ABD'nin Irak'taki nüfuzu aşınıyor

27 Nisan 2026

Irak'ta işgalin üzerinden geçen yirmi yılın ardından ABD, artan siyasi baskılar ve silahlı saldırılar karşısında askeri varlığını savunma pozisyonuna çekerek yeniden yapılandırıyor.

YDH - ABD’nin Irak’taki askeri varlığı, yıllar öncesine kıyasla radikal bir değişim göstererek savunma ağırlıklı bir nitelik kazanmaya başladı.

İşgalin üzerinden geçen yirmi yılın ardından Washington; siyasi baskılar, silahlı saldırılar ve hızla değişen bölgesel dengelerin iç içe geçtiği karmaşık bir atmosferde askeri ve güvenlik mevcudiyetini yeniden şekillendirme çabasına girdi.

ABD yönetimi, ülkedeki varlığını "danışmanlık" ve "IŞİD ile mücadele" çerçevesinde tanımlamaya devam etse de sahadaki gerçekler, Amerikan nüfuzunun ve rolünün belirgin bir şekilde gerilediğine işaret ediyor.

El-Ahbar gazetesine konuşan Iraklı güvenlik kaynaklarına göre, ülkedeki ABD askerlerinin sayısı şu anda 2 bin ile 2 bin 500 arasında seyrediyor.

Bu güçler, Erbil'deki Harir Üssü başta olmak üzere ana üsler ile Bağdat Uluslararası Havalimanı içindeki sınırlı alanlarda ve bazı lojistik bölgelerde konuşlanmış durumda bulunuyor.

Söz konusu kuvvetlerin görev tanımı resmi olarak Uluslararası Koalisyon bünyesinde eğitim, istihbarat paylaşımı, Irak kuvvetlerine hava ve teknik destek sağlama ile sınırlandırılmış durumda.

Ancak bu askeri varlık, özellikle İran ile yaşanan son gerilimler sürecinde ağır darbeler aldı. Irak hava sahasının İran'a saldıran İsrail uçaklarına açılması ve Kürdistan Bölgesi üzerinden İranlı muhalif Kürt grupların hareketliliğine imkan tanınması, bu saldırıların temel motivasyon kaynakları arasında gösteriliyor.

The New York Times tarafından 11 Mart tarihinde uydu görüntülerine dayandırılarak yayımlanan bir analiz, Orta Doğu’daki en az 17 ABD tesisinin ağır hasar aldığını, bunlar arasında Irak’taki yerleşkelerin de bulunduğunu ortaya koydu.

ABD’li askeri yetkililer; aralarında iletişim ve hava savunma sistemlerinin de bulunduğu en az 11 askeri tesisin yanı sıra Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği'nin füze ve insansız hava araçlarıyla doğrudan hedef alındığını kabul etti.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) verilerine göre, İran ile bağlantılı çatışmalarda 13 ABD askeri hayatını kaybederken 400’den fazlası yaralandı. Bu tablo, bölgedeki Amerikan güçlerinin maruz kaldığı yıpranmanın boyutunu gözler önüne seriyor.

İki farklı silahlı grubun lider kadrosundan edinilen bilgilere göre, "Irak Direnişi" son dönemde ABD çıkarlarına yönelik 329’dan fazla saldırı gerçekleştirdi.

Kaynaklar, ABD tarafının gerek can kayıpları gerekse altyapı hasarı konusundaki gerçek rakamları gizli tuttuğunu ifade ediyor. Yapılan değerlendirmelerde, saldırıların Washington’ı yayılımını azaltmaya ve birliklerini daha korunaklı üslere kaydırmaya zorladığı belirtiliyor.

Direniş grupları, ABD’nin özellikle İran ile olan savaşta yıpranması nedeniyle artık kendileriyle açık bir çatışmaya girme kapasitesinin kalmadığını, Washington’ın silahlı grupların yeniden yapılandırılması için Irak hükümetine yaptığı baskıların da bu acziyetin bir yansıması olduğunu dile getiriyor.

Siyasi kanatta ise Irak Parlamentosu bünyesindeki bazı güçlerin ABD varlığının tamamen sonlandırılması yönündeki talepleri ağırlık kazanıyor. Asaib Ehl el-Hak hareketine bağlı Sadıkun Bloku Milletvekili Habib el-Halavi, yabancı güçlerin çıkarılması kararının geri dönülemez bir ulusal egemenlik iradesi olduğunu belirtti.

Parlamentonun daha önce bu yönde oylama yaptığını hatırlatan Halavi, mevcut sürecin kararı geciktirme ve etrafından dolanma çabası olduğunu ifade etti.

Halavi, ABD güçlerinin son dönemde aldığı hasarların artık ülkede kalamayacaklarını kanıtladığını ve askeri varlığın sona ermesinin sadece bir zaman meselesi olduğunu vurguladı.

Siyaset bilimci Muhammed el-Halidi ise ABD varlığının fiilen sona ermediğini, ancak doğrudan askeri formdan daha esnek bir güvenlik ve istihbarat nüfuzuna dönüştüğünü kaydediyor.

Washington’ın hem askeri destek hem de dolar akışının kontrolü gibi ekonomik dosyalar üzerinden Irak içinde önemli etki araçlarına sahip olmayı sürdürdüğünü belirten Halidi, ancak direniş operasyonlarının artması ve bölgesel güç dengelerinin değişmesiyle bu nüfuzun net bir şekilde gerilediğini ifade ediyor.

Güvenlik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan emekli Tümgeneral Muhammed Subhi, ABD’nin konuşlanma stratejisinin artık daha temkinli ve içe kapalı olduğunu bildirdi.

ABD güçlerinin geniş yayılım stratejisinden vazgeçerek yüksek korunaklı sınırlı noktalara odaklandığını belirten Subhi, sahadaki verilerin bu güçlerin üs dışındaki operasyonel kabiliyetlerinin azaldığını gösterdiğini ve bunun angajman kurallarındaki değişimi yansıttığını kaydetti.

İki ülke arasındaki stratejik anlaşma ve Uluslararası Koalisyon’un çalışma esasları yabancı güçler için danışmanlık rolü öngörüyor.

Ancak Irak hükümeti, çeşitli vesilelerle Koalisyon’un görevlerini belirli bir takvim çerçevesinde sonlandırmak ve ilişkileri ikili iş birliği zeminine taşımak üzere mutabakata varıldığını açıklamaya devam ediyor.