmanın başında savaşın temel sorununu ortaya koyarak askeri müdahalenin gerekçesini ve yönetim biçimini sorguladı. Dionne, ABD Başkanı Donald Trump’ın tutumunun tutarsızlık içerdiğini ve askeri tehdit ile diplomatik arayış arasında gidip geldiğini belirtti.
Dionne, “Bu yaklaşım ABD’yi kararsız gösteriyor ve karşısındaki aktörlere yanlış sinyaller veriyor” dedi.
Dionne ayrıca Washington’ın küresel istikrar sağlayıcı rolünden uzaklaştığını ve uluslararası hukuk ile anayasal çerçevenin dışına çıkan bir çizgi izlediğini ifade etti.
Dionne, bu sürecin Amerikan kamuoyunda güven kaybına yol açtığını ve ülkenin değer temelli liderlik iddiasını zayıflattığını kaydetti.
Dionne, “ABD’nin küresel rolü artık öngörülebilirlikten uzaklaştı” değerlendirmesinde bulundu.
Bununla birlikte Mona Charen, İran’ın “genişlemeci ve devrimci” karakter taşıyan bir sistem olduğunu belirterek bu tür bir aktörle mücadelede disiplinli ve uzun vadeli strateji gerektiğini vurguladı.
Charen, Trump yönetiminin bu çerçevede yeterli kurumsal ciddiyet göstermediğini ifade etti. Charen, “Böylesi bir tehditle kişisel reflekslerle hareket eden bir liderlikle başa çıkılamaz” dedi.
Charen, mevcut yaklaşımın stratejik hesap hatalarına yol açtığını ve bu durumun ABD’nin güvenilirliğini aşındırdığını belirtti. Charen ayrıca, Trump’ın karar alma süreçlerinin öngörülemezliğinin müttefikler açısından risk yarattığını kaydetti.
Charen, “Bu tablo artık karmaşık bir stratejiden çok doğrudan bir doğaçlama izlenimi veriyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan tartışmada NATO’nun geleceği önemli başlıklardan biri olarak öne çıktı. Dionne, Avrupa müttefiklerinin Washington’a yönelik güveninin zayıfladığını ve ittifakın ciddi bir sınamadan geçtiğini belirtti.
Dionne, “NATO içindeki dayanışma duygusu aşınıyor ve bu durum ittifakın işleyişini etkiliyor” dedi. Dionne, Trump yönetiminin müttefiklerle ilişkilerde ekonomik ve ticari araçları öne çıkardığını ve bu yaklaşımın siyasi bağları zayıflattığını ifade etti.
Dionne ayrıca, ABD’nin Ukrayna konusunda zaman zaman Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın bir tutum sergilemesinin Avrupa’da rahatsızlık yarattığını belirtti.
Bununla birlikte Charen, Trump’ın geçmişte Danimarka’ya bağlı Grönland hakkında dile getirdiği askeri müdahale ihtimalini hatırlatarak bu tür açıklamaların ittifak ilişkileri açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Charen, İran savaşı bağlamında da ABD’nin müttefikleriyle yeterli istişare yürütmediğini belirtti. Charen, “Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerden en fazla etkilenen aktörler Avrupa ülkeleri olmasına rağmen bu süreçte dışarıda bırakıldılar” dedi.
Charen ayrıca Trump’ın İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile yaşadığı gerilimi hatırlatarak bu tür tutumların güven krizini derinleştirdiğini kaydetti.
Diğer yandan söyleşide ABD kamuoyunda İsrail’e yönelik yaklaşımın değiştiğine dikkat çekildi. Robert Siegel, kamuoyu yoklamalarında ilk kez Filistin’e yönelik sempati düzeyinin İsrail’i geçtiğini belirtti. Bu gelişmenin, Washington ile Tel Aviv arasındaki askeri iş birliğine rağmen toplumsal tabanda farklı bir eğilim oluştuğunu gösterdiği ifade edildi.
Charen, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu değişimi dikkate alarak mevcut ABD yönetimiyle ilişkilerini yoğunlaştırdığını belirtti.
Charen, “Netanyahu, gelecekteki destek zayıflayabileceği için mevcut dönemi azami ölçüde kullanmaya çalışıyor” dedi.
Bununla birlikte Dionne, bu yaklaşımın ABD iç siyasetinde yeni bir ayrışma yarattığını ifade etti. Dionne, genç kuşakların İsrail’i farklı bir çerçevede değerlendirdiğini ve bu durumun Demokrat Parti içinde de etkili olduğunu belirtti.
Dionne, “Yeni nesil, İsrail’i önceki kuşaklardan farklı bir perspektiften görüyor” dedi. Dionne, bu değişimin ABD dış politikasında uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.
Bu çerçevede tartışmanın son bölümünde ABD iç siyaseti ve yaklaşan seçimler ele alındı. Dionne, Cumhuriyetçi Parti’nin giderek dar bir seçmen tabanına sıkıştığını ve partinin büyük ölçüde Trump’ın siyasi çizgisi etrafında şekillendiğini belirtti.
Dionne, “Parti içinde farklı görüşlerin alanı daralıyor ve bu durum genel seçimlerde rekabet gücünü etkiliyor” dedi. Dionne, ön seçim sürecinde Trump’a yakın seçmenlerin belirleyici hale geldiğini ve bu nedenle ılımlı isimlerin geri plana itildiğini ifade etti.
Bununla birlikte Charen, kamuoyu araştırmalarında Trump’ın İran politikasına verilen desteğin sınırlı bir seçmen grubunu yansıttığını belirtti.
Charen, “Bu destek, kendisini Trump çizgisine yakın tanımlayan seçmenlerle sınırlı kalıyor” dedi. Charen, bu durumun parti tabanının genişlemesini zorlaştırdığını kaydetti. Dionne ise siyasi tartışmaların temel politika alanlarından uzaklaştığını ve gündemin büyük ölçüde Trump’ın kişisel söylemleri etrafında şekillendiğini ifade etti.
Dionne, “Konut, sağlık ve eğitim gibi başlıklar geri planda kalıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sonuç olarak söyleşiye katılan gazeteciler, “ABD bu süreçten ciddi bir maliyetle çıkacak” görüşünde birleşti. Katılımcılar, bu sonucun uluslararası ittifakların zayıflaması, iç siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi ve kurumsal yapının aşınmasıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.
Dionne, “Bu tablo rastlantı değil, mevcut politikaların doğal sonucu” dedi. Charen ise sürecin ABD’nin küresel konumunu yeniden tanımlayacağını belirtti.