
YDH - The Wall Street Journal (WSJ) tarafından yayımlanan analizde, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve Çin'in nadir toprak metalleri piyasasındaki hakimiyetinin, Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı "kriptonit" işlevi gördüğü belirtildi.
Haberde, küresel ticaretin kilit noktalarını ifade eden "darboğaz" stratejisinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük tarifelerine dayalı ekonomik savaş modelinin zayıflıklarını ortaya çıkardığı kaydedildi.
Analizde, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetiminde yaptırım politikaları üzerine çalışan Edward Fishman'ın Chokepoints: American Power in the Age of Economic Warfare kitabındaki teorilerine atıf yapıldı. Fishman'a göre bir gelişmenin "darboğaz" olarak nitelendirilebilmesi için üç temel özelliğe sahip olması gerekiyor:
Bir ülke veya koalisyonun, belirli bir ürünün tedariki veya fiyatı üzerinde etkili olabilecek dominant bir pozisyonda bulunması.
Söz konusu ürün veya hizmetin kısa vadede ikame edilmesinin zor olması.
Bu noktayı kapatmanın veya kısıtlamanın, hamleyi başlatan taraftan ziyade hedefteki rakibe daha büyük zarar vermesi.
İran ve Çin'in bu kriterleri karşılayan hamleleri, DC Comics evreninde Süpermen'in en büyük zayıflığı olan radyoaktif madde "kriptonit"e benzetildi.
Haberde, darboğazların hem fiziksel hem de ekonomik olarak ikiye ayrıldığı bildirildi. Fiziksel darboğazlar kategorisinde Hürmüz Boğazı, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı gibi kritik su yolları yer alıyor.
WSJ, fiziksel noktaların kontrol edilmesinin askeri güç veya tehdit gerektirdiği için daha zor olduğunu, ancak küreselleşen tedarik zincirleri nedeniyle ekonomik darboğazların birer silah olarak kullanılma sıklığının arttığını aktardı.
ABD'nin dolar tabanlı finans sistemini kontrol etmesi, küresel döviz işlemlerinin yüzde 88'ini ve uluslararası ödemelerin yarısını oluşturması nedeniyle en güçlü ekonomik darboğaz örneği olarak sunuldu.
Washington'ın bu gücü ekonomik yaptırımlar uygulamak için kullandığı kaydedilirken; Çin ve İran'ın benzer bir ekonomik nüfuza sahip olmasalar dahi, ellerindeki kritik arz noktaları üzerinden ABD üzerinde baskı kurabildikleri vurgulandı.
Gazeteciler, Trump'ın önceki başkanlara kıyasla ekonomik savaşa daha bağlı olduğunu ancak yaptırımlar yerine gümrük tarifelerini tercih ettiğini yazdı.
Fishman'ın analizine göre, ABD'nin dünya pazarındaki payı yüzde 13 ile sınırlı olduğu için tarifeler bir "darboğaz" niteliği taşımıyor.
Bu oran, diğer ülkelerin davranışlarını kökten değiştirmek için yetersiz görülürken, devletlerin nadir istisnalar dışında alternatif pazarlar bulabildiği ifade edildi.
Washington Post ise ABD'nin, rakiplerinin küresel ekonominin ana damarlarını silahlandırma yeteneği karşısında bir yıl içinde iki kez "utanç verici" bir duruma düştüğüne dikkat çekti.
Haberde, daha önce ABD'nin bu tür bir ekonomik savaşta tekel konumunda olduğu, ancak son yıllarda bu dengenin değiştiği belirtildi.
2025 yılı baharında Çin, ABD'nin tarife kararlarına yanıt olarak nadir toprak metallerinin ihracatını kısıtlamaya başladı. Dünya genelindeki arzın yaklaşık yüzde 70'ini ve işleme kapasitesinin yüzde 90'ını elinde bulunduran Pekin'in, geçtiğimiz Ekim ayında yeni kısıtlamalar duyurduğu hatırlatıldı.
Ancak Trump'ın gümrük vergilerini düşürmesinin ardından Çin'in bu kısıtlamaları bir yıl süreyle askıya aldığı bildirildi.
İran tarafında ise ABD ve İsrail'in askeri operasyon başlatmasına karşılık Hürmüz Boğazı'nda ticaretin durdurulduğu açıklandı.
Dünya petrol, kondensat ve petrol ürünlerinin yüzde 15-20'sinin, sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) ise yüzde 30'undan fazlasının geçtiği bu su yolunun bloke edilmesinin, enerji piyasasında büyük bir krizi tetiklediği vurgulandı.