Şeyh Kabalan: ABD-İsrail'in Lübnan'da aldığı ağır yenilgi direniş dersi olarak okutulacaktır

17 Nisan 2026

Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, ateşkesin ardından yayımladığı zafer mesajında, yaşanan süreci ABD ve İsrail’in stratejik yenilgisi, direnişin ise kesin zaferi olarak ilan etti.

YDH- Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, ateşkes sonrası yayımladığı mesajda mevcut hükümetin meşruiyetini yitirdiğini savunarak erken parlamento seçimi çağrısında bulundu.

Kabalan, yaşanan süreci "ABD ve İsrail’in stratejik yenilgisi" olarak tanımlarken, Lübnan’ın iç siyasetinde köklü bir değişim yaşanması gerektiğini vurguladı.

Cuma günü yayımladığı zafer mesajında bölgesel askeri ve siyasi gelişmeleri değerlendiren Kabalan, çatışma sürecinin "mutlak Amerikan-Siyonist hegemonyasının sonu" olduğunu ilan etti.

Lübnan’ın güneyindeki direniş mevzilerinden Hürmüz Boğazı’na kadar uzanan hattaki mücadeleye dikkat çeken Müftü, şu ifadeleri kullandı:

“Bu süreç; ABD ve İsrail’in tarihteki en ağır yenilgisiyle, direnişin ve İran’ın ise elde ettiği en kesin zaferle sonuçlanmıştır. Netanyahu ve Trump’ın projeleri boşa çıkarılmıştır. Hürmüz Boğazı’ndaki stratejik duruştan Hıyam, Bint Cübeyl, Taybe, Kantara, Şemaa ve Bayada’daki direniş mevzilerine kadar verilen mücadele, Batı merkezli propaganda duvarlarını yerle bir etmiştir. İlan edilen ateşkesle birlikte Lübnan, Netanyahu ve Trump’ın projelerini boşa çıkaran bir ihtişam kazanmıştır ve yarından itibaren dünya üzerindeki tüm askeri akademiler, bu bölgelerdeki direniş mucizesini ders olarak okutacaktır.”

Kabalan'ın konuşması şu sözlerle devam etti:

“Cenab-ı Hak bu ülkeye; direnişine, ulusal birliğine ve egemenlik tercihine, Lübnan ile bölgenin kaderini tayin eden en büyük zaferi bahşetmiştir. Şüphe yok ki bu süreç; ABD ve İsrail’in tarihteki en ağır yenilgisiyle, direnişin ve İran’ın ise elde ettiği en kesin zaferle sonuçlanmıştır. Bu sonuç, kendisini dünyaya sarsılmaz bir güç imparatorluğu olarak pazarlayan mutlak Amerikan-Siyonist hegemonyasının sonudur.”

Kabalan’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta, Lübnan hükümetine ve askeri bürokrasiye yönelik sert eleştirileri oldu.

Kabalan, ''Direniş karşıtı faaliyet yürüten her türlü otoritenin devrilmesi ve kamuoyu önünde yargılanması gerekir.'' dedi.

Mevcut otoriteyi "halkın ve direnişin hilafına hareket etmekle" suçlayan Kabalan, yönetim anlayışının vatan davasına ihanet ettiğini savundu.

Müftü, ordunun ulusal savunma görevini yerine getirmesinin engellendiğini iddia ederek, "Amerikan-Siyonist düzenlemeler devri kapanmıştır. Zillet içindeki bir yönetimin Lübnan’ın kaderine hükmetmesini kabul etmeyeceğiz," dedi.

Lübnan’ın geleceğinin sandıkta belirlenmesi gerektiğini ifade eden Kabalan, siyasi krizin çözümü için somut bir rota çizdi:

• Erken seçim: Zaferin tamamlanması için parlamentonun yenilenmesi gerektiği vurgulandı.

• Yeni kadrolaşma: Mevcut siyasi elitlerin yerine, saha gerçekleriyle uyumlu yeni bir liderlik kadrosu talep edildi.

• Ulusal birlik: İslam ve Hristiyanlık arasındaki ortaklığın devletin temel taşı olduğu hatırlatıldı.

Kabalan'ın sözleri şöyle sürdü:

“Hedefimiz erken parlamento seçimleridir; zira Lübnan’ın bu büyük zaferi, yeni bir parlamento ve yeni bir siyasi kadro olmadan tamamlanmış sayılmaz. Artık sözün makam koltuklarında değil, savunma mevzilerinde olduğu bir döneme girilmiştir.”

Arap dünyasına da seslenen Kabalan, mevcut rejimlerin ötesinde, Amerikan-İsrail tiranlığına karşı "tarihi kırılma anına yaraşır" yeni bir siyasi model inşa edilmesi çağrısında bulundu:

“İran ve direnişin, bölgenin gerçek güç merkezi ve gelecek garantörü olduğu kanıtlanmıştır; bu durum bir gövde gösterisi değil, yıkım çölünde yolunu kaybedenleri geri döndürme çabasıdır. Arap dünyası Amerikan-İsrail tiranlığına karşı, mevcut rejimlerin ötesinde bu tarihi kırılma anına yaraşır yeni bir siyasi seçenek inşa etmelidir.”

Mesajının sonunda Meclis Başkanı Nebih Berri ve direniş güçlerine teşekkür eden Kabalan, Lübnan’ın "Siyonistleştirilmesine" karşı toplumsal barış ve ahlaki doktrin vurgusu yaptı ve konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“Kader tayin edici bu eşsiz ulusal zafer mübarek olsun.”