
YDH - Eski NATO Genel Sekreteri (2009-2014) ve eski Danimarka Başbakanı (2001-2009) Anders Fogh Rasmussen, "Gönüllüler Koalisyonu" ülkelerinin ABD’nin katılımı olmaksızın Avrupa savunmasının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtti.
The Telegraph gazetesinin aktardığına göre Rasmussen, bu süreçte lider rolünü İngiltere ve Fransa’nın oynaması gerektiğini ifade etti.
NATO’nun Avrupa ve Kuzey Atlantik güvenliğinin temel taşı olmaya devam ettiğini kaydeden Rasmussen, buna karşın ABD Başkanı Donald Trump’ın kolektif savunma maddesine olan bağlılığı konusundaki şüphelerinin ardından "NATO’nun Avrupa bileşeninin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu" dile getirdi.
Rasmussen ayrıca, "Ukrayna, bu 'Gönüllüler Koalisyonu' çerçevesinde gerçekten değerli bir varlık haline gelecek" değerlendirmesinde bulundu.
"Gönüllüler Koalisyonu", Ukrayna’da olası bir barışı koruma misyonuna katılabileceklerini belirten, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan 30’dan fazla devletin birliğini temsil ediyor.
Koordinasyon rolünü İngiltere ve Fransa’nın üstlendiği koalisyonun kuruluşu, 2025 yılı Mart ayı başında İngiltere Başbakanı Keir Starmer tarafından ilan edilmişti.
Gelecekte Avrupa’nın kendi kaderini bağımsızca yönetmesine olanak tanıyan birçok ilginç yapının tartışılabileceğini söyleyen Rasmussen, ancak şu anda yeni bir karar alma organını da içeren bir "Gönüllüler Koalisyonu"na ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Rasmussen, bu ihtiyacın Avrupa’nın "sert savunması" ile ilgili olduğunu kaydetti.
Yeni koalisyonların NATO’nun yerine geçmek yerine onunla birlikte çalışması gerektiğini vurgulayan eski Genel Sekreter, ABD’nin Avrupa üzerindeki nükleer şemsiyesini koruyacağını ve NATO’nun Avrupa’daki kuvvetlerinin başkomutanının "hâlâ bir Amerikalı olması gerektiğini" ifade etti.
NATO’nun mevcut Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığı görevini ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus Grynkewich yürütüyor.
Rasmussen ayrıca, Avrupa’nın ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki savaşına destek vermekten kaçınmaması gerektiğini savunarak Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılması sözünü verdi.
Rasmussen konuya ilişkin, "Sizin Avrupa yaşamına dahil kalmanız, Ukrayna’yı desteklemeniz koşuluyla size yardım etmeye hazırız; müttefiklerinizin mallarına neden gümrük vergisi uyguladığınızı ise anlamıyoruz. İdeal olan, bu meselenin gündemden çıkarılmasıdır" açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın güvenliğine dair tartışmalar, Trump’ın İran’daki savaşa destek vermeyi reddeden NATO müttefiklerine yönelik eleştirilerinin ardından ivme kazandı.
Trump’ın ittifakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendirmesi ve NATO’dan ayrılmanın "müzakere edilemez" olduğunu belirtmesi üzerine Avrupa Birliği içinde Lizbon Antlaşması’nın karşılıklı savunmaya ilişkin 42.7 maddesi gündeme geldi.
Ancak Rasmussen, bu maddenin NATO’nun 5. maddesinden "daha zayıf" olduğunu belirterek "Avrupa Birliği, bu maddeyi hayata geçirecek askeri yeteneklere sahip değil" dedi.
Avrupa Birliği Antlaşması’nın (Lizbon Antlaşması) 42.7 maddesi, bir üye devletin silahlı saldırıya uğraması durumunda diğer AB ülkelerinin "ellerindeki tüm imkanlarla" yardım ve destek sağlama yükümlülüğünü içeren bir karşılıklı savunma şartı olsa da NATO’nun yerini tutmuyor.
ABD’nin İran ile savaşı başlamasından sonra Trump Avrupalı müttefiklerini sürece dahil etmeye çalışmış ancak ret yanıtı almıştı. Mart ayı ortasında İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı kırmak için gemi göndermeme kararı almıştı.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise "Bu bizim savaşımız değil, biz başlatmadık" diyerek askeri gemilerin artırılmasının diplomasiye yardımcı olmayacağını belirtmişti.
Nisan ayında Trump, diğer ülkelerin aksine İsrail’i güvenilir bir müttefik olarak överken, NATO ortaklarını "İhtiyacımız olduğunda yanımızda değillerdi" sözleriyle eleştirmişti.