Denizcilikte rota değişti: Gemiler Hürmüz’den kaçıyor

14 Nisan 2026

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri hamleleri Hürmüz Boğazı'nda güvenliği tehlikeye atarken, küresel denizcilik şirketleri rotalarını Afrika hattına çevirdi.

YDH- ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü askeri operasyonların Hürmüz Boğazı üzerindeki yansımaları, küresel lojistik dengelerini sarsarak nakliye devlerini alternatif güzergâhlar aramaya zorladı.

Mauritius Limanlar İdaresi tarafından paylaşılan güncel veriler, Port Louis limanındaki gemi trafiğinde dramatik bir tırmanış yaşandığını kanıtlıyor.

Mart ayı itibarıyla yakıt ikmali için limana yanaşan gemi sayısı %42 artışla 294’e yükselirken, yakıt talebi de 70 bin tondan 110 bin tona fırladı.

Küresel deniz ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve kaos ortamı, gemilerin rotalarını Afrika kıtası çevresine kaydırmasına neden oldu. Hint Okyanusu’nun kritik yakıt ikmal merkezi konumundaki Mauritius, bu zorunlu değişimde öncü durak haline geldi. Sektör temsilcileri, ABD’nin İran limanlarına yönelik ilan ettiği deniz ablukasının ardından ticari rotalardaki yeniden yapılanmanın hızlanacağını öngörüyor. Port Louis liman sözcüsü, artan talebe karşın çatışmaların gidişatına bağlı olarak potansiyel tedarik kısıtlamaları yaşanabileceği konusunda sektör paydaşlarını uyardı. Bu stratejik kayma yalnızca Mauritius ile sınırlı kalmayıp Namibya ve Togo gibi ülkelerin de lojistik önemini artırdı. Dünya petrol sevkiyatının %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki her türlü aksama, küresel piyasalarda nakliye maliyetlerini ve sigorta primlerini doğrudan yukarı çekiyor.

Chagos Takımadaları’nda Egemenlik Mücadelesi

Bölgesel krizin gölgesinde Mauritius, toprak bütünlüğü için yürüttüğü hukuki mücadeleyi de sıkılaştırıyor. Dışişleri Bakanı Dhanangaye Ramphoel, Chagos Takımadaları üzerindeki İngiliz-Amerikan sömürge idaresine son vermek ve stratejik Diego Garcia askeri üssünü de kapsayan adalar üzerinde tam egemenliği yeniden tesis etmek için tüm diplomatik kanalları zorlayacaklarını açıkladı. Ramphoel, "Bu bir adalet meselesidir; egemenliğimizi geri almak adına hukuki tüm yolları sonuna kadar araştıracağız" ifadelerini kullandı.

Bu sertleşen üslup, Birleşik Krallık’ın ABD’den beklediği desteği görememesi üzerine takımadaları Mauritius’a iade etme planını askıya almasının ardından geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Mayıs 2025’te imzalanan iade anlaşmasını "korkunç bir hata" olarak nitelendirmesi süreci tıkayan ana unsur oldu. İngiliz hükümet sözcüsü, Londra’nın hâlâ 2025 mutabakatını askeri üssün güvenliği için en uygun yol olarak gördüğünü ancak Washington’ın onayı olmadan adım atmayacaklarını belirtti.

Mauritius Adalet Bakanı Gavin Glover ise anlaşmanın askıya alınmasının beklenen bir durum olduğunu, bu durumun Trump ile Starmer hükümeti arasındaki gerilimi yansıttığını savundu. Glover, Mauritius heyetinin 22 Nisan’da İngiliz yetkililerle bir araya geleceğini duyurdu. Görüşmede, geçmişte Körfez ve Afganistan savaşlarında kilit rol oynayan ve 1960'lı yıllardan itibaren yerel halkın zorla yerinden edildiği stratejik adaların geleceği yeniden masaya yatırılacak.