
YDH- İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarını gündeme taşıyan resmi bir mektubu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerine iletti.
Arakçi, mektubunda söz konusu saldırıların yalnızca İran için değil, tüm bölge açısından telafisi güç sonuçlar doğurabilecek bir güvenlik ve çevre krizine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Arakçi, özellikle Buşehr Nükleer Santrali’nin tamamen barışçıl amaçlarla faaliyet gösterdiğini ve tesisin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimi altında işletildiğini hatırlattı.
Bu nitelikteki bir nükleer tesisin hedef alınmasının uluslararası hukukun açık ihlali anlamına geldiğini belirten Arakçi, söz konusu saldırıların derhal durdurulması gerektiğini vurguladı.
Mektupta, özellikle faal durumdaki nükleer tesislerin çevresine yönelik tekrarlanan saldırıların ciddi bir radyoaktif kirlenme riskini beraberinde getirdiği ifade edildi.
Arakçi, olası bir radyoaktif sızıntının yalnızca İran’ı değil, Fars Körfezi başta olmak üzere bölgenin atmosferini, ekosistemini ve doğal kaynaklarını geri dönülemez biçimde etkileyebileceğini; bu tür bir çevresel felaketin komşu ülkelere de yayılabilecek sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Arakçi ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Ajansın Genel Direktörü Rafael Grossi’nin saldırılara karşı açık bir kınama veya caydırıcı adım atmamasını sert sözlerle eleştirdi.
Bu tutumun, hem Birleşmiş Milletler sisteminin hem de nükleer silahların yayılmasını önleme rejiminin güvenilirliğini zedelediğini ifade eden Arakçi, ABD’nin nükleer tesisleri “askeri hedef” kategorisine dahil eden açıklamalarının uluslararası normlarla bağdaşmadığını savundu.
İranlı yetkililere göre, savaşın başlangıcından bu yana düzenlenen dördüncü saldırı niteliğindeki son operasyonda Buşehr Nükleer Santrali çevresi hedef alındı.
Saldırıda bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği, tesisin ana reaktör bölümlerinin zarar görmediği ancak bazı yardımcı binalarda hasar meydana geldiği bildirildi.
Açıklamada ayrıca, bölgedeki özel petrokimya tesislerinin yanı sıra 28 Şubat’tan bu yana üniversiteler, okullar ve hizmet binaları gibi sivil altyapı unsurlarının da saldırıların hedefi olduğu ifade edildi.