
YDH- İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, ABD yönetiminin İsrail ile olan ilişkilerini ve diplomatik hiyerarşiyi sert sözlerle eleştirdi.
Arif, bir ABD üst düzey yetkilisinin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya günlük brifingler vermesini, "yapısal bir aşağılanmanın" en somut kanıtı olarak tanımladı.
Axios tarafından aktarılan bilgilere göre Netanyahu, İslamabad’daki temaslarından dönen ABD Başkan Yardımcısı Vance ile görüştüğünü teyit etti.
Netanyahu, "Dün ABD Başkan Yardımcısı ile bir araya geldim; kendisi müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bana ayrıntılı bilgi sundu," ifadelerini kullandı.
Ayrıca Vance'in, Donald Trump’ın temel önceliğinin İran’daki tüm zenginleştirilmiş maddelerin tasfiyesi ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulması olduğunu kendisine ilettiğini belirtti.
Bu gelişmeleri değerlendiren Muhammed Rıza Arif, dünya tarihinde ilk kez bir süper gücün üst düzey yetkilisinin, başka bir ülkenin liderine adeta bir memur gibi günlük rapor sunduğuna dikkat çekti.
Arif, bu durumun sadece İran’ı ilgilendiren bir mesele olmadığını, doğrudan ABD devlet yapısının maruz kaldığı bir itibar kaybı olduğunu savundu.
İranlı yetkili, "Amerikan halkı, Beyaz Saray’ın fiilen başka bir rejimin haber merkezi haline geldiğinin farkında mı?" sorusunu yönelterek Washington’ın dış politika bağımsızlığını sorguladı.
Ortadoğu, diplomatik yolların tıkandığı ve askeri restleşmelerin en üst perdeye çıktığı kritik bir dönemeçten geçiyor.
İslamabad’da yürütülen İran-ABD müzakerelerinin sonuçsuz kalması ve Washington’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik "abluka" kararı, bölgeyi topyekûn bir savaşın eşiğine getirdi.
İran tarafı, liman güvenliğinin ihlali durumunda "bölgedeki hiçbir limanın güvende olmayacağı" uyarısıyla stratejik bir tehdit savurdu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Fransız ve Ummanlı mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmelerde, İslamabad’daki müzakerelerin ABD’nin "açgözlü ve mantıksız" talepleri nedeniyle tıkandığını duyurdu.
Arakçi, İran’ın iyi niyetine rağmen Washington’ın sürekli talep değiştirdiğini vurgularken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı ablukasını ilan etmesinin ardından "müzakerelere dönüşle ilgilenmediği" mesajını verdi.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai ise ateşkes sürecinin İran’ın egemenlik haklarını tanımadan devam edemeyeceğini belirterek, "Hürmüz Boğazı üzerindeki haklarımızın tanınmaması savaşa dönüş demektir" uyarısında bulundu.
Diplomatik kriz sahada askeri hareketliliğe dönüştü. Tuğgeneral Muhammed Kerami, İsfahan bölgesinde İran ve Amerikan güçleri arasında sıcak temas yaşandığını iddia etti. İddiaya göre, düşen bir pilotu arama bahanesiyle İran hava sahasına yaklaşan ABD jetleri, İran savunma unsurları tarafından engellendi.
Hatemü'l Enbiya Merkez Karargahı, ABD'nin deniz trafiğini kısıtlama girişimlerini "deniz haydutluğu" olarak nitelendirerek şu sert deklarasyonu yayınladı:
"İran limanlarının güvenliği tehdit edilirse, Fars Körfezi ve Umman Denizi'ndeki hiçbir liman güvende olmayacaktır. Güvenlik ya herkes içindir ya da hiç kimse için."
İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rıza Talai ve Karargah Sözcüleri, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin "ebediyen" İran ve bölge ülkelerinde kalacağını vurguladı.
Mevcut çatışma dursa dahi Boğaz üzerinde kalıcı ve sistematik bir kontrol mekanizması uygulanacağı, "düşmana bağlı" gemilerin geçişine asla izin verilmeyeceği ilan edildi.
• Saldırganın cezalandırılması: Sınır ihlali veya saldırı girişiminde bulunan taraflara karşı, askeri karşılığın ötesinde "caydırıcı bir ceza" yönteminin uygulanması.
• Tazminat ve zararların tahsili: Yaşanan askeri süreçte oluşan ekonomik ve stratejik kayıpların, düşman taraftan ağır tazminatlar şeklinde tahsil edilmesi.
• Tehditlerin nihai olarak sonlandırılması: Bölgesel güvenliğin tesisi için tehdit unsuru olarak görülen odakların, diplomasi veya savaş yoluyla tamamen devre dışı bırakılması.
Washington’ın abluka hamlesi Avrupa kanadında isteksizlikle karşılansa da, İsrail cephesinde hazırlıklar en üst düzeye çıkarıldı.
İsrailli kaynaklar, ordunun İran’la olası bir çatışmaya karşı güncellenmiş savaş protokollerini devreye aldığını bildirdi.
İsrail Hava Kuvvetleri'nin, İran’ın hava savunma ve füze merkezlerini hedef alan operasyonel planlarını yeniden şekillendirdiği belirtiliyor.
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, İran’ın askeri gücünün büyük kısmının henüz sergilenmediğini hatırlatarak, olası bir çatışmada düşmanın hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığı yeni nesil savunma teknolojilerininkullanılacağını bildirdi.
Tuğgeneral Kerami'nin ifadesiyle Tahran, topraklarını herhangi bir saldırgan güç için bir "hapishane ve bataklığa" çevirmeye hazırlandığı mesajını veriyor.
Bölge, diplomasi masasının yıkıldığı ve namluların Hürmüz Boğazı'na çevrildiği en gerilimli 24 saatini yaşıyor.
• Çok katmanlı güvenlik kuşağı: Saha hakimiyetini artırmak amacıyla operasyonel birlikler tarafından oluşturulan, düşman unsurları için "bataklık" olarak nitelendirilen savunma hattı.
• Gizli envanter ve stratejik kabiliyet: Mevcut askeri kapasitenin büyük bölümünün henüz kamuoyuyla paylaşılmadığı, çatışma anında bilinmeyen modern savaş teknolojilerinin devreye sokulacağı uyarısı.
• Hürmüz Boğazı kontrolü: ABD ablukasına karşı, "düşmana bağlı" deniz araçlarının geçişinin yasaklandığı ve boğaz üzerinde kalıcı bir denetim mekanizmasının kurulduğu statüko.
• Sıcak temas ve tehdit: İsfahan gibi kritik noktalarda yaşanan sıcak temaslar ve "İran limanları güvende değilse bölgedeki hiçbir liman güvende olmayacak" doktriniyle pekiştirilen bölgesel teyakkuz.