Hizbullah sahada inisiyatifi ele aldı

25 Nisan 2026

Hizbullah’ın artan operasyonel ivmesi ve düşürdüğü İsrail İHA'ları sahada yeni bir caydırıcılık dengesi kurarken, Netanyahu hükümeti içeride "Trump’ın rehinesi olmak" ve halktan bilgi gizlemekle suçlanıyor.

YDH- İşgal altındaki Celile bölgesinde hava saldırısı sirenleri artık günlük hayatın sıradan bir parçası haline gelirken, İsrail içerisindeki güvenlik endişeleri de giderek tırmanıyor. Zarit'ten Şomera'ya, Yiftah'tan Ramot Naftali'ye kadar uzanan geniş bir hat boyunca psikolojik ve askeri baskı yoğunlaşıyor. Hizbullah’ın artan operasyonel ivmesi, İsrail'in siyasi ve askeri karar alma süreçlerindeki karmaşayla birleşiyor. Direnişin doğrudan askeri faaliyetlerine geri döndüğü bu süreçte, işgal güçlerinin henüz tam olarak kontrol altına alamadığı Bint Cubeyl kasabası, şiddetli çatışmaların merkezi olmayı sürdürüyor.

Hava savunma ve taktiksel misillemeler

Direniş güçleri, operasyonel ivmeyi artırma ve caydırıcılık inşa etme stratejisi doğrultusunda, İsrail'in ateşkes ihlallerine ve Lübnan hava sahasına girmesine füzelerle karşılık veriyor. Bu kapsamda, Tirus-Huş bölgesinde bir "Hermes 450-Zik" tipi insansız hava aracı (İHA) karadan havaya füzeyle düşürüldü. Ayrıca Touline kasabasındaki sivil kayıplara misilleme olarak Kantara bölgesindeki İsrail birlikleri ve askeri araçları İHA'larla hedef alındı. Khirbet Selm ve Şukin yolundaki saldırılara yanıt olarak Kantara girişinde bir Hummer aracını vuran direnişçiler, Ramiya kasabasında da evlerin yıkılmasına karşılık bir İsrail zırhlı personel taşıyıcısını tam isabetle imha etti.

Saha inisiyatifi ve yıpratma savaşı

Sahadaki veriler, inisiyatifin kademeli olarak Hizbullah’a geçtiğini gösteriyor. Bint Cubeyl’de paraşütçü tugayıyla girilen şiddetli çatışmalar ancak acil hava müdahalesiyle dengelenebilirken, bu durum kesin bir kara zaferi elde etmenin zorluğunu kanıtlıyor.

Asimetrik saldırıların sürdüğü bölgede, bazı İHA’lar hava savunma sistemlerini aşarak iz bırakmadan kayboluyor, bazıları ise Kantara gibi hassas noktalardaki İsrail güçlerini başarıyla vuruyor. Askerlerin yaralanması ve taktik hava sahası kontrolünün zaman zaman kaybedilmesi, Güney Lübnan’daki İsrail varlığına yönelik saldırıların normalleşmesine yol açıyor.

Stratejik değişim ve kriz yönetimi

İsrail için "tehdidin ortadan kaldırılması" hedefinden, yeni çatışma kurallarının dayatıldığı bir gerçekliğe doğru stratejik bir değişim yaşanıyor. Geçmiş olaylara ateşkes öncesi dönem bahanesiyle yanıt vermekten kaçınılması, Hizbullah tarafından bir kısıtlama değil, yeni caydırıcılık denklemleri kurmak için bir fırsat alanı olarak görüldü.

Sonuç olarak Tel Aviv, tereddütlü bir siyasi liderlik ve yıpratma savaşında uzmanlaşmış bir düşmanla karşı karşıya kalan bir ordu profiliyle karmaşık bir krizin eşiğinde duruyor. Medya mensupları halktan bilgi gizlendiğini savunurken, işgal ordusu yıkım ve buldozerle yerle bir etme dışında bir çözüm üretemiyor.

Netanyahu’nun barış söylemi ve içerideki çatlaklar

Başbakan Benyamin Netanyahu, ateşkesin ikinci kez uzatılmasından bu yana ilk kez Hizbullah’ı "barış çabalarını baltalamakla" suçladı. Lübnan ile tarihi bir barış yoluna girdiklerini ve Hizbullah’ın bunu sabote etmeye çalıştığını belirten Netanyahu, tehditlere karşı tam hareket özgürlüğünü koruduklarını ifade etti.

İran ve Lübnan konusunda Amerikan yönetimiyle tam koordinasyon içinde olduklarını vurgulayan Netanyahu’ya, Savunma Bakanı Avigdor Liberman’dan sert bir yanıt geldi. Liberman, kuzey sakinlerinin kendi kaderlerini İngilizce haber kanallarından öğrenmek zorunda kaldığını belirtti.

İsrail medyasında ise Hizbullah'ın orduya "savaş dersleri verdiği" ve sahadaki teçhizat kayıplarına dair verilerin halktan saklandığı yönündeki haberler dikkat çekiyor.

Trump’ın ateşkes kararına yerel tepkiler

ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen ateşkesin uzatılması, kuzeydeki yerleşim yerlerinde öfkeyle karşılanıyor. Yediot Aharonot gazetesine göre, yerel konsey başkanları güvenliklerinin tamamen bir Amerikan başkanına emanet edilmesine tepki gösteriyor.

Metula Yerleşim Konseyi Başkanı David Azoulay, bağımsızlığın kaybedilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirirken, Başbakan’ın Trump’ın rehinesi haline geldiğini savundu. Yerel yönetici Naaman ise bu ateşkesin gerçek bir son değil, sadece geçici bir duraklama olduğunun cephedeki yetkililer tarafından gayet iyi bilindiğini vurguladı.