
YDH - Savaş sürecinde Hayfa Körfezi'ndeki petrol rafinerisi kompleksi, dün İran veya Hizbullah tarafından fırlatılan füzelerin hedefi oldu. Bu gelişme, İsrail içindeki "enerji cephesi" olarak nitelendirilen alanın genişlediğini ortaya koydu.
İsrail'in Kanal 13 televizyonu, İran ve Lübnan’dan gerçekleştirilen ortak füze saldırısının ardından Hayfa Körfezi’ndeki petrokimya fabrikalarının isabet aldığını duyurdu.
İtfaiye ve kurtarma ekipleri, rafineri kompleksi içindeki bir sanayi binasına isabet eden mühimmat ve zarar gören bir yakıt tankına yönelik müdahalede bulunduklarını açıkladı.
Bu çerçevede İsrail kaynakları, dünkü sabah saatlerinden itibaren İran’dan işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik füze saldırılarının sürdüğünü bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump ise konuya ilişkin olarak, "İran’ın Hayfa’daki saldırısına verilecek yanıtı yakında göreceksiniz" ifadesini kullanarak tehditte bulundu.
İsrail kamuoyuna yönelik açıklamalarda, askeri sansür ve savaş dönemindeki kamuoyu yönetimi gereklilikleri nedeniyle, hasarın türü ve nedeni üzerindeki belirsizlik korunuyor.
İsrail makamları, doğrudan isabet vakalarını sıklıkla "önleme füzelerinden düşen şarapnel parçası" şeklinde tanımlıyor. Bu yöntem, enerji güvenliği ve sanayi altyapısıyla doğrudan bağlantılı hassas tesislerdeki olayların güvenlik ve medya üzerindeki etkisini kontrol etme çabası olarak görülüyor.
Özellikle bu tür tesislerin zarar görmesinin yerleşimciler üzerindeki doğrudan etkisi, bu dezenformasyon stratejisinin temelini oluşturuyor.
Mevcut veriler, Hayfa’daki rafineri kompleksiyle birlikte fabrikaları ve yakıt tanklarını hedef alan saldırıların enerji cephesinde belirgin bir tırmanışa işaret ettiğini gösteriyor.
19 Mart tarihinde Yedioth Ahronoth gazetesi, rafineri içindeki yanıcı maddelerin bulunduğu bir binanın hasar gördüğünü ve yangın çıktığını bildirmişti.
Kanal 12 televizyonu da Hayfa’daki petrol şirketinin, bir hizmet tesisine enerji sağlayan elektrik altyapısında "yerel hasar" oluştuğunu açıkladığını, ayrıca kompleks dışındaki bir "kritik dış altyapının" zarar gördüğünü aktardı.
Haberde, İsrailli bir çevre örgütü yöneticisinin, bölgenin defalarca vurulmasının "derin bir başarısızlık kanıtı" olduğunu ve kompleksin bir "güvenlik hedefi" haline geldiğini belirttiği ifade edildi.
Ekonomi dergisi Calcalist tarafından yayımlanan haberde, rafineri kompleksinin yaklaşık bir buçuk hafta içinde ikinci kez, İran tarafından fırlatılan bir balistik füzenin parçalarından etkilendiği belirtildi.
Habere göre, tesis içinde park halindeki bir tankere ve yakınlardaki bir binanın çatısına "doğrudan isabet" kaydedildi.
Ayrıca, komplekse doğalgaz sağlayan Netgaz şirketine ait bir tesisin de yaklaşık on gün önce hasar gördüğü hatırlatıldı. Kanal 13 ise 3 bin metreküp benzin kapasiteli bir tankerin isabet aldığını ve tahliye işlemlerine başlandığını aktararak teknik ayrıntıları paylaştı.
Hayfa Körfezi rafineri kompleksi, yakıt üretimi, elektrik enerjisi üzerindeki etkisi ve olası çevresel sonuçları nedeniyle İsrail’in enerji güvenliğinde bir "darboğaz" olarak kabul ediliyor.
İran açısından bu durum, tesisi yüksek bir caydırıcılık değerine taşıyor; zira burada meydana gelecek sınırlı bir hasar dahi ekonomik ve medya etkisi bakımından İsrail üzerindeki maliyeti artırma aracına dönüşebiliyor. İbrani basınındaki haberlerde, tesisin ulaşım yakıtı üretiminde kritik bir rol üstlendiği ve bölgedeki varlığının Hayfa şehrini sürekli bir hedef haline getirerek "rehin" bıraktığı değerlendirmelerine yer veriliyor.
Ma'ariv gazetesinden gazeteci Avi Aşkenazi, İran’ın önceki gün füze saldırılarını özellikle Dimona, Ramat Hovav ve Bi'ir Seba bölgelerine yoğunlaştırarak karşılıklı bir saldırı denklemi kurmaya çalıştığını yazdı.
Yazara göre İran, İsrail’in İran’daki gaz ve yakıt tanklarını hedef almasına karşılık Hayfa’daki rafinerileri vurma, İsrail’in hafta sonu Arak nükleer tesisine yönelik faaliyetlerine karşılık ise Dimona nükleer reaktörünün bulunduğu bölgeyi hedef alma stratejisini uyguluyor.
Aşkenazi ayrıca, İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran’daki bir askeri kimyasal üretim tesisini bombalamasına karşılık, İran’ın petrokimya fabrikalarının bulunduğu Ramat Hovav sanayi bölgesine füze fırlattığına dikkat çekti.
İran’ın bu tür kurallar dayatmasına izin verilmemesi gerektiğini savunan Ashkenazi, Tahran’ın bu caydırıcılık modelinde istikrar sağlamasının İsrail için sadece savaşı bitirememek değil, aynı zamanda mücadeleyi kaybetmek anlamına gelebileceğini belirtti.
Bir ay süren ve 14 binden fazla mühimmatın kullanıldığı binlerce hava harekâtına rağmen İran’ın belirli denklemler çerçevesinde hareket etmesinin İsrail, Ortadoğu ve ABD yönetimi için endişe verici olması gerektiğini vurguladı.
Yazısında, "İsrail savaşa girerken bu sonucu hedeflememişti" diyen Aşkenazi, İran’ın savaştan sistemi bozulmadan ve karşı tarafa şartlar dayatabilir halde çıkmasının, Tahran tarafından bir zafer olarak algılanacağını ve bölgesel istikrarsızlığın yeniden tetiklenmesinin sadece bir zaman meselesi olacağını ifade etti.