
YDH- İbranice yayın yapan Maariv'e göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran ile sağlanan ateşkesin hemen ardından müttefiklerine ve Tahran yönetimine yönelik sarsıcı açıklamalarda bulunarak küresel siyaseti hareketlendirdi.
Trump, İran ile kapsamlı ve "gerçek" bir anlaşmaya varılmaması durumunda askeri operasyonların daha önce görülmemiş bir şiddetle yeniden başlayacağını duyururken, bu süreçte ABD’ye destek vermeyen NATO müttefiklerine yönelik ağır yaptırımların sinyalini verdi.
Truth Network üzerinden açıklamalarda bulunan Trump, ateşkesin kalıcılığının Tahran'ın tavrına bağlı olduğunu vurguladı.
"Gerçek bir anlaşma olmadan, ateş açma süreci her zamankinden daha şiddetli başlayacak" ifadesini kullanan Trump, Amerikan ordusunun tüm unsurlarıyla bölgede kalmaya devam edeceğini belirtti.
Nükleer silahsızlanma ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda taviz vermeyeceğini yineleyen Trump, ABD ordusunun şu an "yeniden şarj olduğunu" ve bir sonraki aşama için tetikte beklediğini ifade etti.
Wall Street Journal’ın rejimin kaynaklarına dayandırdığı habere göre Beyaz Saray, İran operasyonları sırasında ABD ve İsrail’e destek vermekten kaçınan bazı NATO üyelerini cezalandırmayı planlıyor.
Bu kapsamda, özellikle İspanya, Almanya ve İtalya gibi ülkelerdeki ABD birliklerinin çekilerek; Polonya, Romanya ve Litvanya gibi "daha destekleyici" kabul edilen Doğu Avrupa ülkelerine kaydırılması gündemde.
Beyaz Saray Sözcüsü Carolyn Levitt, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Savunmalarını Amerikan halkının finanse ettiği NATO ülkelerinin son altı haftadır bize sırt dönmesi üzüntü verici" diyerek Washington’daki hayal kırıklığını dile getirdi.
Trump ise NATO'nun ihtiyaç anında müttefiklik görevini yerine getirmediğini savunarak ittifakın geleceğine dair şüphelerini açıkça ifade etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, hem Trump hem de İran Cumhurbaşkanı Mesud Pazakhiyan ile görüşerek ateşkesin tüm bölgelerde kalıcı hale gelmesi gerektiğini vurguladı.
Macron, barışın ancak İran’ın nükleer programı ve bölgesel eylemleri konusundaki endişelerin giderilmesiyle mümkün olacağını belirtti.
Öte yandan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Lübnan’daki sivil kayıplara yol açan saldırıları kınayarak tarafları düşmanlıkları tamamen durdurmaya çağırdı.
Washington rejimi, savunma harcamalarını artıran ve operasyonlara destek veren Polonya ve Romanya gibi ülkelerle bağlarını güçlendirirken; Orta Amerika’dan gelen bir hamle de dikkat çekti.
Kosta Rika Cumhurbaşkanı Rodrigo Chavez’in Devrim Muhafızları, Hizbullah ve Hamas’ı terör örgütü ilan etmesi, İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından "ahlaki liderlik" olarak nitelendirilerek memnuniyetle karşılandı.
Trump rejiminin müttefiklerine yönelik bu "sadakat temelli" yeni yaklaşımı, NATO içindeki yapısal dengelerin ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının önümüzdeki dönemde köklü bir değişim geçireceğini gösteriyor.
Trump’ın hem İran’a hem NATO’ya yönelik sert tutumu, bölgesel dengeleri ve ABD’nin askeri stratejisini önümüzdeki dönemde kökten değiştirecek gibi görünüyor.
Eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in vurguladığı gibi, Trump’ın NATO’ya ve İran’a yönelik sert hamleleri, ABD’nin bölgedeki müdahaleci rolünü sürdürerek İsrail’in yanında konumlanabilme hazırlığının bir parçası olarak okunuyor.