İsrail medyası: Lübnan, İsrail ordusu için derin bir keder ve başarısızlık oldu

28 Nisan 2026

Maariv yazarı Aşkenazi, İsrail'in Lübnan harekatının stratejik hatalar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandığını ve kuzey sınırındaki yerleşimcilerin Hizbullah tehdidi altında kaderlerine terk edildiğini vurguladı.

YDH- İbranice yayın yapan Maariv muhabiri Avi Aşkenazi, kaleme aldığı analizinde, İsrail işgal ordusunun Lübnan’da yürüttüğü askeri operasyonların sonlandırılma sürecini sert bir dille eleştirerek, gelinen noktayı bir "başarısızlık ve derin keder" tablosu olarak tanımladı.

Aşkenazi, işgal ordusunun Lübnan harekatına başlarken bölgesel dengeleri yanlış okuduğunu savunuyor.

Yazara göre İsrail, İran cephesiyle olan bağları koparmadan ve "kanatlarını sağlama almadan" harekete geçerek kendisini çok cepheli bir ateş çemberinin ortasında buldu.

Operasyonun ilk aşamalarında Hava Kuvvetleri'nin İran'daki hedeflere odaklanması nedeniyle Lübnan sahasında piyadenin yalnız bırakıldığını belirten Aşkenazi, Kuzey Komutanlığı’nın bu açığı kapatmak için Deniz Kuvvetleri’ne ait yetersiz füze gemileriyle çözüm üretmeye çalışmasının stratejik bir zafiyet olduğunu vurguluyor:

''Lübnan’da beş tümenle faaliyet gösteren ordu, harekatın ilk kırk gününde İran’daki yoğun çatışmalara odaklanan Hava Kuvvetleri’nin desteğinden mahrum kaldı. Kuzey Komutanlığı, Hava Kuvvetleri’nin devasa ateş gücü yerine, kapasitesi oldukça sınırlı olan Deniz Kuvvetleri füze gemileriyle yetinmek zorunda kaldı.''

 

"7 Ekim öncesindeki kırılganlığa dönüldü"

Operasyonun kısıtlı bir kapsamda tutulmasının ve yönetim biçimindeki sorunların ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken Aşkenazi, Hizbullah’ın eski "denge kurma" stratejisine geri döndüğünü iddia ediyor.

Yazara göre İsrail, büyük umutlarla başlattığı harekatın sonunda kendisini yeniden 7 Ekim 2023 öncesindeki kırılgan güvenlik denkleminin içinde buldu.

Yapılan son misilleme saldırılarını ise askeri bir zorunluluktan ziyade, ABD’den alınan sembolik bir "icazet" ve "absürt bir hamle" olarak nitelendiriyor.

Yazar, sahadaki durumu ve ordunun içine düştüğü açmazı şu çarpıcı cümlelerle özetliyor:

"Bu bir ateşkes değil, adeta bir ateş topu. Hizbullah, İsrail aleyhine oldukça zorlu bir denklem kurmayı başardı."

 

Kuzey yerleşimcileri kaderine terk edildi

Analizinde sivil kanattaki huzursuzluğa da geniş yer ayıran Aşkenazi, kuzey sınırı yerleşimcilerinin işgal rejimi ve ABD arasındaki siyasi satranç oyununda "mat edildiğini" savunuyor.

Aşkenazi, ''İsrail ordusu, "Aslanın Kükremesi" savaşını sonlandırma aşamasına geçti ancak bu süreç, beraberinde büyük bir acı ve başarısızlık getirdi; kuzey sınırı sakinleri adeta kendi kaderlerine terk edildi.'' dedi.

Yerel yöneticilerin eğitim sistemini askıya alarak merkezi hükümete başkaldırdığını hatırlatan yazar, İsrail'deki karar vericilerin el-Celil bölgesinde yaşanan trajedilere karşı kayıtsız kaldığının altını çiziyor.

 Çatışma Hattı Forumu ve Meta Aşer Bölge Konseyi Başkanı Moşe Davudoviç, diğer yerel liderlerle birlikte son çare olarak eğitim sistemini durdurma kararı aldı.

Davudoviç’in şu sözleri durumun vahametini özetliyor:

"Bu bir ateşkes değil, sadece bir duraklama. Artık istatistik olmayı reddediyoruz. Bölge alev alev yanarken ve İHA’lar tepemizdeyken burayı 'güvenli/yeşil' ilan etmek politika değil, düpedüz ihmalkarlıktır. Çocuklarımızın can güvenliği için bölgeyi 'riskli/turuncu' statüsüne çekiyoruz. Bir felaketin yaşanmasını beklemeye niyetimiz yok."

 

"Anaokulu öğretmeni" olarak ABD

Haberin sonuç bölümünde Aşkenazi, İsrail ordusunun Lübnan’daki varlığını "sarı çizgi" olarak adlandırılan bölgeye çekerek tahkim etmeye başladığını belirtiyor.

Bundan sonraki sürecin, ABD’nin "bir anaokulu öğretmeni gibi" tarafları dizginlediği, ancak kalıcı huzurdan ziyade bir sonraki büyük çatışmaya veya olası bir "7 Ekim" baskınına kadar sürecek geçici ve yapay bir sessizlik dönemi olacağı öngörüsünde bulunuyor.