
YDH- Reuters'in aktardığına göre, NATO ittifakı son yıllarda Ukrayna savaşından ABD Başkanı Donald Trump'ın baskı ve hakaretlerine kadar uzanan “varoluşsal sınamaları” atlatmayı başardı.
Ancak analistler ve diplomatlar, Avrupa'dan binlerce kilometre uzakta gerçekleşen ABD-İsrail'in İran ile savaşının, ittifakı neredeyse “kırılma noktasına” getirdiğini ve kuruluşundan bu yana “en zayıf dönemine” girmesine yol açtığını ifade ediyor.
Trump'tan çekilme sinyali
Habere göre Trump, 28 Şubat'ta hava savaşının başlamasının ardından Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı'nı küresel deniz ticaretine açmak için donanmalarını göndermeyi reddetmesine “öfkelendi” ve ittifaktan çekilmeyi değerlendirdiğini açıkladı.
Trump, çarşamba günü Reuters'e verdiği bir röportajda "Benim yerimde olsaydınız, siz de yapmaz mıydınız?" diye sordu.
Trump çarşamba gecesi yaptığı konuşmada ABD'nin müttefiklerini eleştirdi ancak pek çok uzmanın beklediği gibi NATO'yu kınamaktan kaçındı.
Yine de analistler, Trump'ın son haftalarda Avrupalılara yönelttiği diğer sözlü saldırılarla birleşen bu yorumların, ABD'nin resmi olarak ittifaktan ayrılıp ayrılmadığına bakılmaksızın, Avrupalı müttefiklerin saldırıya uğraması halinde Washington'un yardımına koşmayabileceğine dair “benzeri görülmemiş bir endişe” yarattığını belirtiyor.
"NATO kurulduğundan beri en kötü noktada"
Analistler ve diplomatlara göre, bunun sonucu, Soğuk Savaş sırasında kurulan ve uzun süredir Avrupa güvenliğinin “temel dokusu” olarak hizmet eden ittifakın çözülmekte olduğu ve kalbindeki karşılıklı savunma anlaşmasına artık “kesin gözüyle” bakılmadığı yönünde.
Eski bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi olan ve şu anda Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin Avrupa, Rusya ve Avrasya Programını yöneten Max Bergmann, "NATO kurulduğundan beri en kötü noktada. Buna yaklaşan başka bir şey hayal etmek gerçekten zor." ifadelerini kullandı.
Bu gerçek, NATO'ya giderek daha fazla meydan okuyan Rusya'ya karşı bir siper olarak güvenen Avrupalılar için yavaş yavaş kabullenilmeye başlandı.
Henüz şubat ayında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa'nın ABD olmadan kendini savunma fikrini "aptalca bir düşünce" olarak nitelendirmişti. Şimdiyse pek çok yetkili ve diplomat bunu “varsayılan beklenti” olarak değerlendiriyor.
"NATO'ya Amerikalılar olmadan da düşünebilmeliyiz"
2017-2021 yılları arasında Fransa'nın silahlı kuvvetler komutanı olarak görev yapan General Francois Lecointre, "NATO gerekli olmaya devam ediyor, ancak NATO'ya Amerikalılar olmadan da düşünebilmeliyiz. Hatta ona hâlâ NATO -Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü- denip denmeyeceği bile geçerli bir soru." dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise yaptığı açıklamada, "Başkan Trump, NATO ve diğer müttefiklerden duyduğu hayal kırıklığını açıkça ifade etti ve Başkan'ın vurguladığı gibi, 'Birleşik Devletler bunu unutmayacak'" ifadelerini kullandı.
Avrupa'da endişe artıyor
Reuters'in aktardığına göre, NATO daha önce de, özellikle Trump'ın 2017-2021 arasındaki ilk döneminde, ittifaktan çekilmeyi değerlendirdiği dönemde zorlu sınamalarla karşılaşmıştı.
Ancak birçok eski ve mevcut ABD'li ile Avrupalı yetkiliyle yapılan görüşmelere göre, pek çok Avrupalı yetkili yakın zamana kadar Trump'ın “gösteriş ve pohpohlamayla” ittifakta tutulabileceğine inanırken, artık bu inancı taşıyanların sayısı azaldı.
Trump ve yetkilileri, NATO'nun Hürmüz Boğazı konusunda doğrudan yardım sağlamaması ve ABD'nin bazı hava alanları ile hava sahasını kullanımını kısıtlaması da dahil olmak üzere, ihtiyaç anında ABD'ye yardım etme konusunda isteksiz davrandığı gerekçesiyle “hayal kırıklığını” dile getirdi.
ABD'li yetkililer NATO'nun "tek yönlü bir cadde" olamayacağını ilan etti. Avrupalı yetkililerse boğazı açmak için yapılacak bir görev için ABD'den belirli varlıklara ilişkin talep almadıklarını ve Washington'un böyle bir görevin savaş sırasında mı yoksa sonrasında mı yürütüleceği konusunda “tutarsız” olduğundan şikayetçi.
Grönland gerilimi ve Rusya'ya yakınlaşma endişeleri
Reuters haberine göre, Trump'ın son yorumları, giderek daha dengesiz bir ittifaka işaret eden diğer gelişmelerin ardından geldi. Bunlar arasında, Trump'ın ocak ayında Grönland'ı Danimarka'dan alma tehditlerini artırması ve Avrupalıların Rusya'ya karşı özellikle uzlaşmacı olarak gördüğü son ABD hamleleri yer alıyor.
Habere göre, NATO'nun asıl güvenlik tehdidi olarak tanımladığı Rusya hakkında Moskova'nın İran'a ABD varlıklarını hedef alması için hedef veri sağladığı yönündeki haberler karşısında Trump yönetimi esasen sessiz kaldı. Ayrıca yönetim, savaş sırasında fırlayan küresel enerji fiyatlarını düşürmek amacıyla Rus petrolüne yönelik yaptırımları kaldırdı.
Geçen hafta Paris yakınlarında yapılan G7 dışişleri bakanları toplantısında, duruma aşina beş kişinin aktardığına göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile AB dış politika şefi Kaja Kallas arasında “gergin bir görüşme” yaşandı.
Kallas, ABD'nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin karşısındaki sabrının Ukrayna barış müzakereleri konusunda ne zaman tükeneceğini sordu. Bunun üzerine Rubio, ABD'nin Ukrayna'ya destek sağlarken aynı zamanda savaşı bitirmeye çalıştığını, ancak AB'nin arabuluculuk yapmak isterse bunun mümkün olduğunu “sinirli bir dille” söyledi.
Hukuki durum ve ittifakın geleceği
Reuters'in bildirdiğine göre Trump'ın yasal olarak NATO'dan çekilme yetkisi bulunmayabilir. 2023'te kabul edilen bir yasaya göre, ABD başkanı, ABD Senatosu'nun üçte ikisinin onayı olmadan ittifaktan ayrılamaz; bu neredeyse imkansız bir eşik.
Ancak analistler, başkomutan olarak Trump'ın ABD ordusunun NATO üyelerini savunup savunmayacağına karar verebileceğini belirtiyor. Bunu reddetmek, resmi bir çekilme olmaksızın ittifakı tehlikeye atabilir.
Yine de “herkes” mevcut krizi varoluşsal olarak görmüyor. Bir Fransız diplomat, başkanın söylemlerini geçici bir "öfke nöbeti" olarak nitelendirdi.
Trump daha önce de NATO konusundaki tutumunu değiştirmişti. 2024'te seçim kampanyası sırasında, savunmaya “adil paylarını” ödemeyen NATO üyelerine Putin'i saldırmaya teşvik edeceğini söylemişti. Ancak Haziran 2025'teki son NATO zirvesinde ittifakın gözüne girmiş ve Avrupalı liderleri "ülkelerini seven insanlar" olarak övgüyle anan bir konuşma yapmıştı.
Önümüzdeki hafta Trump'la güçlü bir ilişkisi olan NATO Genel Sekreteri Rutte, Trump'ın görüşünü bir kez daha değiştirmek amacıyla Washington'u ziyaret edecek.
"80 yıllık birlikteliğin sayfasını çeviriyoruz"
Analistler, Trump'ın savunmalarına koşup koşmayacağına dair şüphelere rağmen, Avrupalı ülkelerin ABD'yi NATO'ya dahil etmek için “iyi nedenleri” olduğunu söylüyor. Bunlar arasında ABD ordusunun uydu istihbaratı gibi NATO'nun kolayca ikame edemeyeceği bir dizi yetenek sunması yer alıyor.
Demokrat eski Başkan Joe Biden döneminde ABD'nin NATO büyükelçisi olarak görev yapan Julianne Smith, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Sanırım gerçekten 80 yıllık birlikte çalışmanın sayfasını çeviriyoruz. Bunun transatlantik ilişkilerin sonu anlamına geldiğini düşünmüyorum, ancak farklı bir görünüme ve hissiyata sahip olacak bir şeyin eşiğindeyiz."