Batı Şeria’da 'pastoral yerleşim' eliyle sistematik sürgün stratejisi

10 Nisan 2026

İsrail yerleşimleri konusunda uzman Dr. Abdül Nasır Mekki, Batı Şeria’nın kırsal kesimlerinde ve Ürdün Vadisi’nde artan sistematik yerleşimci saldırılarının, Filistinli nüfusu mülksüzleştirerek bölgeden sürmeyi hedeflediğini belirtti.

YDH - İsrail'in gayri meşru yerleşimleri konusunda uzman araştırmacı Dr. Abdül Nasır Mekki, Filistin kırsalı ve Ürdün Vadisi (el-Ağvar) bölgesinde Yahudi yerleşimciler tarafından yürütülen sistematik saldırıların artışına ilişkin önemli uyarılarda bulundu.

Şehab News'e konuşan Mekki, bu saldırıların temel amacının Filistin varlığını zayıflatmak ve yerleşim birimlerini genişletmek adına yerel halkı topraklarından zorla çıkarmak olduğunu vurguladı.

Dr. Mekki, Filistin topluluklarına yönelik saldırılarda öncü rol oynayan onlarca noktanın yanı sıra, bölgede yaklaşık 30 adet "pastoral" (hayvancılık odaklı) yerleşim birimi bulunduğunu açıkladı.

Yerleşimcilerin, Filistinlilere ait arazilerde ve yerleşim yerlerinde sürülerini otlatarak yeni bir fiili durum yaratmaya çalıştıklarını belirten Mekki, bu eylemlerin mülkiyet sınırlarını gözetmeksizin A, B ve C bölgelerinin tamamında yürütüldüğünü ve asıl sahiplerinin meralardan mahrum bırakıldığını kaydetti.

Saldırıların yoğunlaştığı stratejik bölgelere dikkat çeken Mekki, hedef alınan alanları şu şekilde sıraladı:

Kuzey ve Orta Ürdün Vadisi: Özellikle el-Bukia, Berdele, Kurdele ve Ayn el-Beyda bölgeleri.

Eriha Hattı: El-Ciftlik, ez-Zübeydat ve sürekli kısıtlamalara maruz kalan el-Auja Şelaleleri bölgesi.

El Halil’in Güney Doğusu: Bölge sakinlerini yerinden etmeyi amaçlayan yoğun yerleşim hamleleri.

Yaşam kaynaklarının sistematik imhası

Araştırmacı Mekki, arazi tesviye çalışmaları, tarım varlıklarının tahrip edilmesi ve ağaçların kesilmesi gibi eylemlerin rastgele saldırılar olmadığını ifade etti.

Mekki, bu faaliyetlerin Filistinli çiftçi ve besicilerin günlük yaşam standartlarını ve geçim kaynaklarını doğrudan vurmayı hedefleyen bilinçli bir siyasetin ürünü olduğunu dile getirdi. Bu sistematik yıkımın, büyük yerleşim blokları inşa etmek amacıyla yürütülen zorunlu göç sürecinin bir ön hazırlığı olduğunu ekledi.

Dr. Abdül Nasır Mekki, özellikle bu bölgelerin kontrol altına alınmasının ardındaki siyasi hedefe de değindi.

Hedef alınan arazilerin Filistinliler için en büyük coğrafi havzayı ve stratejik rezervi oluşturduğunu belirten Mekki, bu alanların işgal edilmesinin gelecekte bir Filistin devleti kurulmasını engelleme girişimi olduğunu vurguladı.

Mekki’ye göre, söz konusu saldırılarla Filistin toprakları arasındaki coğrafi temasın kesilmesi ve toprak üzerinde tam bir denetim kurulması amaçlanıyor.