L’Espresso: İsrail hapishaneleri ‘işkence kampları ağı’

28 Nisan 2026

İtalyan L'Espresso gazetesi, İsrail hapishanelerindeki tutsak Filistinlilerin sistematik işkence, cinsel şiddet, aç bırakma ve tıbbi ihmal gibi ağır ihlallere maruz kaldığını belirtti.

YDH- İtalyan L'Espresso gazetesi, İsrailli sivil toplum kuruluşu B'Tselem'in, "Yaşayan Cehennem: İsrail Hapisane Sistemi Bir İşkence Kampları Ağı Olarak" başlıklı yeni bir rapor yayımladığını bildirdi.

Raporda, İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların maruz kaldığı koşullar detaylandırılıyor.

41 yaşındaki Gazze sakininin ifadesi

L'Espresso'nun aktardığı ifadeye göre, 41 yaşındaki Filistinli Gazze sakini Tamir Karmut şunları anlattı:

"Beni işkence ederken, askerlerden biri bana tecavüz etti. Anüsüme tahta bir sopa soktu, yaklaşık bir dakika orada bıraktı ve sonra çıkardı. Ardından sopayı daha da büyük bir güçle tekrar soktu ve ben avazım çıktığı kadar bağırdım. Bir dakika sonra sopayı tekrar çıkardı, ağzımı açmamı söyledi, sopayı ağzıma soktu ve beni yalamaya zorladı."

"Disko" adlı sorgu odası ve yırtılan kulak zarı

13 Ekim 2025'te serbest bırakılan S.S. adlı eski tutuklu ise sorgu sürecini şöyle anlattı:

"Sorgular için 'disko' dedikleri bir odaya götürülüyordum. Altı gün boyunca bana günde sadece bir şişe kapağı su verdiler, yiyecek olarak ise sadece bir salatalık ve bir askerin önce ayaklarıyla çiğnediği küflü bir ekmek parçası verdiler. Durmadan dövüldüm ve elektrik şokuna maruz bırakıldım. Sabah akşam metal bir sandalyede oturmaya zorlandım. Odanın dışında İbranice şarkılar yayınlayan büyük bir hoparlör vardı, ses dayanılmazdı; bir kulak zarım patladı ve kulağımdan kan geldi."

"Sistemik ve kurumsallaşmış işkence politikası"

L'Espresso'nun haberine göre, Gazze ve Batı Şeria'da Filistinli nüfusun temel hak ihlallerini izleyen B'Tselem, halihazırda dolaşımda olan bilgileri sistematik hale getiriyor.

Raporda, Filistinli tutukluların "sürekli olarak işkence, cinsel şiddet, istismar ve zorunlu açlığa" maruz bırakıldığı, ayrıca tıbbi bakımın da reddedildiği belirtiliyor.

Örgütün çalışması, Ekim 2025'te İsrail ile Hamas arasındaki anlaşma veya önceki aylarda serbest bırakılan Filistinliler tarafından sağlanan 21 tanıklığa dayanıyor.

Ancak B'Tselem, "serbest bırakılan birçok mahkumun ifade vermekten çok korktuğunu, çünkü İsrail makamlarının hapishane deneyimleri hakkında bilgi paylaşan herkesi yeniden tutuklamakla tehdit ettiğini" açıklıyor.

7 Ekim 2023'ten bu yana en az 84 ölü, cenazelerin sadece dördü iade edildi

L'Espresso'nun aktardığına göre, B'Tselem, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail gözetiminde en az 84 tutsağın (aralarında bir çocuk da var) hayatını kaybettiğini duyurdu.

İsrail’in, ailelere cenazelerden sadece dördünü iade ettiği ve diğer 80 cenazenin halen İsrail'in elinde bulunduğu belirtildi.

Kasım 2025'te İnsan Hakları için Doktorlar tarafından yayımlanan bir rapor ise Ağustos sonu itibarıyla en az 94 Filistinlinin ölümüne dair doğrulanmış bilgi sunuyor.

İsrail gazetesi Haaretz'in aktardığına göre, Ağustos 2025'te Şin Bet sorgulamaları sırasında en az altı Filistinli hayatını kaybetti.

Bu rakamların sadece kesin olarak tutsak olduğu bilinen Filistinlileri kapsadığı, askerler tarafından gözaltına alınan, ancak hapishaneye götürüldüklerine dair teyit bulunmayan yüzlerce Gazzeli Filistinlinin akıbetinin ise bilinmediği belirtiliyor.

B'Tselem'den uluslararası topluma eleştiri

Raporda B'Tselem'in şu değerlendirmesine yer veriliyor:

"Toplanan tüm kanıtlar tartışmasız bir sonuca varıyor: İsrail, Filistinli mahkumlara yönelik sistematik ve kurumsallaşmış işkence ve istismar politikasını sürdürüyor. Bu politika siyasi sistem, yargı sistemi, medya ve elbette hapishane yetkilileri tarafından onaylanıyor ve destekleniyor. Hapisane yetkilileri, Filistinli mahkumların tutulduğu işkence koşullarıyla açıkça övünüyor."

L'Espresso'nun haberinde, bu sistematik istismarların gizlenmek bir yana, kamuya sergilendiği belirtildi.

Buna örnek olarak, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in bir toplama kampını ziyaret ederken Filistinli tutsaklar için idam cezası çağrısı yaptığı bir video gösterildi.

Veriler

Eylül 2025'te “İsrail Hapisane Sistemi”nin (IPS) yayımladığı üç aylık rapora göre, toplama kamplarında İsrail rejimi tarafından "güvenlik tutuklusu" olarak sınıflandırılan 10 bin 863 Filistinli bulunuyordu.

Bunlardan 3 bin 521'i "idari tutukluluk" sitemi altında, yani yargılanmadan ve suçlamalara karşı kendini savunma imkânı olmaksızın hapsedilmiş durumdaydı.

Ekim 2025'te, IPS'nin son üç aylık raporunun yayımlanmasından kısa bir süre sonra, İsrail ile Hamas arasındaki "ateşkes anlaşması" kapsamında yaklaşık iki bin Filistinli tutsak serbest bırakıldı.

L'Espresso'nun belirttiğine göre, takas anlaşmasından sonra bile İsrail'de hapsedilen Filistinli sayısının halen dokuz bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

Bu rakam, savaş öncesine göre önemli ölçüde daha yüksek: Eylül 2023 sonunda, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nden gelen toplam Filistinli tutsak sayısı 4 bin 935'ti.

B'Tselem direktörü: "Uluslararası toplum tam bir dokunulmazlık sağlıyor"

B'Tselem'in İcra Direktörü Yuli Novak, L'Espresso'ya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"İsrail rejimi, Filistin toplumuna yönelik koordineli bir saldırı kapsamında, Filistinliler için hapishanelerini bir işkence kampları ağına dönüştürmüştür. Bu politikanın amacı, Filistinlilerin bir topluluk olarak varlığını yok etmektir. Gazze'deki soykırım ve Batı Şeria'daki etnik temizlik bu politikanın en belirgin tezahürleridir. Giderek daha belirgin hale gelen kanıtlara ve İsrail işkence kamplarına ilişkin sayısız rapora rağmen, uluslararası toplum bu rejime tam bir dokunulmazlık sağlamaya devam ediyor, Filistinlilere yönelik süregelen işkence, baskı ve etnik temizliği fiilen meşrulaştırıyor ve kurbanları kendi hallerine terk ediyor."