Kuzeydeki İsrailli yerleşimciler: 'Mutlak zafer halen çok uzak'

21 Nisan 2026

İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerinde yaşayanlar, hükümetin "mutlak zafer" vaatlerine rağmen çatışmaların sona ermemesinden derin bir hayal kırıklığı duyuyor.

YDH - İşgal altındaki Filistin’in kuzeyinde yaşayan yerleşimciler, kendilerine "nihai ve belirleyici savaş" olarak sunulan askeri harekatın ardından bir kez daha büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor.

Çatışmaların ardından ortaya çıkan tablo, "mutlak zaferin" halen uzak olduğunu gösterirken, askeri ve siyasi liderliğin sonuçları belirsiz "alternatif çözüm" yollarını gündeme getirmesi, İsrail’de karar alma mekanizmalarının işlevselliğine dair sert tartışmaları tetikledi.

Kuzey bölgesi çöküşün eşiğine geldi

Israel Hayom gazetesinin askeri analiz yazarı Yoav Limor, kuzeydeki sakinler arasında artan hoşnutsuzluğa dikkat çekti. Limor, bölge halkının "zaferle sonuçlanacağı" vaat edilen savaşın ardından kendilerini yine gerçekleşmeyen sözlerle karşı karşıya bulduğunu belirtti.

Analizinde, vaat edilen "mutlak zaferin" Gazze'de olduğu gibi kuzeyde de elde edilemediğini vurgulayan Limor, bölgenin bir çöküşle yüz yüze olduğunu kaydetti. Güvenlik konusunda sarsılan güven ve sivil idaredeki ihmallerin, bölgeyi insansızlaştıracak bir göç dalgasını hızlandırabileceği uyarısında bulundu.

İsrail için bu karmaşadan tek çıkış yolunun Lübnan ile bir anlaşma imzalamak olduğunu savunan Limor, bu sürece giden yolda birçok engel bulunduğuna işaret etti.

Limor'a göre en önemli risk, Lübnan hükümetinin alacağı taahhütleri yerine getirme kapasitesinin zayıflığı veya yokluğu olarak görülüyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı'nın, İsrail ile görüşmemesi yönünde Hizbullah tarafından tehdit edildiğini ileri süren analizci, İsrail'in geçmişte ayırmayı başardığı cephelerin yeniden birleşmesini "stratejik bir başarısızlık" olarak nitelendirdi.

Güney Lübnan’daki Doğu Kıtasının eski komutanı emekli Albay Kobi Marom ise ABD Başkanı Donald Trump’ın yönlendirmesiyle sağlanan ateşkesin, kuzey sakinleri ve yerel yönetimlerde derin bir öfke ile güvensizlik yarattığını belirtti.

Marom, bu tepkinin ateşkesin kendisinden ziyade, siyasi makamların son haftalarda verdiği "Hizbullah'ın dağıtılacağı ve tehdidin ortadan kaldırılacağı" yönündeki boş vaatlerden kaynaklandığını vurguladı.

Kuzey halkının artık kendilerine yalan söylenmesinden yorulduğunu ifade eden Marom, siyasi iradenin güvenlik gerçeklerini dürüstçe açıklamasını talep ettiğini aktardı.

Hükümetin cepheleri birbirinden ayırma çabasını "bir illüzyon ve halkın gözünü boyama" olarak tanımlayan Marom, ateşkes sürecinde İran'ın Hizbullah'ı korumak adına ABD üzerinde baskı kurduğunun açık olduğunu ifade etti.

Marom, Donald Trump’ın İran’ın bu talebine yanıt vererek Beyrut ve Bekaa’daki saldırıları durdurmasını "büyük bir hata" olarak değerlendirdi. Ona göre bu durum, eldeki güç imkanını Hizbullah’a verilen desteğin kesilmesi için kullanma fırsatının kaçırılması anlamına geliyor.

Karar alma süreçlerindeki zafiyet endişe yaratıyor

Siyasi kademenin ateşkes öncesindeki karar alma süreçlerini "utanç verici ve endişe verici" olarak nitelendiren Marom, Trump ve Netanyahu arasındaki görüşmenin ardından 24 saat içinde ateşkes kararı alınmasını eleştirdi.

Marom, harekatın sona erdirilme mekanizması ve İsrail'in kırmızı çizgilerinin belirlenmesi için öncelikle askeri komuta kademesiyle bir kabine toplantısı yapılması gerektiğini, ayrıca kuzeydeki yerel liderlerin de bu süreçten haberdar edilmesi gerektiğini savundu.

Ancak uygulamada, bakanların, ordu komutanlarının ve bölge halkının ateşkesi doğrudan Trump’ın açıklamasından duymasının tehlikeli bir durum olduğu kaydedildi.

Kuzey halkının siyasi makamlara yönelik güven krizinin 7 Ekim 2023’ten bu yana sürdüğünü hatırlatan Marom, hükümetin savaş öncesinde Radvan Birliği'nin sınırın hemen dibindeki Metula ve Manara bölgelerine yerleşmesine izin vermesinin bu güvensizliğin temelini oluşturduğunu belirtti.

2024 Kasım ayında Hizbullah’ın yenildiğine dair yapılan resmi açıklamalara rağmen, kuzeyin yeniden imar edilememesi ve Kiryat Şimona gibi ekonomik merkezlerin ayağa kaldırılamaması "büyük bir başarısızlık" olarak tarif edildi.

Marom son olarak, örgütün yok edildiğine inanıldığı bir dönemde, Hizbullah'ın her gün yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla saldırılarını sürdürme kapasitesinin toplumda büyük bir şok ve hayal kırıklığı yarattığını vurguladı.