
YDH- Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Donald Trump’ın güvenini kazanmaya yönelik yoğun çabalarına rağmen, Müslüman Kardeşler'in Yemen kolu olan Islah Partisi’ne yönelik baskılarını artırıyor.
Diplomatik kaynaklar, ABD’nin Türkiye Büyükelçiliğinin Islah Partisi heyetine vize vermeyi reddettiğini bildirdi.
Heyette, partinin önde gelen isimlerinden Hamid el-Ahmar ve Genel Sekreter Abdulvahab el-Ansi gibi üst düzey liderler yer alıyor.
Terör listesine karşı vize diplomasisi
Heyetin, Trump yönetimini partiyi "terör örgütü" olarak ilan etme sürecinden vazgeçirmeye ikna etmek amacıyla ABD topraklarına girmek istediği belirtiliyor.
Kaynaklar, Islah liderlerinin vize engelini aşmak için Türk hükümetiyle temaslarını sürdürdüğünü aktarıyor.
Partinin, geçtiğimiz iki yıl içinde yaşanan diğer olaylara sessiz kalıp Trump’a yönelik son suikast girişimini hızla kınayan bir açıklama yayınlaması, yeni yönetime yaranma çabası olarak değerlendiriliyor.
Bu hamle, partinin Trump’ın hedefi olmaktan kurtulmak için Washington’a tutunma girişimi olarak görülüyor.
Sudan modeli ve uluslararası yargılama
Islah Partisi üzerindeki baskı sadece vize yasağıyla sınırlı kalmıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Güney Geçiş Konseyi, ABD’nin terör sınıflandırmasına paralel olarak parti liderlerinin uluslararası alanda takip edilmesi için hazırlıklara başladı.
BAE’de ikamet eden ve konsey adına çalışan gazeteci Hani Meşhur, Islah liderlerine yönelik prosedürlerin, Sudan’daki Müslüman Kardeşler yöneticilerine uygulanan yönteme benzer şekilde yürütüldüğünü açıkladı.
Uluslararası ceza mahkemesi çağrısı
Meşhur, insan hakları aktivistlerini, Islah Partisi liderlerinin savaş suçlarından yargılanması için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) sunulacak dosyaları hazırlamaya çağırdı.
Bu sosyal medya paylaşımları, BAE’nin ABD tarafından terör örgütü ilan edilmesi beklenen Islah Partisi’ne yönelik yeni ve daha sert bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor.
Özellikle Aden’de BAE destekli grupların gerçekleştirdiği iddia edilen suikastların ardından gelen bu hamle, Islah liderlerini uluslararası hukuk yoluyla cezalandırma girişimi olarak yorumlanıyor.