
YDH- Pentagon, çarşamba günü Donanma'nın en üst düzey sivil yetkilisi Donanma Sekreteri John Phelan'ın görevinden ayrılacağını duyurmuştu.
El-Ahbar, bu gelişmenin Phelan’ın görevinden “atıldığı” yolundaki bilgilerle eş zamanlı geldiğini belirtti.
Haberde, yerine Hong Kao’nun vekaleten Donanma Bakanı olarak “otomatik şekilde” atandığı aktarıldı.
El-Ahbar, bu durumun Donald Trump’ın ikinci döneminde Amerikan askeri komutasının “tarihinin en büyük tasfiyesini” yaşadığına işaret ettiği yorumunda bulundu.
El-Ahbar’ın vurguladığına göre, artık gündemdeki soru eski atamalardan kaçının görevde kaldığı değil, Genelkurmay içinde “ne kadar muhalefet kaldığı” sorusudur.
El-Ahbar’ın aktardığı yanıt ise artık “hiç muhalefet olmadığı” yönündedir. Haberde, bunun özellikle Ortadoğu’da Trump’ın politikalarını reddeden sesleri bastırmaya yönelik “sistematik bir sürecin” varlığına işaret ettiği kaydedildi.
Hegseth ile Phelan arasındaki gerilimin nedeni
El-Ahbar, Phelan’ın Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birçok kez çatıştığını, buna karşılık Kao’nun Hegseth’in “doğal bir müttefiki” olarak görüldüğünü belirtti.
Haberde, ikilinin geleneksel komuta kademelerini “tasfiye” edip yerine “saldırgan” liderler getirme fikrini benimsediği, böylece “sivil yöneticiler” döneminin sona erip “saha savaşçıları” ve “Amerika Önce” gündemine sadık isimlerin döneminin başladığı ifade edildi.
El-Ahbar’ın İngiliz The Guardian gazetesine dayandırdığı bilgiye göre, Hegseth ile Phelan arasındaki anlaşmazlık noktalarından biri şuydu: Hegseth, Phelan’ı Senatör Mark Kelly’ye karşı “yeterince saldırgan” önlemler almamakla suçladı.
Kelly, bir videoda donanma birliklerine “yasadışı emirleri” görmezden gelmelerini tavsiye etmişti.
El-Ahbar, Kelly’nin bu sözlerinin ABD içinde süren ateşli bir anayasal ve hukuki mücadelenin parçasını yansıttığını, bu mücadelenin doğrudan Trump’ın İran’daki savaşı nasıl yönettiğiyle ilgili olduğunu bildirdi.
El-Ahbar ayrıca, bazı raporlara atıfla, Phelan’ın Hegseth’in yardımcısı Stephen Feinberg ile de “çatıştığını” aktardı.
The New York Times ve CNN’e göre Feinberg, Phelan’ın “gemi inşa girişimleri” konusundaki yaklaşımını onaylamıyordu.
El-Ahbar’ın belirttiğine göre, Phelan bir süredir “Altın Filo” (Golden Fleet) projesi ve hazır hale gelmesi yıllar alacak devasa “Trump sınıfı” gemilerin inşası üzerinde odaklanmıştı.
‘Altın Filo’ projesi için “aşılamaz zorluklar” öngörülüyor
El-Ahbar’ın haberinde, savaş analistlerinin, “BBG-1” veya “USS Defiant” olarak anılan “Trump sınıfı” büyük savaş gemilerine dayanan “Altın Filo” projesinin başarılı olmasını pek olası görmediği ifade edildi.
El-Ahbar’a konuşan analistlere göre, bu değerlendirme maliyet, endüstriyel kapasite ve modern muharebe önemi açısından “aşılamaz zorluklara” dayanmaktadır.
Haberde, planın eleştirmenlerinin söz konusu projenin “modern harp gereksinimleriyle” uyumlu olmadığını, zira modern savaşın daha küçük boyutlu, dağıtılmış ve insansız sistemleri tercih ettiğini belirttiği aktarıldı.
Hürmüz Boğazı’nda Amerikan stratejisi “gücünün sınırlarına” dayandı
El-Ahbar, yukarıdaki gelişmeler ışığında pek çok kişiye göre John Phelan’ın görevden alınmasına artık sadece “bakanlık düzenlemesi” olarak bakılamayacağını yazdı.
Haberde, bu hamlenin Amerikan deniz stratejisinin, özellikle Hürmüz Boğazı’nda, “gücünün sınırlarına” dayandığının örtük bir kabulü olduğu vurgulandı.
El-Ahbar’ın aktardığına göre, Phelan geleceğin “Altın Filosu” için planlar yaparken İran’ın hızlı botları ablukayı yarıp mayın döşüyor, böylece Washington’un hırsları ile sahadaki gerçeklik arasında uçurum yaratılıyor ve bu hırslar “büyük olasılıkla engelleniyordu.”
El-Ahbar, artık odak noktasının gemi inşa etmekten çok, “gemileri batırmak” olduğu yorumunda bulundu.
El-Ahbar’ın haberinde belirtildiği üzere, bu durum pek de şaşırtıcı değil. Trump yönetimi İran limanlarındaki ablukanın “İran’ı günler içinde diz çöktüreceğine” bahse girmişken uygulamada bunun tersi kanıtlandı.
El-Ahbar’ın Batılı raporlara dayandırdığı bilgiye göre, Tahran ablukayı aşmayı başardı, gemilerini çıkardı, aynı zamanda hızlı botları ve akıllı mayınlarıyla “Beşinci Filo”nun işleyiş hızını yavaşlatabildi.
Haberde, bu durumun Hegseth dahil Trump yetkilileri arasında Phelan’ın sahada “liderlik başarısızlığı” olarak görüldüğü ifade edildi.
Sorun sadece bir “birey” değil, savunma sanayinin “yapısı”
El-Ahbar’ın vurguladığına göre, Hegseth, Phelan’ı Trump’ın denizcilik hırslarını gerçekleştirmede başarısız olmakla suçlasa da sorun yönetimdeki bir “bireyden” çok, Amerikan savunma sanayinin “yapısını” ilgilendiriyor.
El-Ahbar, bu bağlamda Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi tarafından Aralık 2025’te yayınlanan bir rapora yer verdi.
Rapora göre, Kongre Bütçe Ofisi, 14.500 tonluk gelecekteki bir muhribin maliyetini 4,4 milyar dolar yani ton başına 300 bin dolar olarak tahmin etti.
El-Ahbar’ın aktardığı rapora göre, bu, “Trump sınıfı” savaş gemisi “BBG-1” in maliyetinin yaklaşık 9,1 milyar dolara ulaşacağı anlamına geliyor. Genellikle öncü gemilerin ortalamadan %50 daha pahalı olduğu düşünülürse, bu geminin bir uçak gemisi maliyetine yaklaşacağı öngörülüyor.
El-Ahbar, raporun “tersane inşaatındaki enflasyon nedeniyle” bu rakamın daha da yüksek olmasının muhtemel olduğu uyarısında bulunduğunu belirtti.
Devasa maliyetler ve “tamamen dolu” kuru havuzlar
El-Ahbar’ın haberine göre, bir savaş gemisinin inşası, işgücü sıkıntısı yaşanan bir ortamda ve tersanelerin birbiriyle personel için rekabet ettiği koşullarda binlerce deneyimli tersane işçisi gerektirecek.
Ayrıca ABD, mevcut donanmayı korurken yeni bir “dev gemi” sınıfı inşa etmek için gerekli üretim kapasitesinden yoksun.
Haberde, Ortadoğu’daki son tecrübelerin “Gerald Ford” sınıfı da dahil en önemli uçak gemilerinin bakımındaki eksikliklerin boyutunu bile ortaya koyduğu ifade edildi.
El-Ahbar, İran’ın intihar insansız hava araçlarıyla vurulan birkaç parçası bulunan gemilerin “acil” bakıma ihtiyaç duyduğu listede uzadıkça, Virginia ve Puget Sound’daki kuru havuzların “tamamen dolu olduğunu” bildirdi.