İsrail medyası: İsrail bir figürana dönüştü

16 Nisan 2026

Maariv yazarı İsrailli gazeteci Anna Barsky, Lübnan’daki ateşkesi ABD’nin dayattığını belirterek Donald Trump’ın müdahalesiyle İsrail varlığının karar alma gücünün zayıfladığını savundu.

YDH- Maariv yazarı Anna Barsky, Lübnan’da ilan edilen 10 günlük ateşkesin arka planını "diplomatik bir baskı günü" olarak nitelendirerek İsrail'in bir figürana dönüştüğünü vurguladı

İsrailli gazeteci, analizinde, İsrail'in kendi kaderini tayin edemeyen "rehin" bir yapı, Amerika'nın ise müttefikinin iç işleyişine saygı duymayan "kibirli" bir güç olduğunu öne çıkardı.

Barsky, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail kabinesinde oylama dahi yapılmadan ateşkes ilan etmesini "dramatik bir müdahale" olarak betimliyor.

Maariv yazarı, Netanyahu’nun kabinede oylama bile yaptıramadan bu emrivakiye boyun eğmesini, İsrail’in operasyonel bağımsızlığının tamamen Amerikan lütfuna bağlandığının kanıtı olarak sunuyor.

Barsky, Trump’ın ateşkes ilanının Kudüs’teki siyasi-güvenlik kabinesi üyeleri arasında büyük bir öfkeye yol açtığını vurguluyor.

 Yazara göre bakanlar, kararın çoktan kesinleştiğini ve Trump’ın bunu bizzat duyurduğunu ancak acil bir telefon görüşmesiyle öğrenebildiler.

Gazeteci, Amerikalıların işgal varlığına geçici bir ateşkes için "yoğun baskı" uyguladığını belirtirken, Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un ise ateşkes garantisi almadan Netanyahu ile görüşmeyi reddettiği bilgisini paylaşıyor.

Trump’ın her zamanki üslubuyla tarafların önüne geçmeyi ve süreci bir "başarı" olarak sunmayı tercih ettiğini tespit eden Barsky, sosyal medya üzerinden gelen ilanla taraflara adeta bir "nefes alma alanı" dayatıldığını savunuyor. 

Trump’ın "mükemmel görüşmeler" imajı çizmek adına sahadaki askeri gerçekleri ve İsrail’in güvenlik kaygılarını feda eden bir "şov siyaseti" yürüttüğünü savunan Barsky, Netanyahu’nun video açıklamalarıyla durumu "tarihi fırsat" gibi gösterme çabasını, aslında dışarıdan dayatılan bu acziyeti örtbas etmeye yönelik bir siyasi savunma refleksi olarak tanımlıyor.

Yazar, Trump’ın Netanyahu ve Aun ile yaptığı görüşmeleri "mükemmel" olarak tanımlamasına rağmen, İsrail ve Beyrut’taki siyasi sistemlerde hâlâ derin soru işaretleri bulunduğunun altını çiziyor

Barsky, bu hamlenin en büyük zayıf noktasının Hizbullah’ın henüz resmi bir taahhüt vermemesi olduğunu ileri sürüyor. 

Örgütün, kendisi olmadan yapılan anlaşmalara bağlı kalmama tutumunu bir risk faktörü olarak gören yazar, bu on günlük süreci sadece bir ateşkes değil, "istikrarın test edildiği bir dönem" olarak nitelendiriyor.

Analizini noktalarken Barsky, Washington’un baskı aşamasından "yeni bir gerçekliği ilan etme" aşamasına geçtiğini ve bu durumun İsrail'in manevra alanını hızla daralttığını tespit ediyor. 

Analiz, bu süreçte karar alma merkezinin işgal varlığındaki odalardan Washington’daki "tweet"lere kaymış olmasını, İsrail’in müttefik ilişkilerindeki en karanlık ve zayıf anlarından biri olarak teşhis ediyor.

İsrailli gazeteciye göre bu süreç, ABD başkanının yeni bir gerçekliği duyurduğu ve İsrail kabinesinin sadece buna tepki verebildiği bir gün olarak tarihe geçti.