
YDH - Beyrut'taki İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin ülkeden uzaklaştırılması meselesi, Lübnan'daki iç dengeler ve bölgesel çatışma sınırları için gerçek bir sınava dönüştü.
ABD ve Suudi Arabistan güdümündeki ekibin Tahran ile ilişkilerin koparılmasına varacak önlemler alınması yönündeki artan çağrılarına karşı Meclis Başkanı Nebih Berri, krizin kontrol altına alınmasını ve siyasi çıkış yolları aranmasını esas alan farklı bir yaklaşım ortaya koyarak, gerilimi tırmandıracak seçeneklerin yol açabileceği sonuçlar konusunda uyarıda bulundu.
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre Berri, İran'ın bölgedeki savaşın sonlandırılmasına yönelik herhangi bir çözümün Lübnan'ı da kapsayacağını kendisine resmen bildirdiğini ifade etti.
Berri, ziyaretçilerine yaptığı açıklamada, "Beyrut'taki İran Büyükelçisi meselesi çözülmesi gereken ciddi bir sorundur ve bu konuda üzerinde durulabilecek birçok çıkış yolu mevcuttur; örneğin karar 'yürütmenin durdurulması' ibaresiyle formüle edilebilir" diyerek konuya dair kararlı duruşunu sergiledi.
Bu açıklama, Tahran'ın Lübnan Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenen sürenin dolmasına rağmen Şeybani'yi Beyrut'ta tutma kararı almasının ardından, yerel siyasi ve medya platformları üzerinden İran Büyükelçiliğinin kapatılması, tüm diplomatik kadronun sınır dışı edilmesi ve hatta İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerin kesilmesi taleplerini içeren koordineli bir kampanya yürüten çevrelerin baskılarıyla eş zamanlı geldi.
Söz konusu tartışmaların gölgesinde Berri, bu meselenin tetiklediği yüksek düzeydeki iç siyasi gerilime dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Jozef Aun ile ilişkilerin "çok soğuk" olduğunu ve herkesle iletişimin kesildiğini belirtti.
Geçtiğimiz dönemde Cumhurbaşkanı ile her türlü iş birliğini yaptığını kaydeden Berri, Meclis Başkanı'nın bayram vesilesiyle Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yapması beklenen tebrik ziyaretinin de mevcut atmosferi dağıtmaya yetmeyeceğini ifade etti.
Şeybani'nin İran'ın en önemli diplomatik figürlerinden biri olduğunu ve Lübnan'ın daha önce onun atanmasını onayladığını hatırlatan Berri, Beyrut'a varışından bu yana güven mektubunun teslim alınmasındaki gerekçesiz gecikmeye şaşırdığını dile getirdi.
Meclis Başkanı, "Biz her şeyden önce Arap'ız, ikinci olarak Lübnanlıyız ve üçüncü olarak Şii'yiz. Biz bir Arap ülkesiyiz ve Arap devletleriyle en iyi ilişkilerin kurulması konusunda oldukça hassasız" dedi.
Ancak Berri, "İran ile İsrail arasında bir tercih yapılması gerektiğinde İran'ın yanındayız; İsrail ile şeytan arasında bile kalsak kesinlikle İsrail'in karşısındayız" diyerek, devam eden savaştaki İran performansının birçokları için şaşırtıcı olduğunu belirtti.
Berri, Lübnan Dışişleri Bakanlığı'nın Büyükelçi hakkındaki kararından bir gün önce İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin kendisine, Tahran'ın savaşı bitirecek herhangi bir anlaşmanın Lübnan'ı da içermesi gerektiği konusunda ısrarcı olduğunu ilettiğini açıkladı.
Berri, Aakçi'nin "Tahran için geçerli olan neyse Beyrut için de o geçerlidir" dediğini aktardı.
İç siyasete değinen Meclis Başkanı, "Bugün birinci öncelik yerinden edilenlerin durumu ve ulusal birliğin korunmasıdır" dedi.
Bu bağlamda, ülkedeki Sünni-Şii ikliminden ve Cebel Lübnna bölgesinde yerinden edilenlerin karşılanma biçiminden duyduğu memnuniyeti dile getiren Berri, "Bu durum, Velid Canbolat'ın pusulayı asla şaşırmadığı yönündeki sözlerimi teyit ediyor" şeklinde konuştu.
Berri, Özgür Yurtsever Hareket lideri Milletvekili Cibran Basil'in kendisine sunduğu son girişimi büyük bir olumlulukla karşıladığını belirtti. Buna rağmen toplumsal barış konusunda endişe duyduğunu ifade eden Berri, güvenlik güçleri ve Lübnan ordusu tarafından yürütülen güvenlik planının ülkenin ve yerinden edilmiş vatandaşların yararına olduğunu vurguladı.
"Ordu kırmızı çizgidir, en küçük askerinden komutanına kadar ona zarar verilmesi yasaktır" diyen Berri, General Rudolf Heykel ile ilişkilerin mükemmel olduğunu sözlerine ekledi.