ABD’de ulusal güvenlik krizi: 11 bilim insanı ölü ya da kayıp

21 Nisan 2026

ABD’de nükleer ve uzay programlarıyla bağlantılı 11 bilim insanının ölüm ya da kaybolma iddiaları Kongre’nin incelemesine taşındı. Yetkililer olayları “ulusal güvenlik” kapsamında değerlendiriyor.

YDH- ABD’de nükleer ve uzay programlarıyla bağlantılı bilim insanları ve uzmanların son yıllarda ölen ya da kaybolmasına ilişkin iddialar, Kongre’nin resmi girişimiyle geniş çaplı bir incelemeye dönüştü.

Fox News’in aktardığına göre, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Başkanı James Comer, en az 11 bilim insanının “gizemli koşullarda” öldüğü veya kaybolduğu yönündeki haberlerin ardından “kötü niyetli bir şeylerin yaşanıyor olabileceği” uyarısında bulundu.

Comer, ilk etapta bu iddiaların “çılgın bir komplo teorisi gibi” göründüğünü ancak detayların incelenmesiyle görüşünün değiştiğini ifade etti.

Kongre’den dört kuruma resmi bilgi talebi

House Committee on Oversight and Government Reform tarafından yayımlanan resmi metinde de James Comer ve alt komite başkanı Eric Burlison, Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bakanlığı, FBI, NASA ve Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı’ndan bilgi talep etti.

Yazıda, “ABD’nin hassas bilimsel bilgilerine erişimi olan en az 10 kişinin son yıllarda öldüğü ya da kaybolduğuna dair doğrulanmamış raporlar bulunduğu” belirtilerek bunun doğru olması halinde “ulusal güvenlik açısından ciddi bir tehdit” oluşturabileceği ifade edildi.

Newsweek’in bildirdiğine göre, kaybolan veya ölen 11 kişinin ulusal güvenlik, ilaç araştırmaları ve ileri teknoloji alanlarında çalıştığı ve birçoğunun yüksek güvenlik izinlerine sahip olduğu aktarıldı.

James Comer, kurumlar arasında bilgi paylaşımı eksikliği bulunduğunu ve bunun vakalar arasındaki bağlantıların ortaya çıkarılmasını zorlaştırdığını belirtti.

Vakaların başlangıcı ve kritik isimler

Kongre’ye sunulan ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, vakaların bir kısmı 2023 yılında Michael David Hicks’in ölümüyle başladı. Hicks’in NASA Jet Propulsion Laboratory’de (NASA Jet İtki Laboratuvarı) 1998–2022 yılları arasında çalıştığı belirtildi.

Aynı raporlarda, bir diğer JPL bağlantılı isim olan Monica Jacinto Reza’nın Haziran 2025’te Kaliforniya’da yürüyüş yaparken kaybolduğu ve halen bulunamadığı ifade edildi.

New Mexico ve hassas tesis bağlantılı kayıplar

Newsweek ve CBS News’in aktardığına göre, emekli Hava Kuvvetleri Tümgenerali William Neil McCasland Şubat 2026’da New Mexico’daki evinden kayboldu.

McCasland’ın evden telefonunu, gözlüğünü ve elektronik cihazlarını almadan ayrıldığı, yanında yalnızca cüzdanı, yürüyüş botları ve 38 kalibrelik bir tabanca bulunduğu belirtildi. Arama çalışmalarında evine yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta bir sweatshirt bulunduğu ancak başka bir iz elde edilemediği aktarıldı.

CBS News’in haberine göre, William Neil McCasland’ın Air Force Research Laboratory/ Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı’nı yönettiği ve hassas programlara erişimi olduğu, ayrıca UFO dosyalarıyla ilgili bir sivil grupla kısa süreli bağlantısının bulunduğu belirtildi. Ancak eşinin bu iddiaları reddettiği ifade edildi.

Aynı haberde, New Mexico’da son bir yıl içinde “hassas tesislerle” bağlantılı dört kişinin kaybolduğu belirtildi.

Bunlar arasında Steven Garcia’nın da bulunduğu kaydedildi. Ayrıca Los Alamos National Laboratory/Los Alamos Ulusal Nükleer Araştırma Laboratuvarı bağlantılı Melissa Casias ve Anthony Chavez’in de kaybolduğu aktarıldı.

Ölümler: Bilim insanları ve kritik projeler

Ölenler arasında Nuno Loureiro’nun evinde silahlı saldırıyla öldürüldüğü, Carl Grillmair’ın Los Angeles’ta vurularak öldürüldüğü, Jason Thomas’ın cesedinin bir gölde bulunduğu ve Frank Maiwald’ın 2024 Temmuz’unda öldüğü belirtildi.

Fortune’un bildirdiğine göre, ABD Enerji Bakanı Chris Wright, olaylarla ilgili federal düzeyde bir soruşturma yürütüldüğünü doğruladı ve “henüz endişe verici bir bulguya rastlanmadığını” ifade etti.

The Hill’in aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump olayları “oldukça ciddi” olarak değerlendirdi ve “umarım tesadüftür” dedi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise “hiçbir ihtimalin göz ardı edilmeyeceğini” belirtti.

Buna karşın CBS News’e konuşan yetkililer ve uzmanlar, vakalar arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna dair somut kanıt bulunmadığını ifade etti.

Federal Bureau of Investigation’ın olayları tek bir zincir olarak soruşturmadığı, Enerji Bakanlığı’nın ise genel bir inceleme yürüttüğü aktarıldı.

AMGreatness’in aktardığı ayrıntılar: Teknik ve kurumsal ağın derinliği

AMGreatness’in derlediği bilgilere göre, son dokuz ay içinde ölen ya da kaybolan üst düzey isimlerin önemli bir kısmı, doğrudan ya da dolaylı biçimde Air Force Research Laboratory/ ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı (AFRL) ile bağlantılı projelerde yer aldı.

AFRL’nin, ABD savunma altyapısının “en hassas” havacılık ve uzay teknolojilerini geliştiren, ileri seviye Ar-Ge projelerini yöneten ve Pentagon’un “özel erişimli programlar” (SAP) dahil kritik sistemlerine teknik temel sağlayan başlıca kurumlardan biri olduğu vurgulandı.

Reza vakası: İleri malzeme teknolojisi ve McCasland bağlantısı

Bu çerçevede en dikkat çekici vakalardan biri Monica Jacinto Reza oldu. Reza’nın, Kaliforniya’daki Angeles Ulusal Ormanı’nda yürüyüş sırasında grubun yaklaşık 10 metre gerisinde en son görüldüğü, ardından hiçbir iz bırakmadan kaybolduğu belirtildi. Geniş çaplı arama çalışmalarında yalnızca kişisel eşyalarına ait sınırlı bulgulara ulaşıldı.

Reza’nın teknik profiline ilişkin ayrıntılarda, kendisinin roket motorları için geliştirilen “Mondaloy” adlı nikel bazlı süper alaşımın ortak geliştiricilerinden biri olduğu ifade edildi.

Bu alaşımın, oksijen açısından zengin ve aşırı yüksek sıcaklık koşullarında çalışabilen roket motoru bileşenleri için kritik bir çözüm sunduğu, özellikle ön yanma odaları ve türbin rotorları gibi yüksek basınçlı sistemlerde hem oksidasyon direnci hem de yapısal dayanıklılığı aynı anda sağlayabilmesinin önemli bir teknolojik eşik olarak değerlendirildiği aktarıldı.

AMGreatness’a göre, Reza’nın çalışmaları, doğrudan William Neil McCasland ile kesişti. McCasland’ın, 2011–2013 yılları arasında AFRL komutanı olarak görev yaptığı, bu süreçte milyarlarca dolarlık havacılık ve uzay Ar-Ge bütçesini yönettiği ve ileri malzeme programları dahil olmak üzere çok sayıda kritik projeye finansman sağladığı belirtildi.

McCasland’ın kariyerine ilişkin ayrıntılarda, ABD Savunma Bakanlığı bünyesinde Özel Programlar Direktörlüğü görevini yürüttüğü ve “Special Access Program Oversight Committee/ Özel Erişim Programları Denetim Komitesi” kapsamında “en gizli” askeri projelere kurumsal düzeyde erişimi bulunduğu ifade edildi. Bu görevlerin, ABD’nin en hassas savunma teknolojileri ve deneysel programları üzerinde doğrudan bilgi ve denetim yetkisi sağladığı vurgulandı.

AMGreatness, McCasland’ın kaybolmasının yalnızca bireysel bir olay olarak değil, bu geniş araştırma ve savunma ağı içindeki konumu nedeniyle “daha geniş” bir bağlamda ele alındığını aktardı.

Bir diğer dikkat çekici vaka Melissa Casias oldu. Casias’ın, Los Alamos National Laboratory / Los Alamos Ulusal Nükleer Araştırma Laboratuvarı bünyesinde idari görevde bulunduğu, ancak söz konusu laboratuvarın ABD’nin nükleer silah geliştirme ve ulusal güvenlik araştırmalarındaki “merkezi rolü” nedeniyle dolaylı olarak hassas projelerle bağlantılı kabul edildiği belirtildi.

Casias’ın, Reza’nın kaybolmasından yalnızca dört gün sonra ortadan kaybolmasının zamanlama açısından dikkat çektiği ifade edildi.

Wright-Patterson ve personel ölümleri

Ohio’daki Wright-Patterson Air Force Base/ Wright-Patterson Hava Üssü çevresinde yaşanan olaylara da dikkat çekildi. Jacob Prichard, Jaymee Prichard ve Jaime Gustitus’un dahil olduğu olayın, resmi kayıtlara bireysel bir şiddet vakası olarak geçtiği, ancak bu kişilerin AFRL’nin sensör sistemleri, hava-uzay keşif teknolojileri ve insan performansı programları gibi kritik alanlarla bağlantılı görevlerde bulunduğu aktarıldı.

Carl Grillmair vakasında ise, Kaliforniya’daki Caltech Infrared Processing and Analysis Center/ Caltech Kızılötesi İşleme ve Analiz Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmaların, asteroit ve kuyruklu yıldız tespiti gibi gezegen savunmasıyla ilişkili sistemleri içerdiği belirtildi. Grillmair’ın, uzaydan gelebilecek tehditlerin erken tespiti için veri işleme altyapılarının doğrulanmasında rol aldığı ifade edildi.

Nuno Loureiro’nun çalışmaları ise füzyon enerjisi ve plazma fiziği alanında yoğunlaştı. Massachusetts Institute of Technology/ Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bünyesindeki görevinde, enerji üretimi ve yüksek enerjili plazma dinamikleri üzerine yürüttüğü araştırmaların hem sivil enerji hem de potansiyel savunma uygulamaları açısından önem taşıdığı belirtildi.

Jason Thomas’ın ise kimyasal biyoloji ve proteomik alanında çalıştığı, bazı projelerinin ABD Savunma Bakanlığı ile bağlantılı sözleşmeler içerdiği ifade edildi. Thomas’ın kaybolmadan önce kişisel eşyalarını geride bırakmasının dikkat çekici bir unsur olduğu aktarıldı.

Üçlü araştırma coğrafyası: ABD savunma üçgeni

AMGreatness ayrıca bu vakaların coğrafi dağılımına dikkat çekerek, olayların üç ana merkezde yoğunlaştığını belirtti:

Güney Kaliforniya (JPL ve Caltech hattı)

New Mexico (Los Alamos ve Kirtland altyapısı)

Ohio (Wright-Patterson ve AFRL merkezi)

Bu üç bölgenin, ABD’nin savunma-havacılık araştırmalarının ana düğüm noktalarını oluşturduğu ve “bir araştırma üçgeni” şeklinde tanımlandığı ifade edildi.

Haberde, bu merkezlerin her birinde hem kaybolma hem de ölüm vakalarının görülmesinin “rastlantısal olmayabilecek bir dağılım” olarak değerlendirildiği aktarıldı. Bununla birlikte, söz konusu değerlendirmelerin resmi makamlar tarafından doğrulanmadığı da belirtildi.

Kurumsal sessizlik ve sınırlı açıklamalar

AMGreatness ayrıca kurumsal tepkilere ilişkin dikkat çekici bir noktaya vurgu yaptı.

Buna göre, ilgili kurumların — özellikle NASA, Caltech ve diğer araştırma merkezlerinin — olaylara ilişkin sınırlı ve genel ifadeler kullandığı, bazı durumlarda ölüm biçiminin açıkça belirtilmediği ifade edildi.

Bu durumun, olayların kamuoyuna yansıma biçiminde “minimum açıklama yaklaşımı” olarak değerlendirildiği kaydedildi.

Siyasi değerlendirmeler

Temsilciler Meclisi üyesi Tim Burchett, konuya ilişkin değerlendirmesinde “çok fazla şeyin aynı anda yaşandığını” belirterek, bu gelişmelerin arkasında daha geniş bir bağ olabileceğine dair şüphelerini dile getirdi.

AMGreatness’in analizinde, tüm bu vakaların yalnızca birbirinden bağımsız bireysel olaylar olarak değil, patent kayıtları, savunma sözleşmeleri, araştırma fonları ve kurumsal bağlantılar üzerinden izlenebilen daha geniş bir teknik ve kurumsal ağ içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Bununla birlikte, bu değerlendirmelerin resmi makamlar tarafından teyit edilmediği ve soruşturmaların sürdüğü de aktarıldı.

Değerlendirme: Belirsizlik sürüyor

Tüm bu gelişmelere rağmen CBS News’e konuşan uzmanlar ve yetkililer, vakalar arasında kesin bir bağ kuracak kanıt bulunmadığını iddia etti.

Buna karşılık Fox News ve Newsweek’in aktardığı siyasi değerlendirmelerde, özellikle bazı kişilerin “telefonlarını evde bırakıp ortadan kaybolması” gibi unsurların şüpheleri artırdığı ifade edildi.

Sonuç olarak, ABD’de nükleer ve uzay programlarıyla bağlantılı bilim insanlarının ölüm ve kaybolmaları, bir yandan “ulusal güvenlik tehdidi” olarak tartışılırken, diğer yandan resmi kurumlar tarafından henüz doğrulanmış bir bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle temkinli şekilde ele alınmaya devam etti.