
YDH - Emekli Tümgeneral Randy Manner, bölgedeki savaşı ve küresel güç dengelerindeki kaymaları değerlendirdiği açıklamasında, Çin ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki ilişkinin kökten değiştiğini ifade etti.
Mario Nawfal’ın canlı yayınına katılan Manner, "Çinliler hakkında açık konuşacağım: Hatırlayın, Çinliler artık Amerika Birleşik Devletleri'nin dostu değiller. Dost derken şunu kastediyorum; biz çok uzun süreli ekonomik ortaklar ve ticaret ortaklarıyız. Ekonomilerimiz birbirine daha önce hiç olmadığı kadar bağlı durumda" ifadelerini kullandı.
Mevcut ABD yönetiminin Çin'e yönelik gümrük vergileri uyguladığını ve daha fazlasıyla tehdit ettiğini hatırlatan Manner, bu gerilimin askeri iş birliklerine de yansıdığını vurguladı.
Basında çıkan haberlere dayandırılan bilgilere göre Çin'in İran'a HQ-9 hava savunma sistemi tedarik edeceğini belirten Manner, bu sistemin teknik kapasitesine dikkat çekti.
HQ-9'un Rus yapımı S-300 sistemlerinden "fersah fersah üstün" olduğunu vurgulayan Manner, "Onlara savunma amaçlı silahlar verecekler. Bu silahlar savunma odaklı olduğu için ABD yönetimi her ne kadar üzülecek olsa da -ki henüz pek bir şey söylemediler ama çok sarsılacaklarından eminim- gerçek şu ki, bir başka ülkeye savunma silahları vermek bizim de her zaman yaptığımız bir şeydir" dedi.
HQ-9 sisteminin F-35 uçaklarını tespit etme kabiliyetine sahip olabileceğine dair ihtimallere de değinen Manner, bu durumun askeri dengeleri sarsacak bir "oyun değiştirici” olduğunu kaydetti.
Manner, sistemin teknik derinliği ve operasyonel etkisi hakkında şunları söyledi:
"Bu, ortalama bir Amerikalının ve belki de yönetimin anlamadığı, perde arkasında kalan çok önemli bir nüanstır. Çin, bu savunma silahlarını yakında İranlılara ulaştıracaktır."
İran'ın elindeki mevcut S-300 sistemlerinden daha etkili olan HQ-9'un, henüz teyit edilmemiş raporlara göre İran'ın envanterinde olabileceği ifade edilen S-400 sistemleriyle kıyaslanması üzerine Manner, S-400'ler üzerinde detaylı uzmanlığı bulunmadığını ancak HQ-9'un S-300'lerden kesin bir şekilde daha üstün olduğunu yineledi.
Manner, Çin'in İran'a tedarik ettiği ve etmeye devam edeceği "Manpad" olarak bilinen omuzdan atılan hava savunma sistemlerinin yarattığı riski "oldukça önemli" olarak nitelendirdi.
ABD Başkanı'nın İran üzerinde tam hava üstünlüğüne sahip olunduğu yönündeki beyanlarının zaten çürütüldüğünü ifade eden Manner, "İranlılar bu kabiliyeti koruyorlar. Alçak irtifa uçaklarına ve hızlı hedeflere ateş etme kapasiteleri mevcut. ABD'nin her bir Manpad'i imha etmesi mümkün değil, bu sadece bir ihtimal bile değil. Füze rampaları evet, onlar büyük bir ayak izine sahip ve biz onları hedefleyebiliriz; ancak Manpad'ler için bu geçerli değil" şeklinde konuştu.
Ortadoğu'daki ABD üslerine günlerdir uçan kargo uçaklarının ve askeri hareketliliğin, ABD'nin bölgedeki bir çatışmaya dönüş için hazırlandığını gösterdiğini belirten Manner, hem İran'ın hem de ABD'nin bu süreci bir yeniden silahlanma ve donatım safhası olarak kullandığını bildirdi.
Ateşkes görüşmelerinin başarısız olma ihtimaline dair bir beklenti olup olmadığı sorusuna yanıt veren Manner, "En temel gerçeği en başta söylemek gerekirse; silahlı çatışmaya, hatta ciddi bir silahlı çatışmaya geri dönme olasılığının "kesinlikle evet" olduğunu vurguladı.
Manner, bölgedeki lojistik tabloyu şu sözlerle özetledi:
"ABD üslerinde acilen ihtiyaç duyulan ve kargo gemileriyle getirilmesi mümkün olmayan malzemeler uçaklarla taşınıyor. ABD'nin savaş kapasitesini genişlettiğini söyleyemem ama bunu 'geliştirmek' ve daha önce sarf edilen savunma kabiliyetlerini yerine koymak olarak adlandırabiliriz. Ortadoğu'da tüm taraflar arasında normal bir yeniden silahlanma ve donatım süreci yaşanıyor."
Manner, çatışmaların maliyeti ve mühimmat stoklarındaki kritik duruma dair çarpıcı veriler paylaştı. Bir önceki görüşmede de belirttiği üzere, ABD'nin elindeki Tomahawk füzelerinin iki yıllık üretim miktarına eşdeğer bir kısmının harcandığını aktaran Manner, bunun toplam stokun dörtte biri ile üçte biri arasına tekabül ettiğini belirtti.
ABD'de üretimin artırılmaya çalışıldığını ancak montaj hatlarının çalışma mantığı gereği bir anda kapasiteyi iki katına çıkarmanın mümkün olmadığını ifade eden Manner, "Bu eksikleri yerine koymak aylar, hatta bir-iki yıl alacaktır. Sınırlayıcı faktörler ABD, İsrail ve İran üzerinde geçerlidir. Bu üç ülke halihazırda muazzam miktarda mühimmat tüketmiş durumdadır" uyarısında bulundu.
İran'ın saldırılar karşısında aldığı hasarın boyutlarına da değinen Manner, İran'ın askeri altyapısının, komuta kontrol merkezlerinin ve koordinasyon kabiliyetinin ağır darbe aldığını ifade etti.
İran'ın yüksek yoğunluklu bir saldırı veya savunma operasyonunu koordine etme yeteneğinin "yüzde 80-90 oranında azaldığını" belirten Manner, yine de bunun yanlış yorumlanmaması gerektiğini söyledi.
Manner'e göre, yerel hava savunma birimleri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) sahadaki güçleri, yukarıdan emir almasalar dahi mevcut talimatlar doğrultusunda çatışmaya girebilirler. Manner, "Ruslar bu şekilde çalışmazlar, onay almadan kımıldamazlar bile. Ancak İranlılar çok farklıdır. Ortadoğu'da, İsrail'de veya ABD'de kaos yaratacak hem savunma hem de saldırı amaçlı muharebe operasyonları yapma yeteneklerinin hâlâ güçlü olduğuna inanıyorum" dedi.
Çin'den İran'a yapılan askeri sevkiyatların takibi konusunda İsrail ve ABD'nin Çin gemilerini doğrudan vuramayacağını, ancak yüklerin limana indirilmesini bekleyebileceğini belirten Manner, bunun teoride basit ama pratikte zor bir süreç olduğunu ifade etti.
İstihbarat toplama, uydu verileri ve sinyal yorumlamanın önemine dikkat çeken Manner, sevkiyatların sadece deniz yoluyla değil, Hazar Denizi üzerinden veya karayoluyla tırlarla da yapılabileceğini hatırlattı.
Limanlardaki yükleme süreçlerinin uydular aracılığıyla yüksek bir doğruluk derecesiyle izlenebildiğini belirten Manner, şu eklemeyi yaptı:
"Hangi geminin ne taşıdığını yüksek bir kesinlikle bilebiliriz ancak her şey miktarlara bağlıdır. Burada bir aldatmaca stratejisi de devreye girebilir; biz belirli kutuların içinde hava savunma sistemi olduğunu düşünebiliriz ama olmayabilirler. Bu, bir eşyayı UPS'e koyup göndermek kadar kolay bir süreç değildir."
İran'ın çatışmalarda kullandığı "stratejik aldatma" yöntemlerine değinen Manner, bu konseptin son derece gelişmiş olduğunu belirtti.
İkinci Dünya Savaşı'nda General Patton'ın bir aldatma unsuru olarak kullanılmasını örnek gösteren Manner, modern aldatma stratejilerinin sadece pistlere resim çizmekten ibaret olmadığını vurguladı.
Isı imzaları, sinyal emisyonları ve konumlandırma gibi unsurların bin kat daha karmaşık hale geldiğini ifade eden Manner, "Aldatma, hem Amerika Birleşik Devletleri hem de diğer ülkeler için çok milyar dolarlık bir yatırımdır. Hayal edebileceğiniz her şeyi yüzle çarpın. Çin, bu stratejinin bir parçası olabilir ve benzer yöntemleri bildiği için İran'a bu konuda yardımcı olabilir" diye ekledi.