
YDH - Emekli Albay ve eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Lawrence Wilkerson, Yargıç Andrew Napolitano’nun programında yaptığı değerlendirmede, Pentagon’un Ukrayna’ya ayrılan askeri yardımı İsrail’e yönlendirme seçeneğini ele aldığını belirtti.
Wilkerson, bu olasılığın mevcut sahadaki gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
Wilkerson, “Bunun anlamı açık. İsrail şu anda ciddi bir baskı altında” dedi. Wilkerson, son dönemde yayımlanan görüntülerin büyük bölümünde İsrail’in hava savunmasının etkisiz kaldığını ve İran ile Hizbullah’tan gelen saldırıların eşgüdüm içinde gerçekleştiğini ifade etti. Wilkerson, “Neredeyse hiçbir şeyin havalanmadığını, buna karşılık çok sayıda saldırının hedeflerine ulaştığını görüyoruz” diye konuştu.
Wilkerson, saldırıların planlama ve hedefleme açısından dikkat çekici bir uyum sergilediğini belirterek, “Hedef alınan unsurların büyük bölümü vuruluyor ve ciddi hasar oluşuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun İsrail için giderek daha tehlikeli hale geldiğini söyleyen Wilkerson, İran’ın daha düşük maliyetli sistemlere yönelmesinin de olası olduğunu dile getirdi.
İran’ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmesinde, ülkenin yeraltındaki altyapısının büyük ölçüde ayakta kaldığını ifade eden Wilkerson, bu görüşünü Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Profesör Ted Postol ile yaptığı görüşmelere dayandırdı.
“İran yeraltında sadece hayatta kalmadı, aynı zamanda kapasitesini de büyük ölçüde korudu” diyen Wilkerson, bu altyapının granit zemin altında bulunduğunu ve mevcut saldırılarla etkisiz hale getirilemediğini belirtti.
Wilkerson, İran’ın nükleer silah geliştirme aşamasına gelmiş olabileceğini ifade ederek, “Yakın zamanda bir ya da birkaç nükleer silaha sahip olduklarını açıklamaları ihtimal dahilinde” diye konuştu.
Wilkerson, bu senaryonun gerçekleşmesi halinde bölgesel ve küresel dengelerin köklü biçimde değişeceğini söyledi.
Wilkerson, İran’ın hipersonik füze kapasitesine de dikkat çekerek, “Bu başlıklar bu sistemlere yerleştirilirse tamamen farklı bir stratejik tablo ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın karar alma sürecine ilişkin ciddi eleştiriler yönelten Wilkerson, bir kabine toplantısında yapılan sunumları izlediğini belirterek, üst düzey yetkililerin başkana doğru bilgi sunmadığını ifade etti.
Wilkerson, “Kabine üyelerinin söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Başkanın doğru karar alabileceği bir bilgi zemini yok” dedi.
Wilkerson, bazı yetkililerin başkana gerçek dışı değerlendirmeler sunduğunu ileri sürerek, bu durumun karar alma sürecini zayıflattığını kaydetti.
Trump’ın “savaşı kazandık” yönündeki açıklamalarına da değinen Wilkerson, bu ifadelerin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirtti.
Wilkerson, “İran hava sahasında serbestçe hareket edildiği yönündeki söylemler doğru değil” diye konuştu.
Bunun yanı sıra Wilkerson, ABD’nin saldırılarını büyük ölçüde İran sınırları dışından gerçekleştirdiğini ve bunun pilot güvenliği açısından bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti.
Wilkerson, ABD ile İran arasında sürdüğü belirtilen diplomatik temaslara ilişkin değerlendirmesinde, gerçek anlamda bir müzakere sürecinin işlemediğini söyledi.
"Anlamlı müzakereler yürütülmüyor" dityen Wilkerson, ABD yönetiminin İran’ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelerinde de hatalar bulunduğunu ifade etti.
Wilkerson, “İran’ın donanmasını ya da hava kuvvetlerini yok ettiğinizi söylemek gerçek tabloyu yansıtmıyor. Asıl kapasite yeraltında bulunuyor” diye konuştu.
Diğer yandan Wilkerson, ABD istihbarat kurumlarının değerlendirmeleri ile siyasi karar vericilerin yaklaşımı arasında fark bulunduğunu belirterek, “Başkanın kendi istihbarat topluluğunun bulgularını dikkate almadığı anlaşılıyor” dedi.
Bununla birlikte Wilkerson, Trump’ın içinde bulunduğu durumu “siyasi ve askeri çıkmaz” olarak tanımladı. Wilkerson, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun etkisinin bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti.
Wilkerson, “Trump kendisini bir çıkmazın içine soktu ve buradan nasıl çıkacağını bilmiyor” diyerek, Netanyahu’nun bu durumu kendi stratejik hedefleri doğrultusunda kullandığını ileri sürdü.
Wilkerson, “Netanyahu bu sürecin sürmesini istiyor ve ABD başkanını bu doğrultuda yönlendiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Diğer yandan Wilkerson, ABD’nin mühimmat kapasitesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Wilkerson, küresel ölçekte bakıldığında ABD’nin stoklarının sınırlı olduğunu ve uzun süreli bir çatışmada sorun yaşanabileceğini ifade etti.
Wilkerson, “Küresel ölçekte bakıldığında mühimmat kapasitemiz sınırlı ve İran’ın füze kapasitesine uzun vadede karşı koyamayabiliriz” dedi.
ABD’nin farklı bölgelerden kaynak aktarımı yaparak bu açığı kapatmaya çalıştığını belirten Wilkerson, Avrupa’daki bazı üslerin Ortadoğu operasyonları için lojistik merkezlere dönüştürüldüğünü de ifade etti.
Wilkerson, ABD ordusundaki insan kaynağı ve motivasyon sorunlarına da dikkat çekti. Wilkerson, özellikle deniz piyadelerinde yeniden sözleşme oranlarının düştüğünü belirtti.
“Her yıl personelin üçte birini kaybediyoruz. Yeniden katılım oranları düşüyor” diyen Wilkerson, bu durumun temel nedenlerinden birinin yürütülen savaşlara yönelik sorgulama olduğunu ifade etti.
Wilkerson, askerlerin görevlerinin niteliği konusunda tereddüt yaşadığını belirterek, “Askerler ne için savaştıklarını sorgulamaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.
Wilkerson, ABD’nin İran’a karşı olası kara harekatı ihtimalini de değerlendirdi. Wilkerson, böyle bir operasyonun askeri açıdan son derece riskli olacağını söyledi.
“İran’a karşı kara harekatı intihar görevi olur” değerlendirmesini yapan Wilkerson, ABD’nin bu ölçekte bir operasyon için yeterli insan gücü ve lojistik kapasiteye sahip olmadığını belirtti.
Wilkerson, “Bölgede konuşlandırılabilecek kuvvetler sınırlı ve ciddi kayıplar kaçınılmaz olur” diye konuştu.
İran’ın füze kapasitesinin çıkarma ve konuşlandırma süreçlerini de ciddi biçimde tehdit edeceğini ifade eden Wilkerson, “Bu ölçekte bir operasyon için gerekli altyapı ve güvenli iniş alanları mevcut değil” değerlendirmesinde bulundu.
Genel değerlendirmesinde mevcut gelişmelerin ABD açısından olumlu bir sonuca işaret etmediğini dile getiren Wilkerson, bölgedeki gerilimin genişleme riski taşıdığını ve daha fazla aktörün sürece dahil olabileceğini ifade etti.
Wilkerson, “Bu sürecin ABD için iyi bir yere gitmesi mümkün görünmüyor” dedi. Özellikle nükleer silah sahibi ülkelerin devreye girmesi halinde krizin daha geniş bir boyut kazanabileceğini söyleyen Wilkerson, mevcut tabloyu değerlendirirken, “Bölgesel bir çatışma kısa sürede çok daha geniş bir krize dönüşebilir” ifadelerini kullandı.