
YDH- Emekli ABD Deniz Piyadeleri Albayı ve CSIS Kıdemli Danışmanı Mark F. Cancian ile araştırma görevlisi Chris H. Park tarafından kaleme alınan rapor, İran ile girilen silahlı çatışmanın ardından ABD mühimmat envanterinin güncel tablosunu ve bu tablonun küresel güvenlik dinamikleri üzerindeki yansımalarını mercek altına alıyor. ABD’nin en saygın düşünce kuruluşlarından biri olan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) imzalı çalışma; cephedeki yoğun sarfiyata rağmen Washington’ın elinde, mevcut savaşı her türlü muhtemel senaryo dahilinde sürdürebilecek mühimmat kapasitesinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Ancak rapor, kritik bir uyarıyla noktalanıyor: Asıl stratejik risk mevcut İran savaşında değil; mühimmat stoklarındaki bu aşınmanın, başta Çin ile yaşanabilecek olası bir çatışma olmak üzere, "bir sonraki büyük savaşta" yaratacağı ciddi kapasite yetersizliğinde yatıyor.
İran savaşında Tomahawk, Patriot ve diğer füze sistemlerinin yüksek kullanım oranlarına dair raporlar gelmeye başladıkça, ABD mühimmat envanterinin durumuna yönelik endişeler de tırmanışa geçti. Epic Fury Operasyonu’nun sallantılı bir ateşkesle durakladığı şu dönem, ABD ordusunun "Winchester" noktasına, yani cephanenin tükenme eşiğine ne kadar yaklaştığını değerlendirmek adına bir fırsat sunmaktadır.
Yedi temel mühimmat üzerinde yapılan incelemeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin elinde, bu savaşı akla gelebilecek her türlü senaryo dahilinde sürdürmeye yetecek kadar füze bulunduğunu ortaya koymaktadır. Asıl risk ise —ki bu risk uzun yıllar varlığını koruyacaktır— gelecekteki olası savaşlarda yatmaktadır.

Not: Tahminler, okunabilirliği artırmak adına en yakın onluğa yuvarlanmıştır. Her bir füzenin en güncel varyantına ait birim maliyetler, 2026 mali yılı bütçe belgelerinde belirtildiği şekilde listelenmiştir. Buradaki "teslimat takvimi"; (1) savunma tahsisatı ile sözleşme bağlama tarihi arasındaki hazırlık süresini, (2) sözleşme ile ilk teslimat arasındaki imalat süresini ve (3) ilk ve son teslimat arasındaki tam parti üretim süresini kapsamaktadır. Döküm için Tablo 2’ye bakınız.
Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamaları. Ayrıntılar için metodolojik giriş bölümüne bakınız.
Ateşkes öncesindeki 39 gün süren hava ve füze harekâtı boyunca ABD kuvvetleri, Tablo 1’de yer alan yedi mühimmat tipini yoğun bir şekilde sarf etmiştir. Bu mühimmatların dördünde ABD, savaş öncesi envanterinin yarısından fazlasını tüketmiş olabilir. Boru hattındaki füzelerin teslimatıyla birlikte, bu yedi mühimmat kaleminde savaş öncesi stok seviyelerine yeniden ulaşılması, bir ila dört yıllık bir süreci bulacaktır. Söz konusu füzeler, Batı Pasifik’te yaşanabilecek olası bir çatışma için de hayati öneme haizdir. Nitekim İran savaşından önce bile, mevcut stokların denk bir rakiple girilecek mücadele için yetersiz olduğu değerlendiriliyordu. Bu eksiklik günümüzde daha da derinleşmiş durumdadır; stokların Çin ile yapılacak bir savaş için yeterli düzeylere çıkarılması ise ilave bir zaman gerektirecektir.
Eriyen envanterler; ABD’nin Ukrayna’ya ve bu sistemleri kullanan diğer müttefik ve ortaklarına yönelik Patriot, Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunma (THAAD) ve Hassas Vuruş Füzesi (PrSM) tedarikini de olumsuz etkileyecektir. ABD, kendi stoklarını tazelemek ve genişletmek isteyen bu ülkelerle bir rekabet içerisine girecektir.
Kıtlık yaşanan mühimmatların detaylarına girmeden önce, pek çok mühimmat kaleminde stokların makul seviyelerde olduğunu belirtmekte fayda var. Dolayısıyla, kritik mühimmatlar azalsa veya tükense dahi, Amerika Birleşik Devletleri çatışmayı sürdürme kabiliyetini koruyacaktır.
Kara saldırı mühimmatları söz konusu olduğunda, mevcut alternatifler çok daha ucuz olmakla birlikte aynı patlayıcı güce sahiptir. Maliyet farkını somutlaştırmak gerekirse; Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı (JDAM) güdüm kiti takılmış bir BLU-110 bombası 100.000 dolardan daha ucuza mal olurken, bir Müşterek Hava-Satha Uzak Menzilli Füze (JASSM) 2,6 milyon dolara mal olmaktadır. Her iki mühimmat da 1.000 poundluk harp başlığını hedefe hassasiyetle ulaştırabilmektedir. Ancak bu alternatiflerin menzili daha kısadır ve bu durum, fırlatma platformlarını daha fazla tehlikeye atmaktadır. Bu mühimmatların yaygın şekilde kullanılabilmesi için hava üstünlüğünün tesisi şarttır. Mevcut alternatifler bunlarla sınırlı olmamakla birlikte şunları içermektedir:
• Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı (JDAM): JDAM (66.000 $), "aptal" bombalara hedefleri 5 ila 30 metrelik bir dairesel hata payı (CEP) ile hassas bir şekilde vurma yeteneği kazandıran bir güdüm kitidir. Kit; 500, 1.000 ve 2.000 poundluk genel maksat bombalarına sahada monte edilmektedir. DEAŞ ile mücadele harekâtı sırasında stokların azalması üzerine, 2016 mali yılından itibaren tedarik sürecine hız verilmiştir.
• Müşterek Hava-Kara Füzesi (JAGM): JAGM (249.000 $), taarruz helikopterleri ve Reaper benzeri insansız hava araçlarının kara hedeflerini vurması için kullanılan Hellfire füzelerinin yerini alan, havadan fırlatılan bir mühimmattır. Gemi ve kara konuşlu fırlatma seçeneklerinin yanı sıra, bu füzenin İHA’lara karşı savunma (C-UAS) rolü de incelenmektedir.
• Küçük Çaplı Bomba (SDB) I ve II: SDB I (67.000 $) ve SDB II (265.000 $), havadan fırlatılan, hassas güdümlü süzülme bombalarıdır. SDB II, hareketli hedeflere yönelik taarruza olanak tanımaktadır.

Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
İHA ve seyir füzelerine karşı koymak amacıyla ABD ordusu, bu analizin ilerleyen bölümlerinde detaylandırılacağı üzere, düşük maliyetli birkaç önleyici sistem geliştirmiştir. Ayrıca ABD kuvvetleri, yedek güç olarak bol miktarda —fiyatı mutlaka düşük olmasa da— hava-hava füzesine sahiptir.
• AIM-120 Gelişmiş Orta Menzilli Hava-Hava Füzesi (AMRAAM): AMRAAM (1,03 milyon $), havadan fırlatılan, radar güdümlü bir füzedir. Norveç ile ortaklaşa geliştirilen karadan fırlatılan versiyonu, Norveç Gelişmiş Yüzeyden Havaya Füze Sistemi (NASAM) olarak adlandırılmaktadır. Ukrayna’ya yoğun şekilde tedarik edilen bu sistemi ABD kendi kullanımı için benimsememiş, bunun yerine Dolaylı Ateşten Korunma Kabiliyeti (IFPC) sistemini tercih etmiştir.
• AIM-9X Sidewinder: Sidewinder (447.000 $), AMRAAM’dan daha kısa bir menzile sahiptir. 1950’lerden bu yana defalarca modernize edilen füzenin mevcut varyantı olan 9X Blok II’nin tedariki, 2011 mali yılından beri sürmektedir.

Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
Son kategori ise balistik füzelere karşı savunmadır. Bu alanda Patriot, THAAD ve Standart Füzelerin (SM) yerini tutabilecek nitelikli bir alternatif bulunmamaktadır. Bu sistemler, aşağıda ele alınan yedi kritik mühimmat grubunun bir parçasını teşkil etmektedir.
Söz konusu yedi mühimmat iki grupta toplanmaktadır: (1) uzun menzilli kara taarruz sistemleri ve (2) hava ve füze savunma sistemleri. Bu mühimmatlar mevcut savaşta yüksek etkinlik göstermiş, buna bağlı olarak sarfiyat oranları da bir hayli yüksek seyretmiştir. Öte yandan, Batı Pasifik’te yaşanabilecek gelecekteki bir çatışma için de bu silahlara büyük miktarlarda ihtiyaç duyulmaktadır. Pek çok müttefik ve ortağın da aynı sistemleri kullanıyor olması, üretim kapasitesi üzerinde bir rekabet yaratmaktadır.
Trump yönetimi, yakın zamanda üretimi artırmak ve füze envanterini "savaş düzenine" (wartime footing) sokmak amacıyla endüstri devleriyle bir dizi anlaşma yapıldığını duyurmuştur. Başkan’ın 2027 mali yılı bütçe talebinde yer alan mühimmat miktarları, envanterin yeniden inşası ve genişletilmesine yönelik aciliyetin altını bir kez daha çizmektedir. Ancak geçmişteki düşük siparişler nedeniyle yakın vadeli teslimat rakamları nispeten düşük kalmaktadır. Kongre, 2027 mali yılı için talep edilen ödenekleri onaylasa dahi, bu füzelerin teslim edilmesi yıllar alacaktır.
Aşağıdaki veriler; yedi kritik mühimmatın envanter durumunu, İran savaşındaki operasyonel kullanımını, 2027 mali yılı için öngörülen tedarik miktarını ve 2026 mali yılındaki tahmini teslimatları göstermektedir. Bu raporun sonundaki teknik notta, tahmin ve hesaplamaların arkasındaki metodoloji açıklanmaktadır.
Bu mühimmatlar, fırlatma platformlarının düşman hava savunma sistemlerine yaklaşmadan, güvenli bir mesafeden (standoff) taarruz etmesine imkan tanır. Güçlü bir hava savunma ağına, geniş bir seyir füzesi ve balistik füze envanterine sahip olan Çin ile girilecek olası bir çatışmada bu silahlar bilhassa kritik bir değer taşıyacaktır.
Amerika Birleşik Devletleri, ateşkes yürürlüğe girmeden önceki 39 gün içinde 13.000’den fazla hedefi vurmuştur. Önceki analizimizde de ele alındığı üzere, savaşın ilk günlerinde gelişmiş vuruş mühimmatlarının kullanım oranı oldukça yüksekti. ABD kuvvetleri İran hava savunma sistemlerini imha ettikçe, Şekil 1’de listelenen kısa menzilli ve daha bol bulunan mühimmatların kullanımına geçiş yapmıştır. Görünen o ki ABD; ateşkes anına kadar, alternatif sistemler için çok uzak kalan veya çok sıkı korunan hedefleri vurmak amacıyla bir miktar uzun menzilli mühimmat kullanmaya devam etmiştir.
Tomahawk Kara Taarruz Füzesi (TLAM), deniz platformlarından fırlatılan ve kara hedeflerini vuran uzun menzilli bir sistemdir. Karadan fırlatılan versiyonları mevcut olsa da bunlar harekât alanında bulunmamaktadır. 1980’lerden bu yana ABD Deniz Kuvvetleri envanterinde yer alan Tomahawkların eski versiyonları zaman içerisinde emekliye ayrılmıştır. Çöl Fırtınası Harekâtı’ndaki ilk kullanımlarından bu yana yoğun bir şekilde istifade edilen bu füzeler; gemilerin başka bir ülkeden izin alma ihtiyacı duymadan fırlatma mevziine girebilmesi ve uzun süre harbe hazır bekleme kabiliyeti sayesinde öne çıkmaktadır.
Washington Post'un haberine göre, ABD deniz unsurları İran savaşının ilk ayında 850’den fazla Tomahawk fırlatmıştır; bu rakamın ateşkese kadar 100’den fazla daha arttığı tahmin edilmektedir. Bölgede iki adet güdümlü füze denizaltısının (SSGN) görev yaptığı varsayıldığında, bu miktar bölgedeki tüm mevcut Tomahawk stokunun tüketildiği anlamına gelebilir. Harekât alanındaki envanter, gemilerin henüz denizde mühimmat ikmali yapamaması ve yeniden yükleme için limana dönmek zorunda olması nedeniyle kısıtlıdır. Kesin yükleme miktarları gizli tutulsa da muhrip ve kruvazörlerdeki dikey fırlatma sistemi (VLS) hücrelerinin %10 ila %50’si —yani 10 ila 61 füze— genellikle Tomahawklar ile donatılmaktadır. Her bir SSGN ise 154 adede kadar Tomahawk taşıyabilmektedir.

Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
2026 mali yılındaki düşük teslimat rakamları, kısmen eski Tomahawk versiyonlarını kapsayan modernizasyon ve hizmet ömrü uzatma programından kaynaklanmaktadır; ancak bunlar yeni teslimat olarak sayılmamaktadır. Üretici firma RTX, Trump yönetimiyle imzalanan çerçeve anlaşması kapsamında yıllık Tomahawk üretimini 1.000 adedin üzerine çıkaracağını duyurmuştur.
İran savaşı nedeniyle, Japonya’ya yapılacağı bildirilen 400 adetlik Tomahawk teslimatının gecikebileceği belirtilmektedir. Bu durum, Japonya’nın Çin’e karşı daha güçlü bir askeri kapasite inşa ettiği ve bu politikayı hayata geçirmek için söz konusu füzelere ihtiyaç duyduğu bir dönemde, ABD’nin Batı Pasifik’teki konumu için ciddi bir darbedir. Öte yandan, bir Japon muhribi yakın zamanda Tomahawk fırlatabilmek için gerekli modernizasyon çalışmalarını tamamlamıştır.
JASSM; havadan fırlatılan, düşük radar izine (stealth) sahip, 1.000 pound harp başlığı kapasiteli uzun menzilli bir füzedir. Mevcut "Geliştirilmiş Menzil" (JASSM-ER) varyantı, temel versiyona kıyasla daha uzun bir menzile sahiptir. "Ekstrem Menzil" (JASSM-XR) olarak adlandırılan ve çok daha uzun menzil kat edebilen bir üst model ise geliştirme aşamasındadır ancak henüz teslimatı yapılmamıştır. Temel JASSM modellerinin raf ömrü genellikle 20 yıl olduğundan, bu füzelerin ilk versiyonları halen envanterde mevcuttur. JASSM füzeleri operasyonel olarak ilk kez 2018 yılında, Başkan Donald Trump’ın Esad rejiminin kimyasal silah tesislerine yönelik saldırı emriyle kullanılmıştır.
Bloomberg’in haberine göre, Epic Fury Operasyonu’nun ilk ayında binden fazla JASSM kullanılmıştır. Kraliyet Hava Kuvvetleri üslerinden kalkan B-52 bombardıman uçakları, ateşkese kadar JASSM yüklü taarruz sortilerine devam etmiştir; bu durum, ateşkes anına kadar kullanılan füze miktarının (günde bir B-52 sorti yaptığı varsayımıyla) yaklaşık 180 adet daha artmış olabileceğini göstermektedir.

Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
Polonya, Avustralya ve Finlandiya da JASSM kullanıcısı olsa da bu ülkelerin son dönemde herhangi bir sarfiyatı bulunmadığından, yeni üretim kapasitesi üzerindeki rekabet Patriot veya THAAD gibi sistemlerdeki kadar yoğun olmayacaktır.
PrSM; Çok Namlulu Roketatar Sistemi (MLRS) veya Yüksek Hareket Kabiliyetli Topçu Roket Sistemi (HIMARS) gibi sahra topçu birlikleri tarafından karadan fırlatılan bir mühimmattır. Ordu Taktik Füze Sistemi’nin (ATACMS) halefi olan bu füze, 300 kilometrelik eski menzili 500 kilometrenin üzerine taşımıştır. Ancak bu füzelerin kullanımı, hedeflerin menzili dahilindeki dost topraklara erişim ihtiyacıyla kısıtlanmaktadır. Mevcut çatışmada bu füzeler, görünüşe göre bir denizaltı da dahil olmak üzere çok çeşitli hedefleri vurmak için kullanılmıştır. Bir ordu yetkilisinin, "tüm PrSM envanterinin" İran savaşında tüketildiğini paylaştığı bildirilse de diğer yetkililer envanterde halen bir miktar füze kaldığını savunmaktadır.

Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
PrSM teslimatları 2023 yılında başladığı için sistemin toplam envanteri oldukça sınırlıdır. Daha kısa menzilli ATACMS füzelerinden ise hala yaklaşık 800 adetlik bir stok mevcut olabilir. Lockheed Martin, geçtiğimiz yıl PrSM üretimi için yıllık 400 adetlik bir hedef koyarak kapasite artırımına gitmiş, Trump yönetimiyle imzalanan çerçeve anlaşması kapsamında ise bu miktarın daha da artırılacağını duyurmuştur. Ukrayna tarafı ATACMS füzelerini teslim almış olsa da PrSM talep etmektedir; ancak eriyen envanter, yakın gelecekte yeni bir sevkiyat yapılmasını muhtemelen imkansız kılmaktadır.
Bu mühimmatlar, Çin’in bölgedeki ABD ve koalisyon güçlerini tehdit eden binlerce füzeye sahip olması nedeniyle Batı Pasifik için hayati önem taşımaktadır. Ancak maliyetlerinin yüksek, sayılarının ise az olması sebebiyle insansız hava araçlarına (İHA) karşı savunma yapmaya uygun değildirler.
Standart Füze 3 (SM-3)
SM-3, balistik füzelere karşı deniz platformlarından fırlatılan bir önleme füzesidir. Karada konuşlu versiyonları ("Aegis Ashore") mevcut olsa da bunlar harekât alanında bulunmamaktadır. Füzenin en güncel varyantı olan Blok IIA; roket motoru ve kinetik harp başlığı üzerinde yapılan iyileştirmeleri içermektedir. Füze Savunma Ajansı, yeni üretimi durdurma yönündeki eski planlarına rağmen, bir önceki model olan Blok IB füzelerini tedarik etmeye devam etmektedir. Sistem ilk kez Nisan 2024’te, İran’ın İsrail’e fırlattığı balistik füzeleri durdurmak amacıyla dört ila yedi adet ateşlenerek muharebe ortamında kullanılmıştır. 2025 yılındaki On İki Gün Savaşı sırasında ise yaklaşık 80 füze daha ateşlenmiştir. TLAM’larda olduğu gibi, limanda yeniden yükleme zorunluluğu nedeniyle harekât alanındaki envanter kısıtlıdır.

Not: Taramalı alan tahmini aralığı göstermektedir. Fiili kullanım; mühimmat karmasına ve müttefiklerin hava savunma katkılarına büyük ölçüde bağlıdır; ayrıntılar için metodolojik giriş bölümüne bakınız.
Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
Standart Füze 6 (SM-6)
Yine deniz platformlarından fırlatılan SM-6, öncelikli olarak uçaklara ve seyir füzelerine karşı kullanılsa da gemilere ve balistik füzelere karşı da etkinlik göstermektedir. SM-2’nin halefi olan bu sistem, selefine göre daha uzun menzile ve daha geniş bir hedef yelpazesine sahiptir; envanterde hala bir miktar SM-2 bulunmaktadır. RTX firması, SM-6 üretimini yıllık 500 füzenin üzerine çıkarmayı planlamaktadır.

Not: Taramalı alan tahmini aralığı göstermektedir. Fiili kullanım; mühimmat karmasına ve müttefiklerin hava savunma katkılarına büyük ölçüde bağlıdır; ayrıntılar için metodolojik giriş bölümüne bakınız.
Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi (THAAD)
Karadan fırlatılan THAAD, balistik füzelere karşı Patriot’tan daha uzun menzile ve daha yüksek önleme irtifasına sahiptir. Özellikle 2025’teki On İki Gün Savaşı’nda İran balistik füzelerine karşı 150’den fazla atış yapılmasıyla, halihazırda kısıtlı olan önleyici füze sayıları iyice azalmıştır. ABD’nin elinde sadece sekiz adet THAAD bataryası bulunmaktadır. Bu savaştan önce bu bataryaların en az ikisi kıta dışı topraklarda, Guam ve Güney Kore’de konuşluydu; Epic Fury Operasyonu için ise ABD’den Orta Doğu’ya birkaç batarya daha sevk edilmiştir. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nin iki, Suudi Arabistan’ın ise bir adet THAAD bataryası mevcuttur. Bir THAAD bataryası; her biri sekiz önleyici füze taşıyan altı fırlatıcı araç, bir adet AN/TPY-2 radarı ile çeşitli atış kontrol ve muhabere sistemlerinden oluşur. ABD, imha edilen bileşenleri değiştirmek veya tükenen füzeleri tazelemek amacıyla Mart ayında Güney Kore’deki bazı THAAD unsurlarını Orta Doğu’ya kaydırmış olabilir.

Not: Taramalı alan tahmini aralığı göstermektedir. Fiili kullanım; mühimmat karmasına ve müttefiklerin hava savunma katkılarına büyük ölçüde bağlıdır; ayrıntılar için metodolojik giriş bölümüne bakınız.
Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
2027 mali yılındaki yüksek bütçe talebi, düşük stok seviyelerini ve yüksek talebi yansıtmaktadır. Ağustos 2023’ten bu yana yeni bir THAAD önleyici füze teslimatı yapılmamıştır ve teslimatların Nisan 2027’ye kadar yeniden başlaması beklenmemektedir. Trump çerçeve anlaşması uyarınca Lockheed Martin, yıllık 96 adet olan THAAD üretim kapasitesini 400’e çıkaracağını duyurmuştur. İncelenen yedi kritik mühimmat arasında THAAD füzeleri, düşük envanter ve alternatifinin bulunmaması nedeniyle en kritik kalemdir. Füze stoklarının ötesinde, THAAD bataryalarına hedefleme verisi sağlayan birden fazla AN/TPY-2 radarının hasar görmesi veya kaybedilmesi ihtimali, telafisi zaman alacak bir kabiliyet boşluğuna yol açacaktır. ABD’ye bugüne kadar sadece 13 adet radar teslim edilmiştir.
Patriot sistemleri; uçaklara, balistik füzelere ve seyir füzelerine karşı karadan fırlatılan bir savunma hattı oluşturmaktadır. Sistemin en güncel varyantı, roket motorları ve güdüm teknolojisi modernize edilmiş olan "Patriot Gelişmiş Kabiliyet-3 (PAC-3) Füze Segmenti Geliştirmesi" (MSE) modelidir. Şekil 9, 2000'li yıllar boyunca tedarik edilen ve halen envanterde bulunan eski nesil PAC-3 önleme füzelerini de kapsamaktadır. Ayrıca, Şekil 9'daki verilere dahil edilmemekle birlikte, stoklarda halen 400 adede kadar eski tip PAC-2 füzesi bulunuyor olabilir.

Not: Taramalı alan tahmini aralığı göstermektedir. Fiili kullanım; mühimmat karmasına ve müttefiklerin hava savunma katkılarına büyük ölçüde bağlıdır; ayrıntılar için metodolojik giriş bölümüne bakınız.
Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
Patriot füzeleri, 18 farklı ülke tarafından kullanıldığı için uluslararası alanda en çok talep gören mühimmatların başında gelmektedir. Öyle ki, yıllık üretimin yaklaşık yarısı müttefik ve ortak ülkelere ayrılmaktadır. Savaş süresince ABD ve diğer müttefiklerden 600’den fazla füze teslim alan Ukrayna da bu sistemin başlıca kullanıcıları arasındadır.
Lockheed Martin, halihazırda yıllık 600 adet olan PAC-3 MSE üretim kapasitesini 2030 yılına kadar 2.000 adede çıkarmayı planlamaktadır. Ancak bu kapasite artışı gerçekleşene kadar ABD, talepleri karşılamak adına zorlu bir mühimmat tahsis süreciyle karşı karşıya kalacaktır. Pasifik odaklı stratejistler, Patriot ve diğer füze üretiminin Batı Pasifik'te kullanılmak üzere saklanması gerektiğini savunurken; Ukrayna tarafı daha fazla önleme füzesi talep etmektedir. Başkan Volodimir Zelenski, Orta Doğu’da ateşlenen her bir Patriot’un, Ukrayna’nın temin edebileceği stoktan bir eksilme anlamına geldiğine dikkat çekmiştir. Satın alma sürecinin gecikebileceği yönünde bilgilendirilen İsviçre ise alternatif bir sistem arayışına gireceği tehdidinde bulunmuştur. Diğer pek çok müttefik ülke de teslimat için sırada beklemeye devam etmektedir.
2027 mali yılı bütçe tekliflerinin sahada ve gemilerde mühimmata dönüşmesi için katedilmesi gereken pek çok aşama bulunmaktadır. Öncelikle, Kongre’nin bir tahsisat yasası çıkarması gerekmektedir; bu durum normal zamanlarda bile güçken, savunma tedarik harcamalarının önemli bir kısmının 2026 mali yılı ek bütçesine ve 2027 mali yılı bütçe dengeleme kanununa (reconciliation bill) yayıldığı bu yıl daha da zorlu bir hal almıştır.
Bunun yanı sıra, ilk teslimatın gerçekleşmesi için gereken imalat hazırlık süresi (lead time) söz konusudur. Tarihsel olarak bu süre yaklaşık 24 ay olsa da mühimmat siparişlerinin üretim kapasitesini aştığı son yıllarda teslimat süreleri 36 aya veya daha fazlasına uzamıştır. Tüm partinin üretilmesi ise bir 12 ay daha gerektirmektedir. Toplamda bu süreç yaklaşık 52 ayı, yani dört yılı aşkın bir süreyi bulmaktadır.

Not: Yukarıdaki rakamlar, son dönemdeki tedarik faaliyetlerinin beş yıllık ortalamalarını yansıtmaktadır. Tüm mühimmatlar için dört aylık bir sözleşme hazırlık süresi varsayılmıştır. Fiili sözleşme süresi, savunma tahsisatının ne zaman kullanıma sunulacağına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Kaynak: Yazarların, ABD Savunma Bakanlığı “Savunma Bütçesi Materyalleri”ne (https://comptroller.defense.gov/Budget-Materials/Budget2027/) dayanan hesaplamalarıdır.
Bu sistemlerin çoğu üretim kapasitesi kısıtına takıldığı için imalat süreleri daha da uzundur. Madalyonun parlak tarafında ise, Biden yönetimine kadar uzanan önceki fonların pek çok sistemde üretim oranlarının artırılmasını desteklemiş olması yer almaktadır; bu sayede döngü süresi kısalacaktır.
Yukarıda betimlenen "yüksek maliyet / düşük stok" dinamiği, hükümet içinden ve dışından pek çok uzmanı, yüksek maliyetli sistemleri tamamlayacak, hatta onların yerini alacak düşük maliyetli sistemler inşa etmeye yöneltmiştir. Nitekim 2027 mali yılı bütçe dengeleme kanunu, bu amaçla ayrılmış birkaç milyar dolarlık kaynak içermektedir (Madde 20004 ve 20005).
Şekil 1’de görüldüğü üzere, ABD hali hazırda kara taarruzu için pek çok ucuz ve kısa menzilli sisteme sahiptir. Ukrayna’daki savaşta hayati önem taşıyan "birinci şahıs bakış açılı" (FPV) dronlar, yaklaşık 20 millik kısıtlı menzilleri nedeniyle burada pek kullanışlı değildir. Ucuz ve uzun menzilli bir sistemi sahaya sürebilmek için ABD, (Rusya’nın yaptığı gibi) İran’ın Şahid-136 modelini kopyalamıştır. Bunun sonucunda "Düşük Maliyetli İnsansız Muharip Taarruz Sistemi" (LUCAS) ortaya çıkmıştır.
LUCAS (35.000 $), yaklaşık 500 millik menziliyle güvenli mesafeden hassas vuruşlar yapabilmek için ekonomik bir imkan sunmaktadır. Buradaki ödün (tradeoff), sistemin 40 poundluk küçük bir harp başlığı taşımasıdır. ABD, İran savaşında bu sistemden bir miktar kullanmış olsa da İran’ın bu savaşta veya Rusya’nın Ukrayna’da gerçekleştirdiği salvo atışlarıyla boy ölçüşebilecek miktarda stoğa sahip değildir.
Diğer bir kategori ise İnsansız Hava Araçlarına Karşı Savunma Sistemleridir (c-UAS). Savunma Bakanlığı (DOD), bu sistemler üzerindeki çalışmalara yaklaşık on yıl önce başlamış ancak süreç temkinli bir hızla ilerlemiştir. Ukrayna’daki savaş bu tür sistemlerin ne kadar önemli olduğunu kanıtlayınca, ABD hem Ukrayna’ya destek için bazı prototip sistemler göndermiş hem de kendi çalışmalarına hız vermiştir. Bu çabalar, ucuz İran dronlarını engellemek için düşük maliyetli birkaç yöntem ortaya çıkarmıştır:
• Gelişmiş Hassas Vuruş Silah Sistemi (APKWS): Helikopterden fırlatılan, lazer arayıcı başlıklı bir Hydra 70 roketidir.
• Roadrunner ve Coyote: Sırasıyla Anduril ve Raytheon tarafından geliştirilen düşük maliyetli önleyici dronlardır. Bunlar, yaklaşan dronlara çarparak onları imha etmektedir.
• Roket, Topçu ve Havan Karşı Savunma Sistemi (C-RAM): Deniz Kuvvetlerinin Phalanx sistemini temel alan, yakın koruma sağlayan radar kontrollü bir hızlı atışlı toptur. Belirli noktaları dronlara karşı korumada mükemmel olsa da düşen mermilerin yol açabileceği ikincil hasar (collateral damage) nedeniyle meskun mahallerde kullanımı kısıtlıdır.
Münferit vakalar haricinde ABD, ucuz dronlara karşı çok pahalı sistemleri (Patriot veya SM-6) kullanmamıştır (Körfez ülkeleri çatışmanın ilk günlerinde bunu yapmış olabilir). Ancak ucuz önleyici stokları da yetersiz kalmıştır. Sonuç olarak ABD ve Körfez ülkeleri, önleme faaliyetlerini yürütmek için makineli toplu helikopterler, sabit kanatlı uçaklar ve hava-hava füzeleri kullanmıştır. Bu hava-hava füzelerinin bazılarının (AIM-120) adet fiyatı 1 milyon dolardır. Dronun hedefi vurmasına izin vermektense bunlardan birini kullanmak daha evladır; ancak bu, sürdürülebilir bir çözüm değildir.
Bu bölüm, CSIS’in bu analizde kullanılan verileri nasıl oluşturduğunu açıklamaktadır.
Mühimmat envanterleri gizli tutulsa da kamuya açık bilgiler tahminde bulunmak için yeterlidir. ABD ordusuna teslim edilen toplam füze sayısını hesaplamak için hareket noktası, yıllık Savunma Bakanlığı (DOD) bütçe belgeleridir:
• P-5 Belgesi: Her bir varyant için tedarik edilen miktarı ve birim maliyeti gösterir. 20 yıllık bir raf ömrü varsayımıyla, 2005 mali yılı ve sonrasında teslim edilen eski varyantlar da tahminlere dahil edilmiştir. Örneğin, tahmini Patriot önleyici envanteri, MSE varyantının yanı sıra yaklaşık bin adet PAC-3 füzesini de kapsamaktadır. Yabancı Askeri Satışlar (FMS) veya araştırma-geliştirme faaliyetleri için tedarik edilen mühimmatlar kapsam dışı tutulmuştur.
• P-21 Belgesi: Teslimat takvimini ve miktarlarını gösterir. Bu yorumdaki envanter tahminleri, Savunma Bakanlığı’nın Haziran 2025’te yayımlanan 2026 mali yılı bütçe belgelerinde Şubat 2026’ya kadar teslim edilmesini öngördüğü füzeleri içermektedir.
Toplam teslimat miktarından; eğitim, parti testleri ve operasyonel olmayan diğer kullanımlar için %5'lik bir kesinti yapılmıştır. Geçmiş harekâtlarda rapor edilen ve tahmin edilen sarfiyatlar da uygun yerlerde düşülmüştür. ABD stoklarından Ukrayna’ya yapılan teslimatlar için Savunma Bakanlığı açıklamaları ve önceki tahminlerimiz esas alınmıştır.
Epic Fury Operasyonu sırasındaki tahmini mühimmat kullanımı, CSIS’in daha önceki bir yorumda detaylandırılan savaş maliyeti tahmini yaklaşımından türetilmiştir. Burada da çıkış noktası, Savunma Bakanlığı tarafından açıklanan rakamların Körfez ülkelerinden gelen veriler, harekât alanı savaş düzeni (order of battle) ve tarihsel kullanım kalıplarıyla birleştirilmesi olmuştur. Alt ve üst tahminler; gerçek sarfiyatın koalisyonun hava savunmasına katkısına, taarruzlardaki uzun menzilli sistem payına ve kullanılan mühimmat karmasına son derece duyarlı olduğu gerçeğini yansıtmaktadır. TLAM ve JASSM verileri için ise Savunma Bakanlığı yetkililerince paylaşıldığı bildirilen sarfiyat rakamları kullanılmıştır.
Çeşitli mühimmat programları hakkında en iyi kaynak, kapsamlı tedarik verileri içermesi sebebiyle —ulaşılabildiği durumlarda— Seçilmiş Tedarik Raporu’dur (SAR). 2027 mali yılı bütçe miktarları, Nisan başında yayımlanan Savunma Bakanlığı materyallerinden alınmıştır. Bu belgeler henüz tamamlanmamış olsa da fonlanacak mühimmat sayılarını ortaya koymaktadır. Füzelerin birim maliyetleri yıldan yıla değişiklik gösterebilmektedir; bu analizde 2026 mali yılı bütçe belgelerine dayanan en güncel rakamlar kullanılmıştır.
Eğer envanterler bu denli tükenmişse, analiz nasıl olur da ABD’nin bu savaş için yeterli mühimmatı olduğu sonucuna varabilir? Cevap, savaşın ilk günlerinden itibaren kullanım oranlarında görülen keskin düşüşte yatmaktadır. Kara taarruzlarında, Şekil 1’deki daha ucuz ve bol bulunan mühimmatlar, uzun menzilli sistemlerin (TLAM, JASSM ve PrSM) yerini büyük ölçüde almıştır. Hava ve füze savunma harcamaları ise İran’ın dron ve füze saldırılarının ilk birkaç günden sonra önemli ölçüde azalmasıyla düşüşe geçmiştir. İran ilk dört günde 2.000’den fazla dron ve 500 balistik füze fırlatmışken; bir hafta sonra fırlatma oranları sırasıyla %83 ve %90 oranında gerilemiştir.
Eriyen mühimmat stokları yakın vadeli bir risk doğurmuştur. Çin gibi yetkin ve denk bir rakibe karşı yapılacak bir savaş, mühimmatı bu savaştan çok daha yüksek oranlarda tüketecektir. Savaş öncesi envanterler zaten yetersizken; bugünkü seviyeler, gelecekte bir çatışma çıkması durumunda ABD operasyonlarını kısıtlayacaktır.
Başkan Trump, Batı Pasifik’teki kuvvetlerin kaydırılması gibi diğer ödünlerin yanı sıra bu mühimmat riskini de kabul etmiş görünmektedir. Buradaki stratejik mantığın; belki de hiç gerçekleşmeyecek bir gelecek savaşı için kapasite saklayıp geri durmaktansa, içinde bulunulan mevcut savaşı kararlı bir şekilde kazanmanın öncelikli olduğu düşüncesine dayandığı anlaşılmaktadır. Epic Fury Operasyonu sona erdiğinde, Orta Doğu’ya gönderilen deniz unsurları Pasifik’e geri dönecektir. Mühimmat envanterleri toparlanmaya başlayacaktır; ancak boşalan stokların doldurulması ve ardından arzu edilen envanter seviyelerine ulaşılması uzun yıllar alacaktır.
Çeviri: YDH