Atlantik ittifakında büyük kırılma: İngiltere'nin ABD’ye 'güveni kalmadı'

01 Nisan 2026

Birleşik Krallık, Donald Trump’ın agresif tutumu ve müttefikleri hedef alan politikalarını gerekçe göstererek, yaklaşık bir asırdır Amerika Birleşik Devletleri ile süren kritik istihbarat paylaşımı mekanizmasını askıya aldı.

YDH- İngiltere’nin, ABD Başkanı Trump’ın istikrarsız ve agresif tutumu ile "müttefiklerini mağdur etme" eğilimini gerekçe göstererek, ABD ile yaklaşık bir asırdır devam eden istihbarat paylaşımı anlaşmasını durdurduğu bildirildi.

i Paper’a konuşan içeriden kaynaklar, Washington’ın Grönland’a yönelik tehditleri, Avrupa siyasetine müdahale hırsı ve İngiltere’nin ABD’nin İran ile olan savaşına katılmayı reddetmesi üzerine gelişen kamuoyu tepkisi sonucunda, iki ülke arasındaki hayati güvenlik ilişkisinin belirsizliğe sürüklendiğini belirtti.

Trump’ın İngiltere’nin geçmişteki askeri operasyonlarına yönelik mükerrer hakaretleri ve İngiltere Başbakanı Starmer’a yönelik kişisel saldırıları da bu kararın alınmasında etkili oldu.

═══════════════════════════════
ABD, İran karşısında Vietnam’dakinden daha zayıf bir tablo çiziyor
═══════════════════════════════

ABD ve İngiltere arasındaki ortak istihbarat paylaşımı ilişkisi, İkinci Dünya Savaşı’na resmi girişten önce Japon ve Alman şifrelerine dair bilgi değişimiyle 1941 yılına kadar uzanıyor. 

O tarihten bu yana "İki Göz" (Two Eyes) olarak bilinen bu ortaklık, istihbarat ve askeri yetkililerin doğrudan savaştan gizli operasyonlara kadar her türlü tehditle mücadele etmek için birlikte çalıştığı Batı ittifakının temel taşı haline gelmişti.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağa göre, Trump’ın "Önce Amerika" gündemi müttefikleri mağdur etme alışkanlığına dönüşmüş durumda ve bu rotanın yakın zamanda değişeceğine dair hiçbir emare bulunmuyor.

Kaynak, bu davranış karşısında Birleşik Krallık’ın şimdilik uzun süreli müttefiğine güvenemeyeceğini ifade etti.

═══════════════════════════════
Trump, İran savaşını nasıl kaybetti?
═══════════════════════════════

i Paper ayrıca, Financial Times’ın yakın tarihli bir raporuna atıfta bulunarak, Birleşik Krallık hükümet departmanlarında hassas bilgilerin tartışıldığı toplantılarda Amerikalı yetkililerden salonu terk etmelerinin istendiğini ortaya koydu.

Bir başka İngiliz istihbarat yetkilisi ise kararın bir "kısasa kısas" hamlesi olduğunu savunarak, bunun yalnızca ABD tarafından gerçekleştirilen benzer düşmanca tavırlara bir yanıt olduğunu ileri sürdü.

Birleşik Krallık’ın eski Rusya Savunma Ataşesi John Foreman, bir kez kaybolan güvenin geri kazanılmasının zor olduğunu ekledi.

────────────────

NATO’da çatlak büyüyor: Polonya ABD’ye ‘hayır’ dedi

Trump'tan 'müttefiklerine': 'Hürmüz'ü kendi imkanlarınızla koruyun'

İtalya Savunma Bakanı: Uykularım kaçıyor

Foreman, ABD’nin İngiliz sırlarının gizli kalmasını sağlama konusunda isteksiz olması durumunda kısıtlamaların uygulanmak zorunda kalacağını, ancak istihbarat paylaşımı bu denli derin ve genişken bunun zor olacağını belirtti.

Üst düzey bir NATO yetkilisi de Trump’ın yılın başlarında Grönland’ı ilhak etme konusundaki retoriğinin, ABD ile Birleşik Krallık dahil olmak üzere uzun süreli Avrupalı müttefikleri arasında gerginlik ve güvensizlik yarattığını söyledi ve ekledi:

“Eskiden birlikte bira içerdik, ama şimdi gerçekten çok garip durumdayız. Irak ve Afganistan'da Amerikalılarla omuz omuza savaştım. Mevcut durum, daha önce hiç düşünmediğim kadar gerçeküstü ve şaşırtıcı bir şekilde çok yıkıcı.”

 

'Bataklıktan çıkaracak bir baba figürü yok'

 Ünlü ABD'li analist ve Bill Clinton’ın eski danışmanı Sidney Blumenthal, The Guardian için kaleme aldığı analizde, Beyaz Saray’ın başlangıçta "kısa vadeli bir müdahale" olarak planladığı durumun, bugün ABD hükümetini kendi içinde hapseden devasa bir krize dönüştüğünü dile getirdi.

Blumenthal, Trump yönetiminin şu an kendi elleriyle yarattığı bir çıkmazın içinde bulunduğuna dikkat çekti. Operasyonun kısa sürede tamamlanacağına dair beklentilerin boşa çıktığını ifade eden analist, ABD’nin bu sarmaldan kurtulmak için bir çıkış yolu bulamadığını vurguladı.

Blumenthal, Trump’ın iş dünyasındaki müzakere tarzını simgeleyen meşhur Anlaşma Sanatı (Art of Deal) kitabına atıfta bulunarak, bu kez masadan zaferle ayrılan tarafın İran olduğunu belirtti. Yazara göre İran, bu stratejik oyunun kurallarını bizzat uygulayarak kazanan taraf konumuna geçti.

6 Mart tarihinde İran’ın "kayıtsız şartsız teslim olmasını" talep eden Trump’ın, bu sert söyleminden sadece iki hafta sonra beyaz bayrak salladığını aktaran Blumenthal, sahadaki dengelerin hızla değiştiğini kaydetti.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kullanması ve sınırlı sayıdaki insansız hava aracı hamlesiyle Trump’ı köşeye sıkıştırdığını ifade eden analist, bu baskının sonucunda ABD’nin 1995’ten bu yana uyguladığı petrol yaptırımlarını fiilen askıya almak zorunda kaldığını belirtti.

╰┈➤ Petrol ve gübre arzında tarihi daralma kapıda

╰┈➤ AB enerji tasarrufu için ulaşım kısıtlaması önerdi

╰┈➤ İran küresel ekonominin gırtlağına yapışmış durumda

Sürecin devamında 26 Mart’ta İran’ın sekiz petrol tankerinin geçişine izin vererek kontrolün kendisinde olduğunu bir kez daha kanıtladığını ekledi.

Analizinde tarihi bir benzetmeye yer veren Blumenthal, Trump’ın mevcut durumunu 1876 yılında Kızılderililerin gücünü hafife aldığı için Little Bighorn’da tüm birliğiyle birlikte kuşatılıp öldürülen General Custer’a benzetti.

Trump’ın da benzer şekilde rakibinin kapasitesini ve bölge dinamiklerini yanlış hesapladığını belirten yazar, ABD Başkanı'nın kendisini geri dönüşü olmayan, kuşatılmış bir siyasi ve askeri mevziye soktuğunu değerlendirdi.

Blumenthal, Trump’ın içine düştüğü bu siyasi darboğazı, 1990 yılında Atlantic City’deki Taj Mahal kumarhanesinin iflasın eşiğine geldiği dönemle kıyasladı.

O dönemde babası Fred Trump’ın gizlice 3,35 milyon dolarlık kumar çipi satın alarak oğlunu finansal yıkımdan kurtardığını hatırlatan analist, bu işlemin bir yıl sonra denetleyici kurumlarca yasadışı ilan edildiğini belirtti.

Ancak Blumenthal, mevcut dış politika krizinde Trump’ı bu bataklıktan çekip çıkaracak bir "baba figürü" veya dış müdahale imkanının bulunmadığını vurguladı.

 

Pentagon'un yalanları ABD'yi cephede mağlubiyete sürüklüyor

Emekli ABD Deniz Piyadesi Yüzbaşı ve eski Dışişleri Bakanlığı görevlisi Matt Hoh, Yargıç Andrew Napolitano ile gerçekleştirdiği kapsamlı mülakatta, Savaş Bakanlığı'nın (Pentagon) dünya genelindeki askeri varlığına ve müdahale kapasitesine ilişkin sunduğu iyimser yorumların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

═══════════════════════════════
Yıldırım niteliğindeki emperyal müdahalelerin sınırları: İran örneği
═══════════════════════════════

Hoh, Amerikan ordusunun mevcut durumunu analiz ederken, "ABD ordusu bugün aşırı genişlemiş durumda, kaynakları son derece sınırlı, kendi savunma sanayisi tarafından güvenilir şekilde ikmal edilemiyor ve liyakatten uzak generaller tarafından komuta ediliyor" dedi.

Bir askeri kampanya süresince ordunun topyekûn bir yenilgiye uğrama ve Washington’un stratejik hedeflerine ulaşamama tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Hoh, bu durumun sadece bir tahmin değil, verilere dayalı bir gerçeklik olduğunu ifade etti.

Hoh, Amerikan askeri doktrininin temelini oluşturan "teknolojik üstünlük" masalının sahada çöktüğünü belirterek, "Biz hala 20 yıl önceki teknolojik farkın korunduğunu sanıyoruz ancak rakiplerimiz arayı kapattı, biz ise hantal ve pahalı sistemlere saplanıp kaldık" değerlendirmesinde bulundu.

────────────────

İspanya hava sahasını İran'a yönelik saldırılara kapattı

Finlandiya Cumhurbaşkanı: NATO bünyesinde iki farklı kamp oluştu

Kıbrıs'tan İngiltere'ye üs kapatma tehdidi

İran'a yönelik kara harekatı planları hakkında Washington yönetimini uyaran Hoh, ABD’nin askeri sanayi kapasitesinin aynı anda hem Avrupa’daki hem de Ortadoğu’daki büyük çaplı savaşları destekleyemeyeceğini vurguladı:

"İran ile savaşmak sadece uluslararası hukuka göre yasa dışı ve ahlaksızca bir eylem olmakla kalmaz; aynı zamanda coğrafi, lojistik ve askeri açıdan kazanılamayacak kadar büyük bir hata olur. İran, Irak veya Afganistan gibi değildir; derinliği olan, organize ve teknolojik olarak dişli bir rakiptir. ABD ordusu bugün kendi içindeki çürüme ve hazır bulunuşluk kriziyle boğuşurken, İran'a saldırmak Amerikan askeri gücünün sonunu getirecek bir intihar girişimi olur."