
YDH - İsrail’in önde gelen yayın organlarından Maariv gazetesi, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) verilerine dayandırdığı kapsamlı analizde, ABD’nin İran ile girdiği savaş sürecinin maliyetini ve mühimmat depolarındaki son durumu ele aldı.
Cumartesi günü yayımlanan haberde, İran ile yaşanan savaşın Washington yönetimine yalnızca milyarlarca dolara mal olmadığı, aynı zamanda en pahalı ve hassas silah stoklarının büyük bir kısmının da tükenmesine yol açtığı vurgulandı.
CSIS tarafından hazırlanan analize göre, ABD kuvvetleri 39 gün süren savaşlar boyunca binlerce seyir füzesi, önleme füzesi ve gelişmiş savunma sistemi kullandı.
Kullanılan mühimmat miktarının, savaş öncesinde yapılan ilk tahminleri çok geride bıraktığı ifade edildi.
Haberde, özellikle ABD hava ve füze savunma mimarisinin temel rükünleri sayılan Tomahawk seyir füzeleri, Patriot önleme füzeleri, THAAD sistemleri ile SM-3 ve SM-6 füzelerinin bu süreçten en fazla etkilenen ve stokları en çok azalan unsurlar olduğu bildirildi.
Analizde, söz konusu sistemlerin yalnızca bölgesel bir savaş alanı için tasarlanmadığı, aksine Washington için çok daha geniş kapsamlı küresel senaryolarda hayati öneme sahip stratejik varlıklar niteliği taşıdığı kaydedildi.
Her bir mühimmatın tekil fırlatma maliyeti ise yapılan harcamanın devasa boyutlarını gözler önüne serdi.
Haberde yer alan verilere göre, bir adet Tomahawk füzesinin fiyatı yaklaşık 2,6 milyon dolar olarak hesaplanırken; SM-3 füzesi 28,7 milyon dolar, SM-6 füzesi 5,3 milyon dolar, THAAD sistemi mühimmatı 15,5 milyon dolar ve Patriot füzesi ise 3,9 milyon dolar birim maliyetle envanterde yer alıyor.
Birkaç hafta gibi kısa bir sürede gerçekleştirilen binlerce fırlatmanın, toplam maliyeti çok kısa sürede milyarlarca dolar seviyesine ulaştırdığı Maariv’in haberinde aktarıldı.
Analizdeki tahminlere dayanarak, savaş süresince 850’den fazla Tomahawk füzesinin kullanıldığı dile getirildi. Patriot füzelerinin kullanımının ise binlerce birime ulaştığı belirtildi.
Ancak çalışmayı hazırlayan uzmanlara göre asıl sorun yalnızca kullanılan miktar değil, boşalan stokların yeniden doldurulma sürecindeki aşırı yavaşlık olarak tanımlandı.
Bazı ileri teknoloji sistemlerinde, sipariş ile teslimat arasındaki sürenin üreticiler tarafından 4 yıl olarak öngörülmesi krizin derinliğini ortaya koydu.
Uzmanlar, ABD’nin mevcut savaşı idare edebilecek kadar mühimmata hâlâ sahip olduğunu ifade etmekle birlikte, geleceğe yönelik tablonun çok daha kaygı verici olduğu uyarısında bulundu.
Habere göre, ABD’nin örneğin Çin ile geniş ölçekli bir savaş girmek zorunda kalması durumunda, mevcut stokların "tehlikeli derecede düşük" olduğunun ortaya çıkabileceği vurgulandı.
İran ile yaşanan savaştan önce dahi yetersiz olarak nitelendirilen ABD depolarındaki sorunun, son gelişmelerle birlikte daha da kronikleştiği bildirildi.
Haberde, ABD ordusunun maliyet baskısını hafifletmek adına JDAM tipi güdümlü bombalar veya insansız hava araçlarına (İHA) dayalı daha ucuz alternatiflere yönelmeye çalıştığı aktarıldı.
Ancak bu alternatiflerin; menzil, hassasiyet ve operasyonel esneklik açısından gelişmiş önleme ve saldırı sistemlerine kıyasla belirgin kısıtlamaları olduğu hatırlatıldı.
Washington’ın içinde bulunduğu durumu zorlaştıran bir diğer faktörün ise müttefiklerin bağımlılığı olduğu ifade edildi. Ukrayna ve Ortadoğu’daki ortaklar dahil olmak üzere ABD müttefiklerinin de aynı mühimmat stoklarına ihtiyaç duyması, üretim kapasitesi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Bu durum, ABD’nin yalnızca kendi cephaneliğini doldurmakla kalmayıp, sürekli bir üretim baskısı altında uluslararası tedarik taahhütlerini de yerine getirme zorunluluğunu beraberinde getiriyor.