
YDH - Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Robert A. Pape, Mario Nawfal'a verdiği kapsamlı mülakatta, Ortadoğu'daki askeri hareketliliğin ve diplomatik tıkanıklığın ABD'yi İran'a yönelik bir kara operasyonuna mahkûm ettiğini söyledi.
Pape, 21 yıldır İran'ın bombalanması üzerine modellemeler yaptığını hatırlatarak, mevcut durumun daha önce öngördüğü üç aşamalı tırmanış planının son safhasına yaklaştığını belirtti.
Pape, mülakatın başında "Her şey potansiyel bir kara işgali yönünü gösteriyor" ifadelerini kullanarak, bu sonucun sadece kendi tahmini olmadığını, İranlı uzmanların da savaşın henüz bitmediği yönündeki görüşleriyle örtüştüğünü dile getirdi.
Profesör Pape, yaklaşık bir ay önceki mülakatından bu yana durumun daha da keskinleştiğini vurgulayarak, "Şu an tırmanış tuzağının tam içindeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Profesör Pape, Donald Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin İran'ın küresel ölçekte devasa bir güce dönüşmesi olduğunu kaydetti.
Pape, "İran, dünyanın dördüncü güç merkezi olma yolunda ilerliyor" diyerek, bu durumun bir buçuk yıl içinde somut bir gerçekliğe dönüşeceğini ifade etti.
Bu gücün temel dayanaklarını Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol ve nükleer silah kapasitesi olarak tanımlayan Pape, şu ifadeleri kullandı:
"Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmek dünya petrolünün yüzde 20'sine hükmetmek demektir. Buna Kızıldeniz'deki geçiş noktalarının kontrolü de eklenebilir. Savaş bugün tamamen dursa bile, İran'ın bir yıl içinde işlevsel nükleer silahlara sahip olma olasılığı yüzde 90'ın üzerindedir. Bir yıl sonra İran'ın elinde muhtemelen bir düzine nükleer silah olacaktır."
Pape, ABD'nin İran'ı bu hedeflerinden vazgeçirmek için denediği hava ve deniz gücü unsurlarının yetersiz kaldığını vurguladı.
Stratejik olarak "İran'ın teslim olmasını beklemenin bir saflık olduğunu" belirten Pape, Trump yönetiminin önünde tırmanışı sürdürmekten başka seçenek kalmadığını ifade etti.
Mülakatın katılımcısı olan Mario Nawfal'ın bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve bölge ülkeleri için karamsar bir tablo çizen Pape, statükonun korunamayacağını vurguladı.
Pape, "Eğer Trump yönetimi İran'ın dördüncü dünya gücü merkezi olmasına izin verirse, bu durum çok tehlikeli olacaktır; hükümetiniz (BAE) muhtemelen dört veya beş yıl içinde devrilecektir" uyarısını yaptı.
Aynı tehdidin Suudi Arabistan için de geçerli olduğunu belirten Pape, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın (MBS) durumu bir istikrar göstergesi olarak görmediğini, aksine Pakistan gibi aktörlerden güvenlik garantörlüğü arayışına girdiğini kaydetti.
Pape, "Bu yolun sonu bir kara savaşına çıkıyor. Bölge hükümetleri bu yoldan gitmek istemiyor ama İran'ın kendilerine sunulan 'enayice' anlaşmaları kabul etmesi için de hiçbir rasyonel sebep bulunmuyor" dedi.
Başkan Trump'ın mülakat sırasında savaşın bittiği yönündeki iddialarına karşılık, sahadaki askeri gerçekliğin tam tersini söylediğini ifade eden Pape, "Gürültüyü sinyalden ayırmanın yolu kuvvet hareketlerine bakmaktır" dedi.
Pape, Amerikan birliklerinin İran'a doğru sürekli ve istikrarlı bir ilerleyiş içinde olduğunu, buna karşın İran'dan uzaklaşan hiçbir birlik bulunmadığını bildirdi.
Trump'ın siyasi bir yenilgiyi kabul edemeyeceğini vurgulayan Pape, "Şu anki durum sadece bir ay önceki gibi bir stratejik felaket değil, artık devasa bir stratejik yenilgidir" ifadelerini kullandı.
Pape, Trump'ın "zafer ilan edip çekilme" şansını bir ay önce kaçırdığını, artık geri adım atmanın ABD'nin Tayvan gibi diğer müttefiklerini koruma kapasitesinin de sorgulanmasına neden olacağını dile getirdi.
Pape, gerilimi düşürecek bir "çıkış yolu" için İsrail üzerinde askeri bir denetim kurulması gerektiğini dile getirdi.
Bu önerinin artık daha zayıf bir ihtimal olduğunu kabul etmekle birlikte, Pape şu şartları sıraladı:
"İsrail Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'na (NPT) katılmalı ve Dimona'daki tesislerinde yerinde denetime izin vermelidir. Eğer İran'dan bu isteniyorsa, İsrail de bunu yapmalıdır. Ayrıca, İsrail gelecekte İran'ı bombalarsa, ABD'nin İsrail'e askeri ve ekonomik yardımı yüzde 100 kesmesi gerekmektedir. Ancak Trump yönetimi bu yolu değil, tırmandırma yolunu seçti."
Pape, mevcut müzakerelerde ABD'nin nükleer zenginleştirmenin 20 yıl durdurulmasını isterken İran'ın 5 yıl önerdiğini hatırlatarak, asıl meselenin zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılması olduğunu belirtti.
Profesör Pape, "İran'ın nükleer caydırıcılık peşinde olduğuna inanıyorum; Kuzey Kore'nin 60 nükleer silahla elde ettiği dokunulmazlığı İran da istiyor" dedi.
Mario Nawfal'ın savaşın iktisadi ve askeri maliyetlerinin Trump için caydırıcı olup olmayacağı sorusuna Pape, "Trump'ın fayda fonksiyonu kendi siyasi gücüne odaklıdır" yanıtını verdi.
Pape, Trump'ın stratejik bir yenilgiyi kabul etmesi durumunda sadece Demokratları değil, kendisine oy veren bağımsızları ve Cumhuriyetçilerin bir kısmını da kaybedeceğini savundu.
Bu durumu 1941 yılındaki Japonya'nın Pearl Harbor kararına benzeten Pape, şunları söyledi:
"Japonya, ABD petrol ambargosunun rejimlerini iki yıl içinde bitireceğini bildiği için Pearl Harbor riskini aldı. Trump da benzer bir durumda. Rejiminin bekası, yani iktidarı tehlikede. Stratejik bir yenilgiyi kabul ederse siyasi sonu kesin. Ancak savaşı tırmandırırsa hâlâ yüzde 20-30'luk bir hayatta kalma şansı var."
Pape, Trump'ın "miras" kaygısının tüm kararlarının merkezinde yer aldığını belirterek, "Mount Rushmore'da yer alma hırsı, onu tırmanış yolunda tutan temel motivasyondur" dedi.
Müzakerelerde Çin'in devreye girerek İran'a ekonomik teşvikler sunması senaryosunu "lisansüstü seviyede bir analiz" olarak nitelendiren Pape, buradaki asıl sorunun "bağlılık güvenilirliği" olduğunu söyledi.
Çin'in sözünde duracağının tek garantisinin İran topraklarına asker çıkarması olduğunu savunan Pape, şu çarpıcı tespiti yaptı:
"Çin bu sorunu çözmek için İran'a yaklaşık 100 bin asker veya müteahhit konuşlandırmalıdır. Ancak bu şekilde ABD veya İsrail'in bombalayacağı yerlerde Çinli personelin ölmesi riski bir caydırıcılık yaratır. Bu, İran'ı dünyanın dördüncü güç merkezi yapar ve Trump yönetimini siyasi olarak batırır."
Lübnan'daki 10 günlük ateşkes ilanını değerlendiren Pape, mülakat sırasında haritalar üzerinden yaptığı analizde, İsrail'in Hristiyan ve Sünni gruplarla ittifak yaparak Şiileri güneyden temizleme riski taşıdığını kaydetti.
Pape, "Güney Lübnan'da yaşayan bir Şii olsaydım korkudan titrerdim; zira etnik temizlik operasyonları başladığında Hristiyanların veya Sünnilerin beni kurtaracağını düşünmezdim" dedi.
Profesör Pape, medyanın "bir mil genişliğinde ama bir inç derinliğinde" olduğunu, sadece Trump'a saldırdığını veya onu savunduğunu belirterek, kendisinin bu tırmanış tuzağının mantığını dünyaya anlatmaya çalıştığını sözlerine ekledi.
Mülakatın sonunda Pape, "İran'ın Trump'ı kurtarmak için hiçbir teşviki yok; düşmanını sonsuza dek mahvedip sonra başkasıyla anlaşma yapmayı tercih edeceklerdir" diyerek, sınırlı bir kara harekâtı olasılığının yüzde 70 ile 80 arasında olduğunu yineledi.
Pape, "Hatalı çıkmayı gerçekten umuyorum çünkü 40 trilyon dolar borcu olan bir ülkede ailem ve sosyal güvencem için endişeleniyorum" diyerek sözlerini noktaladı.