
YDH- Amerika Birleşik Devletleri-İsrail ve İran arasındaki gerilimin kritik bir eşiğe dayandığı şu günlerde, Amerikan rejimine yakın kaynaklar İsrail’in hava savunma kapasitesine dair çarpıcı bir veri paylaştı.
Edinilen bilgilere göre, İsrail işgal ordusunun elindeki balistik füze savunma mühimmatı "çift haneli" rakamlara kadar geriledi.
Yaşanan stok krizi, İsrail askeri makamlarını stratejik bir karar alma sürecine zorluyor.
İran, Lübnan ve Yemen’den gelen eş zamanlı tehditler karşısında İsrail hava savunma sistemlerinin artık her hedefi vurmak yerine, imha edilecek füzeler arasında "seçici" bir tercih yapmak zorunda kaldığı belirtiliyor.
Drop Site’a konuşan bir yetkili, durumu şu sözlerle özetledi:
“Neyi düşüreceklerini artık seçmek zorundalar.”
Kaynaklar, mevcut tablonun sadece bölgesel bir çatışmanın ötesinde, Amerikan militarist kapasitesinin Ortadoğu’daki operasyonel sürdürülebilirliğinin sorgulanmasına yol açtığını ve bu mühimmat darboğazı aşılmadan gerçekleştirilecek her türlü tırmanışın, Batı’nın stratejik rezervlerinde onarılması güç gedikler açabileceği uyarısında bulunuyor.
Hava savunma mühimmatı miktarı, askeri sürdürülebilirlik açısından "en üst düzey gizlilik" kapsamında korunsa da uluslararası analizler tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Londra merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI), Payne Kamu Politikası Enstitüsü verilerine dayanarak hazırladığı raporda, İsrail’in savaşın başlangıcından bu yana stoklarını büyük oranda tükettiğini vurguladı.
24 Mart verilerine göre İsrail; 150 adet Arrow 2 ve 3 füzesinden 122’sini, 48 adet THAAD füzesinden ise 22’sini kullanmış durumda.
Drop Site'a göre, bu sistemlerin ikamesi ise hem mali hem de zamansal açıdan ciddi engeller barındırıyor.
Bir adet Arrow füzesinin maliyeti 3 milyon doları bulurken, iniş aşamasındaki balistik füzeleri durduran THAAD füzelerinin birim maliyeti 12 milyon dolara ulaşıyor.
Uzmanlar, İran’ın ilk dalgalarda eski modelleri kullanarak İsrail’in bu pahalı stoklarını eritme yoluna gittiğini, böylece modern füzeleri için "yol temizliği" yaptığını değerlendiriyor.
İsrail'de askeri sansür nedeniyle hasar tespit çalışmaları kamuoyuna tam olarak yansıtılmasa da, veriler savunma hattındaki aşınmayı teyit ediyor.
JP Morgan’ın JINSA verilerine dayandırdığı rapor, savaşın başında %3 olan füze isabet oranının %27’ye yükseldiğini ortaya koydu.
Bu artışta, İran’ın daha fazla önleyici mühimmat harcatmak amacıyla kullandığı salkım harp başlıklı füzelerin etkisi büyük.
Drop Site'a göre, İsrail Savunma Bakanlığı üretimi hızlandırma sözü verse de, uzmanlar envanterin eski seviyesine gelmesinin haftalar değil, yıllar alabileceği konusunda hemfikir.
Özellikle Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı sırasında fırlatılan 500’ü aşkın füze, İsrail savunma kapasitesini bu büyük krizden önce zaten önemli ölçüde zayıflatmıştı.
Azalan stoklar, İsrail’i ABD Donanması’nın bölgedeki füze savunma desteğine daha bağımlı hale getiriyor.
Ancak USS Gerald Ford uçak gemisi grubunun bölgeden ayrılması bu desteği de zayıflattı.
Drop Site'a göre, ABD, İsrail’i korumak adına kendi Aegis stoklarından 431 füze ateşleyerek envanterinin %25’ini bu sahaya tahsis etti.
Bu durum, Washington’un Çin’e karşı kurguladığı "Asya Ekseni" (Asian Pivot) stratejisi kapsamında biriktirdiği mühimmatın tükenmesi anlamına geliyor.
Lockheed Martin üretim kapasitesini yıllık 400’e çıkarmayı hedeflese de, bu artışın sahaya yansıması önümüzdeki yedi yıla yayılacak.
Uzmanlar, İsrail’in savunma kalkanındaki bu sayısal erozyonun, Washington’un bir ateşkes ısrarını açıklayan asıl "stratejik mecburiyet" olduğunu; zira kinetik kapasitenin lojistik sınırlarına dayanmasının, ABD’yi İsrail’in güvenliği ile kendi küresel öncelikleri arasında tehlikeli bir tercih yapmaya zorladığını vurguluyor.
İsrail’in "kısa süreli savaş ve hızlı zafer" üzerine kurulu askeri doktrini, İran’ın yer altındaki dayanıklı füze üsleri ve istikrarlı fırlatma kapasitesi karşısında test ediliyor.
Hizbullah ve Ensarullah'ın da sürece dahil olmasıyla savunma kalkanı üzerindeki baskı her geçen gün artıyor.
Konuyla ilgili eleştirileri reddeden İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, operasyonel özgürlüğün devam edeceğini belirterek, "Vatandaşlarımızı korumak için yeterli mühimmatımız var. Mevcut üretim hamlesi, uzun vadeli dayanıklılık stratejimizin bir parçasıdır," ifadelerini kullandı.
Drop Site'a göre ise, sahadaki veriler ve müttefiklerden gelen bilgiler, savunma hattındaki ritmin korunması için diplomatik ve endüstriyel bir seferberliğin şart olduğunu gösteriyor.
Gözlemciler, İran’ın düşük maliyetli ve yüksek hacimli saldırılarla İsrail’in yüksek teknolojili savunma mimarisini bir "ekonomik ve teknik tükeniş" sarmalına soktuğunu, mühimmat paritesindeki bu asimetrinin Tel Aviv’in askeri caydırıcılığını yapısal bir krizle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.