
YDH - Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen'in programına konuk olan dört savaş gazisi ve "Daniel Davis Deep Dive" programının yapımcısı Yarbay Daniel Davis, ABD Başkanı Donald Trump'ın ulusa sesleniş konuşmasını ve İran ile devam eden savaştaki son gelişmeleri değerlendirdi.
Davis, Trump'ın söylemlerinin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirterek ABD'nin içinde bulunduğu durumu "umutsuz derecede kötü" olarak nitelendirdi.
Davis, Trump'ın ulusa sesleniş konuşmasında yeni bir bilgi sunmadığını, sadece daha önce dile getirdiği "savaşın iki-üç hafta içinde sona ereceği" yönündeki iddialarını yinelediğini anımsattı.
Trump'ın gerçeklikten koptuğunu ifade eden Davis, "Başkan Trump, ABD'nin kendi tercihi olan bu savaşla içine sürüklendiği feci durumun farkında değil. Hürmüz Boğazı askeri güçle açılamaz; bu ister bizim tarafımızdan ister tüm NATO donanmasının katılımıyla olsun, fark etmez. Çünkü mesele savaş gemilerini boğazdan geçirmek değil; bunu yapmak o gemileri birer hedef tahtasına çevirmekten başka işe yaramaz" dedi.
Savaşın ekonomik etkilerine dikkat çeken Davis, Trump'ın açıklamalarının piyasaları sakinleştirmek yerine petrol fiyatlarında sert yükselişlere ve borsada düşüşlere yol açtığını kaydetti.
İran hükümetinin, lider kadrosuna yönelik suikastlara rağmen yerinde durduğunu ve füze kapasitesini koruduğunu belirten Davis, İran donanmasının vurulmayan sürat tekneleri ve denizaltı güçlerinin asıl tehdidi oluşturduğunu vurguladı.
Trump'ın İran'ı "taş devrine döndürene kadar bombalama" tehdidini eleştiren Yarbay Davis, bu söylemin iki temel askeri gerçeği ıskaladığını söyledi.
Davis, "Birincisi, 93 milyon nüfuslu, devasa yüzölçümüne ve zorlu arazi şartlarına sahip bir ülkeyi bombalamak için yeterli mühimmatımız yok. İkincisi, böyle bir girişim sadece İran halkının direniş azmini pekiştirir" ifadelerini kullandı.
Davis ayrıca, Trump'ın sosyal medyada paylaştığı ve Tahran'daki sivil bir köprünün imhasını içeren videonun askeri bir değeri olmadığını ve bu durumun "savaş suçu" tanımına girdiğini belirtti.
Bu tür eylemlerin muhalif olan diasporayı bile öfkelendirdiğini kaydeden Davis, "Bu, İran halkını sindirmek yerine onların Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü daha da sıkılaştıracak ve dünyada petrol fiyatlarını artırarak borsayı aşağı çekecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Savaşın gidişatına ilişkin kara operasyonu ihtimalini değerlendiren Davis, hava ve deniz operasyonlarının başarısız olması nedeniyle Trump'ın bu "kartı" oynamayı düşünebileceğini söyledi.
Bölgeye yaklaşık 20 bin kara askerinin sevk edildiğini hatırlatan Davis, durumu bir poker benzetmesiyle açıkladı:
"Bu, elinde hiçbir değerli kağıt olmayan bir oyuncunun, rakibinin elindeki yüksek kartları aynadan görmesine rağmen tüm çiftliğini ortaya koymasına benziyor. Kendi evinde oynayan, araziyi tanıyan ve seferberlik ilan etmiş tecrübeli bir rakibe karşı kara harekatı taktiksel, operasyonel ve stratejik açıdan imkansızdır. Bu tam bir intihar misyonu niteliğindedir."
Davis, Amerikalı askerlerin anlamsız ölümlere feda edilmemesi gerektiğini savunarak, imaj kaybı göze alınarak bölgeden derhal çekilinmesi tavsiyesinde bulundu.
NATO'nun geleceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Davis, ittifakın artık miadını doldurduğunu savundu. NATO'nun Soğuk Savaş sonrası doğuya genişlemesinin mantıksız ve gereksiz yere kışkırtıcı olduğunu belirten Davis, Rusya'nın bu sürece tepki vermesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Trump'ın NATO'ya bakış açısını "oyuncak" olarak tanımlayan Davis, "Trump, NATO'yu kolektif bir güvenlik anlaşması olarak değil, kendi silahlı kuvvetlerinin bir uzantısı olarak görüyor. Müttefiklerinden, kendi çıkarlarına aykırı olsa bile Amerikan savaşlarına katılmalarını ve daha fazla para ödemelerini bekliyor. Bu durum müttefiklerin başka seçenekler aramasına yol açacaktır. NATO artık bitmiştir; İran savaşı mucizevi bir şekilde sona erse bile bu hasar onarılamaz" dedi.
Davis, ABD'nin yardımlarının kesilmesi ve Polonya gibi müttefiklerin kendi stoklarını koruma kararı alması nedeniyle Ukrayna'nın mutlak bir askeri yenilgiye uğrayabileceğini ve bu savaşın en büyük galibinin ekonomik ve siyasi açıdan güçlenen Rusya olduğunu kaydetti.
Savaşın daha da tırmanması durumunda nükleer silah riskine değinen Yarbay Davis, askeri bir başarısızlık karşısında Trump veya Netanyahu'nun "taktik nükleer silah" seçeneğini düşünebileceği uyarısında bulundu.
"Taktik" ifadesinin yanıltıcı olduğunu, nükleer silahın her durumda nükleer yıkım ve radyoaktif serpinti anlamına geldiğini vurgulayan Davis, bu durumun orta vadede en büyük korkusu olduğunu ifade etti.
İran'ın stratejisinin ise "teslimiyetçi olmayan bir diplomasi" üzerine kurulu olduğunu belirten Davis, Tahran'ın güvenlik garantileri ve onurlu bir çıkış yolu talep ettiğini, ancak ABD'nin son on yıllarda böyle bir tevazu gösterme kapasitesine sahip olmadığını söyledi.
Davis, Trump'ın hamlelerini bir satranç oyuncusu gibi değil, "etki-tepki" odaklı ve sonuçlarını düşünmeden hareket eden bir tarzda yürüttüğünü savundu.
İsrail'in tutumuna da değinen Davis, İsrail liderliğinin rasyonellikten uzaklaştığını ve İran'ı nükleer bir yıpratma savaşıyla dize getirebileceği yönündeki inancının mantıksız olduğunu belirtti.
Davis, "93 milyonluk, korunaklı füze tesislerine sahip bir ülkeyle, 6 milyon nüfuslu küçük bir ülkenin yıpratma savaşına girmesi akıl kârı değildir. Ancak İsrail tarafı gerçekleri kabul etmek yerine Trump üzerindeki baskısını sürdürüyor" diyerek sözlerini tamamladı.