
YDH- Mısırlı İsrail işleri uzmanı araştırmacı Veil el-Gul, kaleme aldığı kapsamlı analizde, İsrail ordusunun Birim 8200’ün dijital algı operasyonlarıyla Arap toplumlarında parçalanmayı derinleştirdiğini ortaya koydu.
El-Gul'un belirttiğine göre, "Modern savaşlarda, artık cepheler sadece yerde olmuyor… telefonunuzun içinde." Bir paylaşım ve bir tweet arasında, görünmeyen bir savaş yürütülüyor ve bu savaş, "kamuoyu" sandığımız şeyi yeniden şekillendiriyor.
Araştırmacıya göre, bu noktada devreye giren Birim 8200, İsrail ordusuna bağlı askeri istihbarat birimi "Aman"ın en büyük unsuru. Bu birim, İsrail'in elektronik istihbarat ve siber savaş alanındaki ana kolu olarak tanımlanırken, el-Gul'un analizinde tartışmanın geleneksel casusluk çerçevesini aştığı vurgulanıyor. Konu, "büyük veri yönetimi, dijital davranışı anlama ve kamusal alanda dolaylı etki yaratma imkânı" gibi daha karmaşık bir alana giriyor.
Birim 8200: Dinlemeden algı yönetimine uzanan dönüşüm
El-Gul'un aktardığı bilgilere göre, Birim 8200, 1950'lerde kuruldu ve uzmanlık alanı iletişim dinleme, şifre kırma ve istihbarat verisi analiziydi. Zamanla, dijital gözetim ve siber analizde dünyanın en ileri birimlerinden biri haline geldi.
Ancak araştırmacının vurguladığı gibi, sosyal medya platformlarının yükselişiyle birlikte birimin çalışma biçimi de değişti: "Bilgi toplamaktan, dijital davranış dinamiklerini anlamaya geçiş yaşandı. Yani 'Ne oluyor?' sorusundan çok daha derin bir soruya: 'Nasıl sanal bir gerçeklik inşa ederiz… ve bölünmeyi nasıl besleriz?'"
Kapasitenin büyüklüğünü gösteren rakamlar
El-Gul, Birim 8200’ün İsrail askeri istihbaratının "omurgasını" oluşturduğunu belirtiyor. Araştırmacının paylaştığı tahmin ve raporlara göre:
"8200 Birimi, 'Aman' birimi içindeki teknik istihbarat kapasitelerinin yüzde 70 ila 80'ini temsil ediyor."
Birim, her yıl programlama ve veri biliminde yüksek becerilere sahip binlerce askeri bünyesine katıyor.
Batılı raporlar, birimin bazı operasyonlarda saatte yaklaşık bir milyon aramayı otomatik analiz sistemleriyle işleme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.
Ayrıca, "on milyarlarca kelimeyle ifade edilen büyük miktarda Arap dili üzerinde yapay zeka modelleri eğitildiğine" dair işaretler bulunuyor.
El-Gul, bu rakamların sadece teknik bir kapasite olarak anlaşılmaması gerektiğini vurguluyor:
"Bu rakamlar, hedef toplumlar içindeki dilsel, psikolojik ve sosyal yapının hassas bir haritasını çıkarma yeteneği anlamına gelir. Bu sayede etkileşim kalıpları, hassasiyet noktaları ve müdahaleye verilen tepki hızı anlaşılabilir."
Veriden kamuoyuna: "Dijital sinekler" ve yapay ittifak
Araştırmacının analizinde, medyada "dijital sinekler" olarak bilinen kavram öne çıkıyor. Bu tanımlama, dijital ortamda koordineli şekilde çalışan gerçek ve sahte hesap ağlarını ifade ediyor. El-Gul'a göre bu ağlar rastgele çalışmıyor:
"Bu ağlar, tekrara, eşzamanlılığa ve mesajların farklı biçimlerde yeniden üretilmesine dayanır. Aynı fikir, farklı lehçelerde ve yakınsak açılardan ortaya atılır, böylece bağımsız görüşlermiş gibi görünür. Oysa özünde, kademeli olarak büyütülen tek bir anlatı etrafında dönerler."
Sonuç olarak ortaya çıkan şey, sadece içerik yayılımı değil, "bölünmeyi gerçekte olduğundan daha geniş ve derin gösteren, üretilmiş bir kolektif algıdır."
Operasyonlar Nasıl Yürütülüyor?
El-Gul, bu operasyonların aşamalarını şöyle sıralıyor:
"Genel ruh hali analiz edilir… ardından kendiliğinden görünen mesajlar tasarlanır… sonra eşzamanlı enjeksiyon yapılır ve bu 'oy birliği yanılsaması' yaratır… ardından algoritmalar gerisini halleder."
Araştırmacı, burada içerik yaymaktan çok "algı inşası" olarak tanımlanabilecek bir süreçten söz edildiğini belirtiyor. Ve şu çarpıcı tespiti yapıyor:
"Sonuçta, en doğru olan kazanmaz… en çok tekrar eden kazanır. En mantıklı olan yayılmaz… en çok öfke uyandıran yayılır."
Anlaşmazlıklar dijital dalgalara nasıl dönüşüyor?
El-Gul'un analizinde dikkat çeken bir diğer nokta, son yıllarda Arap anlaşmazlıklarıyla ilgili etiketlerin (hashtag) birkaç saat içinde birkaç yüz etkileşimden on binlere fırlaması.
Araştırmacıya göre, bu duruma sıklıkla şunlar eşlik ediyor:
"Atıl hesapların geri dönüşü, benzer ifadelerin tekrarı ve eski içeriğin yeni gibi yeniden dolaşıma sokulması."
Bir örnek veren el-Gul, "Bu dalgalardan birinde, sınırlı bir yerel tartışma, 24 saatten kısa sürede geniş bir bölgesel çekişmeye dönüştü. Oysa olayın kendisi bu kadar büyük bir etkileşimi hak etmiyordu." Sonuç ise şu oldu: "Hızla dijital bir anlatı oluştu ve ardından kullanıcıların zihninde toplumsal bir gerçeklik olarak yerleşti."
Neden başarılı oluyor?
Araştırmacı, bu tür operasyonların başarısını şöyle açıklıyor:
"Çünkü bölünmeyi yoktan yaratmaz, toplumların içinde zaten var olan bölünmelere yatırım yapar, ardından onları hızlandırır, genişletir ve dijital alanda yaygınlaştırır."
Resmi inkar ve gerçekçi doğrulama
El-Gul, siber savaşlarda tam gerçeğin nadiren ilan edildiğini, görünenin genellikle "resmin sadece yarısı" olduğunu belirtiyor.
İsrail'in resmi söylemi, Birim 8200’ün herhangi bir etki kampanyasında ya da "dijital sinekler" olarak bilinen operasyonlarda doğrudan rolünü kabul etmese de, araştırmacıya göre gerçeklik çok daha karmaşık.
Analizde, "8200 Birimi'nin Arap fitne ordularını yönettiğine dair doğrudan kanıt, gizlilik nedeniyle sınırlıdır" denirken, bunun "yan şirket örüntüleri ve analitik kapasiteler" tarafından desteklendiği ifade ediliyor.
El-Gul, 2014 yılında 43 yedek askerin, "kişisel verilerin şantaj için kullanılması" gerekçesiyle hizmeti reddeden nadir bir iç eleştiri mektubu yayınladığını hatırlatıyor.
Birimin mezunlarının büyük bir kısmının teknoloji ve siber güvenlik şirketlerine geçtiği veya dijital etki ve bilgi yönetimi alanlarında faaliyet gösteren girişimler kurduğu belirtiliyor.
El-Gul'un tartışmaya açtığı modeller arasında şunlar yer alıyor:
Act.IL: İsrail anlatısını desteklemek ve dijital gönüllüler ağıyla boykot kampanyalarıyla mücadele etmek için çaba organize eden bir uygulama.
Archimedes Group: Dış siyasi tartışmaları etkilemek için sahte hesaplar kullandığı iddialarıyla engellenen şirket.
STOIC: Medya raporlarında dijital içerik, reklam ve hedefli siyasi etki kampanyaları kapsamında adı geçen yapı.
El-Gul'un vurguladığı gibi:
"Bu modeller resmi olarak devlete veya orduya atfedilmiyor, ancak gelişmiş bir istihbarat ortamı içinde ortaya çıkmış bir uzmanlık ekosisteminin dolaylı bir yansımasını temsil ediyor ve ardından aynı ekosistem küresel dijital pazarda kendini yeniden konumlandırıyor."
7 Ekim sonrası: Daha yoğun ve görünür
El-Gul, bu örüntünün tamamen yeni olmadığını, ancak 7 Ekim 2023'ten sonra "çok daha yoğun ve belirgin hale geldiğini" belirtiyor. Araştırmacının tespitlerine göre:
"Yapay zeka ile üretilen içeriğe, Arap lehçelerini taklit eden hesaplara ve hassas siyasi ve sosyal dosyaları hedefleyen eşzamanlı büyütme kampanyalarına olan bağımlılık arttı."
El-Gul, 7 Ekim 2023 sonrasını "dijital gölge savaşı" olarak tanımlıyor. Raporda, "Direnişi şeytanlaştırmak veya anlaşmazlıkları büyütmek için Arapça içerik üreten yapay zeka, robotlar ve lehçeleri taklit eden hesapların kullanımına" dair raporlar bulunduğu belirtiliyor.
Ayrıca, "Hasbara" (İsrail propagandası) kampanyalarının örgütlü bir şekilde yürütüldüğü ve İsrail anlatılarını yaymak veya kutuplaşmayı kışkırtmak için sahte hesaplar kullanıldığına dair iddialar olduğu ifade ediliyor.
Araştırmacı, belirli bir aktöre atfedilen etki kampanyalarının resmi bir kabulü bulunmasa da, modern siber savaşların doğasının gereği olarak "gizlilik ve inkar edilebilirlik" üzerine kurulu olduğunu, bunun da doğrudan kaynağı izlemeyi son derece zorlaştırdığını ekliyor.
Zihinlerin Savaşı
El-Gul, analizini şu çarpıcı ifadelerle noktalıyor:
"Bu savaşta… kayıplar ölü sayısıyla ölçülmez, yönlendirilen beyinlerin sayısıyla ölçülür. Doğrudan bir hedef olmayabilirsiniz… ama bir anda, savaşın bir parçası olabilirsiniz. Ve en tehlikelisi? Kim tarafından yazıldığını bilmeden bir anlatıyı savunuyor olabilirsiniz."