
YDH - NPR'da yayımlanan New Makers serisi kapsamında belediye binasında mülakat veren New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, görevdeki ilk 100 gününe ilişkin bilançoyu, ekonomi politikalarını, federal hükümetin dış askeri harcamalarını ve ABD Başkanı Donald Trump ile olan doğrudan ilişkisini değerlendirdi.
Seçim kampanyası döneminde Trump'ın kendisine "komünist deli", kendisinin ise Trump'a "faşist" dediğini hatırlatan Mamdani, Başkan ile defalarca görüşmüş olmasına rağmen Trump hakkındaki bu görüşünün değişmediğini kaydetti.
Mamdani, Trump'ın "faşist" olup olmadığı yönündeki soruya "Evet" yanıtını vererek, bu görüşünü bizzat Trump'ın yüzüne de söylediğini belirtti.
Federal yönetimin dış politikasını eleştiren Belediye Başkanı, "Bugün İran'daki savaşa bakın. Bu ülkedeki çalışan kesimler en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamazken, binlerce insanı öldürmek için yaklaşık 30 milyar dolar harcayan bir federal yönetimden bahsediyoruz" ifadelerini kullandı.
Görevdeki ilk 100 gününde vaatlerinin bir kısmında ilerleme kaydettiklerini ifade eden Mamdani, kendi performansına not verilmesi konusunu New Yorklulara bıraktığını ancak ekibinin başarılarından gurur duyduğunu söyledi.
Mamdani, sekizinci günlerinde evrensel çocuk bakımını şehir genelinde gerçeğe dönüştürmek için 1,2 milyar dolar kaynak sağladıklarını aktardı.
Belediye Başkanı, ilk 100 gün içinde kötü niyetli mülk sahipleriyle yapılan anlaşmalardan 30 milyon dolardan fazla tazminat aldıklarını, 6 bin 690 daireyi onardıklarını ve büyük şirketler ile teslimat uygulamaları tarafından sömürülen küçük işletmeler ve işçiler için günlük yaklaşık 100 bin dolar güvence sağladıklarını bildirdi.
Mamdani, "Hükümetin tüm bu büyük ve dönüştürücü işleri yaparken aynı zamanda 102 bin çukuru kapatmak gibi küçük işleri de başarabileceğini gösterdik" dedi.
Demokratik sosyalist kimliğiyle tanınan Mamdani, Cumhuriyetçilerin bu platformu ara seçimlerde kendisine saldırmak için kullanma planlarına ilişkin ise New Yorkluların günlük ihtiyaçlarını karşılama konusunda baskı hissettiğini söyledi.
Cumhuriyetçilerin çalışan insanların ihtiyaçlarından beslendiklerini iddia etmelerine rağmen uygulamada büyük bir uçurum olduğunu ifade eden Mamdani, dış politikadaki harcamalarla yerel ihtiyaçlar arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Mamdani, federal hükümetin İran ve Lübnan'da insanları öldürmek için günde 500 milyon dolardan fazla harcadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Şehir tarafından işletilen marketlerin imkansız olduğunun söylenmesi, ancak İran ve Lübnan'da insanları öldürmek için günde 500 milyon dolardan fazla harcamanın sadece makul değil, aynı zamanda gerekli görülmesi bozuk bir siyasetin dilidir. Biz hem ilkelerimizi hem de bu işin pratik etkilerini ortaya koyabileceğimizi gösteriyoruz."
İran'daki savaşın ülke ekonomisinin yanı sıra New Yorklular üzerinde insani bir etkisi olduğunu vurgulayan Mamdani, bir metro durağında saldırıya uğrayan Müslüman bir kadının örneğini verdi. Mamdani, kadının saldırganının saldırıdan hemen önce "Bugün kaç İranlıyı öldürdüğümüzü merak ediyorum" dediğini aktararak, siyasette nefret dilinin ve insanlıktan çıkarmanın yerleşmesine izin verildiğini vurguladı.
Başkan Trump ile olan ilişkisinin belediye başkanı ve başkanlık makamları arasındaki resmiyete dayandığını belirten Mamdani, görüşmelerinde dürüst ve doğrudan bir yol izlediğini söyledi.
ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu) baskınlarını "zalimce ve insanlık dışı" bulduğunu ve kamu güvenliğine katkı sağlamadığını Trump'a ilettiğini kaydeden Mamdani, aralarında geçen bir diyaloğu şöyle anlattı:
"Başkan ile yaptığım bir önceki toplantıda, o sabah bir Columbia Üniversitesi öğrencisinin ICE tarafından gözaltına alındığını belirttim. Bunun Columbia çevresinde gözaltına alınan beş kişilik daha büyük bir örüntünün parçası olduğunu söyledim ve ona listeyi verdim. Toplantıdan yaklaşık 30 dakika sonra beni arayarak o öğrenciyi serbest bırakma kararı aldığını söyledi."
Mamdani, Trump'ın New York'a karşı Chicago veya Minneapolis gibi diğer Demokrat şehirlerden farklı bir yaklaşım sergilemesinin nedeninin bir "New Yorklu olma ortaklığı" olabileceğini ifade etti.
New York'un devraldıkları 12 milyar dolarlık bütçe açığını yoğun çalışmalar ve rezervlerin kullanımıyla 5,4 milyar dolara indirdiklerini belirten Mamdani, bu krizin tamamen şehir yönetiminin hatalı bütçeleme yapmasından kaynaklandığını söyledi.
JP Morgan Chase CEO'su Jamie Dimon gibi isimlerin işletmeleri çekmek için vergi kesintileri ve teşvikler verilmesi yönündeki önerilerine katılmadığını ifade eden Mamdani, rekabetin vergi indirimleriyle değil, ülkedeki en yüksek kaliteli kamu hizmetini sunarak sağlanması gerektiğini vurguladı.
Polis reformu konusundaki vaatlerine de değinen Mamdani, Stratejik Müdahale Grubu'nu (SRG) dağıtma ve şehrin protestolara verdiği yanıtı terör tehditlerinden ayırma konusundaki kararlılığının sürdüğünü belirtti.
Emniyet müdürüyle güvenlik ve adalet sağlama konusunda aynı fikirde olduklarını söyleyen Belediye Başkanı, "Bu bir 'yapacak mıyız' sorusu değil, bir 'ne zaman' sorusudur" dedi.
Dinin New Yorkluların hayatındaki yerine değinen Mamdani, kendi inancı olan İslam'ın yanı sıra diğer dinlerin kutsal metinlerinden de alıntılar yapmasını "siyasette eksik olan ahlakın getirilmesi" olarak tanımladı.
Dinin bölünme aracı olarak kullanılmasına karşı olduğunu belirten Mamdani, hem genel seçimlerde hem de ön seçimlerde inancına yönelik bağnazlık ve korku tacirliğiyle karşılaştığını dile getirdi.
Queens'teki bir odalı dairesinden belediye başkanlığı konutu olan Gracie Mansion'a taşınmasına da değinen Mamdani, vaktinin çoğunu konutta değil, belediye binasında ve şehrin sokaklarında geçirdiğini söyledi.
Siyasetçilerin içine hapsolduğu "baloncuğu" kırmak için tren kullanmaya, bisiklet sürmeye ve yürümeye devam ettiğini belirten Mamdani, "Eğer her gün camları filmli bir güvenlik aracıyla gezerseniz, şehre dair çok özel ve kısıtlı bir görüşünüz olur" diyerek sözlerini tamamladı.