
YDH- İbranice yayın yapan Maariv'e göre, Dayan Ortadoğu Çalışmaları Merkezi’nin kıdemli araştırmacısı Prof. Uzi Rabi, katıldığı bir radyo programında, 28 Şubat'ta patlayan savaşın şu ana kadarki sonuçlarını ve ''Tahran’ın içinde bulunduğu derin krizi'' olarak nitelediği son noktayı mercek altına aldı.
''İran’ın Tebriz başta olmak üzere stratejik bölgelerinde balistik füze rampalarının imha edilmesinin ardından gelen'' ateşkesi değerlendiren Prof. Rabi, sahadaki gerçekliğin geri dönülemez bir biçimde değiştiğini vurguladı.
Sınır hattında oluşturulan güvenli bölgelerin kritik bir adım olduğunu belirten Rabi, "Bugün her Arap ülkesi ve Hizbullah için tek bir gerçek var: İran artık eski ağırlığına sahip değil. Onu hala bölgenin baskın gücü olarak tanımlamak büyük bir stratejik hata olur," ifadelerini kullandı.
İki haftalık süreci değerlendiren Rabi, kazanımların korunması noktasında temkinli bir iyimserlik sergiledi.
Mevcut ateşkesin İran’a bir rehabilitasyon fırsatı sunabileceği konusundaki endişelerini dile getiren profesör, "Askeri başarıların pratik ve kalıcı bir siyasi gerçekliğe dönüştürülmesi şart. Amerikan tarafının süreci son derece dikkatli takip etmesi gerekiyor," dedi.
İran’ın uluslararası arenadaki konumunu nitelerken İbranice "yüksek bir yerden derin bir çukura düşüşü" ifade eden bir benzetme kullanan Rabi, ülkenin bölgedeki etkisinin dramatik şekilde azaldığını savundu.
İsrail’in ise bu süreçte konumunu güçlendirerek meydan okunması zor bir seviyeye ulaştığını belirtti.
Ancak Rabi, "Mutlak zaferin arkadaşı mutlak başarısızlıktır," diyerek aşırı özgüvene karşı uyarıda bulundu.
Tahran’daki yıkımın sadece fiziksel değil, kurumsal olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Rabi, ''Ayetullah rejiminin artık sadece askeri bir klik haline geldiğini'' öne sürdü:
"Karşımızda meşruiyeti olmayan, sadece güç üzerinden ayakta durmaya çalışan bir askeri diktatörlük var. Ayetullahlar artık sadece birer sembolik figürden ibaret. Cumhurbaşkanlığı ve sivil kanadın hiçbir idari yeteneği kalmadı. Devrim Muhafızları içerisinde dahi farklı ritimlere sahip askeri kliklerin oluştuğunu görüyoruz."
''Rejimin kısa sürede devrilmesi beklentisinin gerçekçi olmadığını'' ifade eden Rabi, durumun bir "süreç meselesi" olduğunu savundu.
İktidardan başka sunacak bir vaadi kalmayan yapıların zamanla güç kaybederek nihayete ereceğini belirten profesör, "Savaş bölgesinde yaşamaya alışmış bu yapılar, devlet inşa etme veya yeniden yapılanma becerisine sahip değil. Bu nedenle sistemin kendi içinden çökmesi kaçınılmaz bir sondur," diyerek sözlerini noktaladı.