Trump, Netanyahu'yu kabul etmeye hazır olmadığı ateşkeslere zorlamaya devam ediyor

19 Nisan 2026

"Durum şu anki haliyle -muhtemelen daha önceki öngörülerin ve cephe hattındaki gerçekliğin aksine- Trump'ın bir anlaşmaya varmak konusunda İranlılardan daha hevesli olduğunu göstermektedir."

YDH - Haarez gazetesi yazarı Amos Harel, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Netanyahu üzerindeki siyasi baskısını artırarak Gazze, Lübnan ve İran cephelerinde geçici ateşkesler dayattığını söylüyor. Trump'ın "savaşları bitiren lider" imajını pekiştirmek amacıyla attığı bu adımların, bölgedeki askeri gerçekliklerle ve Netanyahu'nun "mutlak zafer" vaatleriyle çeliştiğini vurgulayan Harel'e göre Lübnan ve Gazze'deki direniş gruplarının (Hizbullah ve Hamas) askeri kayıplara rağmen siyasi/toplumsal varlıklarını sürdürmesi, sağlanan ateşkeslerin stratejik bir istikrardan ziyade kırılgan birer tampon bölge oluşturduğunu gösteriyor.

Cuma günü, Lübnan'da bir ateşkes tesis etmesinden [1] yirmi dört saatten kısa bir süre sonra, ABD Başkanı Donald Trump uç ve neredeyse emsalsiz bir adım daha atarak İsrail'in bölgedeki hava saldırılarına devam etmesini yasakladığını duyurdu.

Sosyal medya paylaşımında, "İsrail artık Lübnan'ı bombalamayacak. ABD tarafından bunu yapmaları YASAKLANMIŞTIR [2]. Artık yeter!!!" ifadeleri yer aldı.

Sadece on gün önce, İran'ın Lübnan ve İran'daki ateşkeslerin birbirine bağlanması yönündeki talebini reddederek İsrail ordusunun bölgedeki operasyonlarına devam etmesine izin vermişti. Ancak şu an Trump, hem Lübnan hem de İran'daki savaşı, muhtemelen geçici olarak, durdurmuş durumda. Her iki vakada da savaşları sona erdirdiğini ilan etmekte aceleci davranarak -kendi hesabına göre- sona erdirdiği savaş sayısını 10’a yükseltti (her ne kadar bu liste, koşulları belirsizliğini koruyan bir Kamboçya-Ermenistan çatışmasını da içerse de).

Başkan'ın geçen yıl Gazze konusundaki tutumunda da benzerlikler bulmak mümkün. 2025 yazında Trump, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun baskılarına boyun eğerek [3] Gazze Şeridi'ndeki kara operasyonlarını artırmasına izin vermişti. Ancak Netanyahu'nun Hamas'ı tamamen yok etme sözünü yerine getiremeyeceğini anladığında Trump bir fırsatı değerlendirdi -geçen Eylül ayında Katar'daki üst düzey Hamas yetkililerine yönelik başarısız saldırı- ve İsrail'e Gazze saldırısını sonlandırması talimatını verdi. Bir ay sonra sonuç, İsrail ordusunun kısmi çekilmesini ve o günden bu yana sadece kısmen riayet edilen bir ateşkesi içeren üçüncü rehine anlaşması oldu.

Trump şimdi aynı stratejiyi İran ve Lübnan'da deniyor. İran konusunda Netanyahu, mevcut harekatın hedefleri arasına "rejim değişikliğini" dahil etmesi için onu ikna etmişti. Bu hedefe ulaşmanın zor olduğu ortaya çıkınca Trump, görünüşe göre bir "çıkış yolu" [4] aramaya başladı.

Lübnan, en başından beri Trump'ın savaşı değildi. İsrail, Hizbullah'ın Mart ayı başında İran Lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin suikastına misilleme olarak birkaç roket fırlatmasının ardından gerilimi tırmandırmıştı. Şimdi ise Başkan, Netanyahu Hizbullah ile durumu daha geniş bir çatışmaya vardırmadan önce onun önünü kesiyor.

Düzenleme oldukça kırılgandır. İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında doğrudan görüşmeler yapma isteği (Trump bunu liderler düzeyinde bir zirve ile değiştirmeyi umuyor) gibi tarihi bir bileşen içerse de, birçok ayrıntı kesinleşmekten uzaktır. İsrail ordusunun her bir İsrail askerine karşılık 100 Hizbullah üyesinin öldürüldüğü yönündeki istatistiklerine rağmen, Lübnanlı grup bu çatışmayı teslimiyet gerektiren bir askeri yenilgi olarak görmemektedir. Örgüt liderleri, Güney Lübnan'da bir "güvenlik bölgesi" dahilinde herhangi bir İsrail varlığını veya İsrail ordusunun Lübnan genelindeki Hizbullah altyapısına ve unsurlarına yönelik saldırılarını sürdürdüğü (Kasım 2024 ateşkesi ile savaşın yeniden başladığı dönem arasındaki) mevcut durumun devamını kabul etmeyeceklerini beyan etmektedirler [5].

Hamas'ın bariz askeri yetersizliğine rağmen hayatta kaldığı ve halk üzerindeki kontrolünü yeniden sıkılaştırdığı Gazze'de olduğu gibi, burada da İsrail'in avantajı, Netanyahu tarafından defalarca vaat edilen o "mutlak zafere" tahvil edilememektedir [6]. Trump'ın şu ana kadar başardığı şey, uzun vadeli stratejik istikrarı sağlayacak bağlayıcı diplomatik anlaşmalar olmaksızın, esasen geçici ateşkeslerdir. İsrail ordusunun düşman topraklarındaki varlığı, sınır yakınında yaşayan İsrail vatandaşları için sağlanan korumayı artıran bir tampon bölge [7] oluştursa da aynı zamanda gelecekteki sürtüşmeleri de garanti etmektedir. Hizbullah ve Hamas, işgal güçlerini Lübnan ve Filistin topraklarından çıkarmaya yönelik bir girişim olarak savaşın gelecekte yeniden başlatılmasını meşrulaştıracak bir iddiaya sahip olacaklardır.

Üst üste ikinci kez (Gazze de sayılırsa üçüncü kez), Netanyahu kendisini utanç verici bir durumda bulmaktadır. Kamuoyuna, elde edilemeyen kesin zaferlerin aslında neden büyük bir başarı olduğunu, Trump'ın neden hala en büyük dostu olduğunu ve bu savaştaki kazanımlarının, sorumluluğunu savunma teşkilatına yüklediği 7 Ekim katliamı fiyaskosundan [8] kendisini nasıl tamamen akladığını açıklamak zorundadır. Üst düzey İsrail ordusu yetkilileri, savaşın başındaki sanrıları ile mevcut tatsız gerçeklik -özellikle de Lübnan sınırı boyunca yaşayan sakinlerin hissettiği korku ve hayal kırıklığı- arasındaki boşluğu doldurmakta zorlanan Netanyahu'nun sözcüleri tarafından gerçekleştirilecek yeni bir saldırı dalgasına hazırlıklı olmalıdır.

Müzakerelerin her iki cephede de çökmesi ve ABD'nin Körfez'de savaşı yeniden başlatırken İsrail'e Lübnan'da yeni bir raunt için izin vermesi hala ihtimal dahilindedir. Ancak şu an için Trump'ın yöneldiği doğrultu bu görünmemektedir.

Cuma günü, üst düzey ordu subayları ile basın arasında bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Genelkurmay'ın gidişatı gördüğü aşikardır. Bir sözcü, son altı haftada elde edilen askeri kazanımların, amacı sınır boyunca daha iyi bir gerçeklik formüle etmek olan diplomatik bir hamle olasılığına yol açtığını savunmuştur.

Ordunun tahminleri iki varsayıma dayanmaktadır: Hükümetin böyle bir hamleyle ilgilendiği ve bunu uygulama kapasitesine sahip olduğu; ayrıca İsrail ordusunun Güney Lübnan'da elinde tuttuğu topraklarda saldırı operasyonları yürütme serbestisine [9] sahip olacağı.

Bu iki varsayım da şaibelidir. Netanyahu'nun bir anlaşma isteyip istemediği belirsizdir; kendisi her iki cephede de savaşı sürdürmeyi tercih etmiştir. Trump'ın açıklamaları, Hizbullah'ın askeri yetersizliğine rağmen İsrail ordusunu odaklanmış gerilla saldırılarıyla "sokmaya" [10] devam etmesi durumunda kendisini zor durumda bulabilecek olan İsrail ordusunun hareket alanını büyük ölçüde kısıtlamaktadır.

İran konusunda ise Genelkurmay'ın değerlendirmesi, liderlerinin iktidarda kalmayı başarmasına rağmen İran'ın ABD ile görüşmelere büyük ölçüde zayıflamış olarak girdiğidir. İsrail ordusunun Netanyahu'ya tavsiyesi; İsrail'in, yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun İran'dan çıkarılması, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesine yönelik çok uzun vadeli bir yasak ve bir nükleer anlaşma karşılığında İran'a aktarılacak fonlara bir üst sınır getirilmesi konularında ısrarcı olması gerektiğidir. Bunlar önemli taleplerdir ancak ABD Başkanı'nın hızına yetişip yetişemediklerini kestirmek zordur: Trump şimdiden, zenginleştirmenin durdurulması karşılığında milyarlarca dolar ödenmesini öngören bir anlaşma ve çatışmaya yönelik bir çözüm vaat etmektedir.

Durum şu anki haliyle -muhtemelen daha önceki öngörülerin ve cephe hattındaki gerçekliğin aksine- Trump'ın bir anlaşmaya varmak konusunda İranlılardan daha hevesli olduğunu göstermektedir. Cumartesi günü, Washington'dan gelen iyimser raporlara rağmen, İran Devrim Muhafızları'nın ABD'nin devam eden ablukasına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapatacağını duyurmasıyla yeni bir kriz patlak vermiştir. Hatta geçmeye çalışan iki gemiye ateş açmışlardır. Bununla birlikte, bu gerginlik müzakerelerin bir parçası, İran'ın nihai bir anlaşmaya giden yolda pazarlık kozlarını [11] güçlendirme girişimi olarak görülmelidir.


[1] Imposed a cease-fire: "Ateşkes tesis etmek" olarak karşılanmıştır. Buradaki "impose" fiili, tarafların rızasından ziyade dış bir gücün (ABD/Trump) dayatmasıyla oluşan bir durumu ifade eder. Türk diplomatik dilinde "tesis etmek" veya bağlama göre "dayatmak" olarak verilebilir. (ç.n.)

[2] PROHIBITED: "YASAKLANMIŞTIR". Makalenin aslındaki büyük harf kullanımı ve vurgu, hukuki bir men edilme halinden ziyade siyasi bir direktifin kesinliğini ifade eder. (ç.n.)

[3] Acceded to pressure: "Baskılara boyun eğmek". Kelime anlamı "razı olmak/kabul etmek". (ç.n.)

[4] Off-ramp: "Çıkış yolu". Normalde otoyol çıkışını ifade eden bu terim, diplomasi ve kriz yönetiminde, tarafların prestij kaybetmeden veya topyekün bir savaşa girmeden çatışmadan çekilmelerini sağlayan diplomatik formülleri ifade eder. (ç.n.)

[5] Present situation: "Mevcut durum". Metnin bağlamında bu, literatürde "Status Quo Ante" (çatışma öncesi durum) veya geçici ateşkes dönemindeki fiili durumu ifade etmektedir. (ç.n.)

[6] otal victory: "Mutlak zafer". Netanyahu'nun "itlak" veya "kesin zafer" söylemini ifade eden siyasi bir klişedir. Hukuki veya askeri bir terimden ziyade bir doktrin adı gibi kullanılmıştır. (ç.n.)

[7] Buffer: "Tampon bölge". Uluslararası güvenlik literatüründe iki çatışmacı güç arasında doğrudan teması kesmek amacıyla oluşturulan coğrafi veya askeri alanı ifade eder. (ç.n.)

[8] Massacre: "Katliam/Fiyasko". Orijinal metinde "failure associated with the October 7 massacre" ifadesi geçmektedir. Burada hem istihbari/askeri bir başarısızlık (fiyasko) hem de insani bir trajedi (katliam) iç içedir. (ç.n.)

[9] Freedom to conduct offensive operations: "Saldırı operasyonları yürütme serbestisi". Askeri terminolojide "harekat serbestisi" (freedom of movement/action) kavramına atıfta bulunur. (ç.n.)

[10] Stinging: "Sokmak". Gerilla harbinde "vur-kaç" (hit-and-run) taktiklerini ifade eden metaforik bir kullanımdır. Askeri literatürde düşük yoğunluklu çatışma (LIC) doktrinine işaret eder. (ç.n.)

[11] Bargaining chips: "Pazarlık kozları". Diplomatik müzakerelerde masada taviz koparmak için kullanılan avantajlı durumları veya elde tutulan askeri/siyasi güç unsurlarını ifade eder. (ç.n.)