
YDH - Bölgede tırmanan savaş karşısında Lübnan makamlarının tutumu, direnişle mücadele eden İsrail projesinden daha az tehlikeli görülmüyor.
Bugün tanık olunan durum, sıradan bir siyasi dosyaya ilişkin basit bir husumetten ibaret değil; aksine direniş karşıtı cepheye tam bağlılığın ve savaşın bir taraf lehine sonuçlandığı varsayımıyla hareket edilmesinin ileri bir aşamasını teşkil ediyor.
Bu temel üzerinden hareket eden iktidar, direnişin silahsızlandırılması yönündeki taahhütlerini yerine getirememesinin yarattığı başarısızlığı örtmek adına sonuçsuz hamlelerle yapay siyasi krizler çıkarmaya devam ediyor.
İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani hakkında dış diktelerin uygulanması dışında belirgin bir neden olmaksızın alınan sınır dışı kararı da bu kapsamda değerlendiriliyor.
El-Ahbar gazetesinin edindiği bilgilere göre, İran Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesi süreci Cumhurbaşkanı Jozef Aun ile Meclis Başkanı Nebih Berri arasında ciddi bir güven bunalımı yarattı.
Ziyaretçilerine, savaşın gidişatıyla ilgili her türlü adımda Cumhurbaşkanı ile tam koordinasyon içinde olma konusunda anlaştıklarını belirten Berri, Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'nin bu hamlesinden ziyade Cumhurbaşkanı Aun’un söz konusu adımın kendisiyle koordine edildiği yönündeki bilgileri yalanlamaması karşısında şaşkınlık yaşadığını ifade etti.
Konuya vakıf kaynaklar, Recci'nin kararının esasen Suudi Arabistan’ın talebi doğrultusunda alındığını belirtiyor. Riyad’daki Lübnan dosyası sorumlularının savaşın ilk günlerinden itibaren harekete geçerek önce İran’ın Körfez’deki Amerikan üslerine yönelik saldırılarının kınanması için resmi makamlara baskı yaptığı, ardından Lübnan’daki müttefiklerinden somut adımlar atmalarını talep ettiği kaydedildi.
Suudi yetkililerin müttefik güçlerin kitlesel bir halk hareketi örgütleyip örgütleyemeyeceğini sorduğu, ancak böyle bir girişimin sadece Lübnan Kuvvetleri ve Ketaib taraftarlarıyla sınırlı kalacağı ve "Sünni tabanın bu adıma sıcak bakmadığı" yanıtını aldıkları bildirildi.
Suudi Arabistan’ın müttefikleri, gelişmelere yanıt vermek adına ulusal bir konferans düzenleyeceklerini belirterek karşılık verdi.
Bu girişim daha sonra "Maarab’daki Suudi korosu toplantısı" şeklinde hayata geçirildi. Lübnan Kuvvetleri lideri Semir Caca, adımı atma sözü verdi ancak Cumhurbaşkanı Aun ve Başbakan Nevaf Selam’dan en azından bir itiraz gelmemesini veya konunun üzerinin örtülmesini talep etti. Meselenin bu noktada belirsizleştiği ifade ediliyor.
Başbakan Nevaf Selam, Bakanlar Kurulu'nu Recci'nin kararıyla ilgili iletişimlerin mahiyeti hakkında bilgilendirmedi ancak kararın geri çekilmesini talep etmeyeceğini söyledi.
Aksine, Suudi Arabistan’ın talebini karşılamak adına çeşitli açıklamalarda bulunan Selam, el-Arabiya ve el-Hadas kanallarına verdiği mülakatta İran Devrim Muhafızları’nın rolüne odaklandı.
Cumhurbaşkanı Aun ise "dış baskılara karşı koyamayacağını, devletin elinde etkin başkentlere sunabileceği hiçbir unsur bulunmadığını" dile getirdi.
Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Jean Aziz’in Cumhurbaşkanı’nı bağlamayan bir tutumla karara zemin sağladığı iddia edilirken, Aun ilerleyen günlerde meseleyle bir ilgisi olmadığını ve Recci'ye onayı kendisinin iletmediğini ısrarla vurguladı.
Üst düzey bir bakanlık kaynağına göre, "İran Büyükelçisi'nin gönderilmesi kararının tamamen Suudi Arabistan’a ait olduğu, böyle bir adıma karşı çıkmayan ABD’nin bile konuyla doğrudan ilgisinin bulunmadığı" anlaşıldı.
ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa'nın, sorular üzerine "Washington’ın Lübnan’daki detaylardan daha önemli meselelerle meşgul olduğunu" söylemesi de bu durumu teyit etti.
Beyrut’taki iktidar çevreleri, Emel ve Hizbullah bakanlarının kabineyi boykot etmesinin ardından, "meselenin büyütülmemesi gerektiğini ve İran’ın yeni bir büyükelçi atamasıyla sorunun çözüleceğini" ileri sürerek bir formül üretmeye çalıştı.
Ancak Tahran’ın tutumu Lübnan makamları için sarsıcı oldu. Recci'nin Büyükelçi’ye Lübnan’dan ayrılması için tanıdığı sürenin pazar gecesi dolmasının ardından, İran Dışişleri Bakanlığı Şeybani’nin görevine devam edeceğini resmen duyurdu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, "Büyükelçimiz Beyrut’ta kalacaktır ve Lübnan Dışişleri’nin talebine rağmen ayrılmayacaktır" açıklamasında bulundu.
Bu açıklama, Lübnan Dışişleri Bakanlığı’nın akreditasyonunu iptal etmesine rağmen Şeybani’nin ülkede kaldığı yönündeki haberlerin ardından geldi.
Süreci takip eden kaynaklar, Aun ve Başbakan Nevaf Selam’ın krizin bu şekilde sonuçlanacağını öngördüklerini belirtti. Selam’ın, Büyükelçi’nin akıbetini soran birine "Bırakın otursun" dediği aktarıldı.