Hizbullah'tan hükümete Taif Anlaşması'na dönüş çağrısı

27 Nisan 2026

Hizbullah'ın Direnişe Vefa Bloku Milletvekili Hasan Fadlullah, Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin ABD Başkanı Donald Trump huzurunda gerçekleştirdiği görüşmeye tepki göstererek, bu durumu "yankı uyandıran bir skandal" olarak nitelendirdi.

YDH - Hizbullah’ın Lübnan meclisindeki grubu Direnişe Vefa Bloku Milletvekili Hasan Fadlullah, Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin ABD Başkanı Donald Trump’ın huzurunda gerçekleştirdiği son görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

Fadlullah, söz konusu buluşmayı "yankı uyandıran bir skandal" olarak tanımlayarak, düşmanın aynaya bakarcasına kendi kendisiyle müzakere yürüttüğünü ifade etti.

El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre radyo kanalına verdiği mülakatta Lübnan’ın diplomatik performansını eleştiren Fadlullah, Lübnanlı büyükelçinin resmi veri, bilgi veya talimat almadığı gerekçesiyle sahadaki gerçekleri sunmadığını belirtti.

Fadlullah, Lübnan temsilcisinin İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını, köylerin yerle bir edilmesini, evlerin yıkılmasını ve toprak işgalini gündeme getirmediğine dikkat çekti.

Görüşmede Lübnan tarafının sunacağı herhangi bir dosyanın bulunmadığını ve Beyrut’tan günlük veri akışı sağlanmadığını kaydeden Fadlullah, bu durumun iktidar nezdinde "öldürülenlerin Lübnanlı çocuklar olmadığı" algısını yansıttığını dile getirdi.

Fadlullah, yürütülen müzakerelerin Amerikan yönetiminin dayatmalarını onaylamaktan başka bir işlevi kalmadığını ve Lübnan resmi makamlarının bu tutumunun İsrail tarafında memnuniyet yarattığını ekledi.

Yönetimin sergilediği performansın "hafiflik ve acelecilik" nedeniyle devletin heybetine zarar verdiğini vurgulayan Hasan Fadlullah, mevcut iktidarın Lübnan’ın geleceğini tehdit eden kader belirleyici zorluklarla yüzleşmeye yetkin olmadığını ifade etti.

Ulusal meselelerdeki bu gerilemeye bir son verilmesi çağrısında bulunan Fadlullah, Taif Anlaşması’na yönelik asıl tehdidin iktidarın uygulamalarından kaynaklandığını belirtti.

Taif Anlaşması’na bağlılık çağrısının sadece belirli makamların yetki alanıyla sınırlı olmadığını hatırlatan milletvekili, anlaşmanın toprakların kurtarılması için direnişe meşruiyet tanıdığını vurguladı.

Hiçbir otoritenin bu temel ilkelerle çelişerek düşmanla aynı siyasi masada oturma hakkına sahip olmadığını belirten Fadlullah, "karşılıksız tavizlerin" ve mevcut söylemin istikrarı tehlikeye attığı uyarısında bulundu.

Lübnan’ın "felaket getiren rotalardan" çıkarak anayasaya ve Taif Anlaşması’na dönmesi gerektiğini savunan Fadlullah, devletin bir parti veya zümreden ibaret olmadığını, mezhepler arası bir ortaklık olduğunu hatırlattı. Alınan kararların devleti bağladığını ifade eden Fadlullah, kader tayin edici kararlarda tek taraflı hareket edilemeyeceği konusunda uyarıda bulundu.

Öncelikli meselenin Güney Lübnan’ın işgalden kurtarılması, halkın köylerine dönmesi, yeniden imar süreci ve esirlerin geri alınması olduğunu vurgulayan Fadlullah; bölgenin güven, istikrar ve refah içinde yaşaması için savunulması gerektiğini belirtti.

Fadlullah, bu hedeflerin işgal güçlerinin sahada tutunmasını engelleyen "kahraman direniş" başta olmak üzere tüm ulusal enerjinin seferber edilmesini gerektirdiğini dile getirdi.

İşgal güçlerinin "tampon bölge oluşturma" veya "2 Mart öncesine dönme" hedeflerine, bedeli ne olursa olsun ulaşamayacağını ifade eden Fadlullah, Cebel Amil halkının özgürlüklerine ve topraklarına bağlılıkları nedeniyle ağır bedeller ödediğini söyledi.

Fadlullah, varlıklarını korumak için direniş ve fedakarlıktan başka seçenekleri olmadığını vurguladı.

Sahadaki güç unsurlarının biriktirilmesi, direniş tabanının birliği ve "ulusal ikili" (Emel ve Hizbullah) arasındaki dayanışma dışında bir odak noktasına bel bağlanamayacağını söyleyen Fadlullah, ülkenin birliğini parçalamak isteyenlere karşı dürüst çevrelerle birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Fadlullah, iktidar içindeki bazı kesimlerin ve yanlış hesap yapanların "halkın yenildiği" yönündeki söylemlerine dayanarak kararlar aldığını ancak sahadaki gerçeklerle karşılaşınca bu kararların "kağıt üzerinde kaldığını" keşfettiklerini sözlerine ekledi.